23.04.2019, 14:15

AİLE YIKIMI FITRATA DÖNÜŞLE ÖNLENİR

Çözüm Fıtrat Pedagojisine...
Hiç şüphesiz insanı yaratan Allah, insanın fıtratına, yani yaratılışına yerleştirmiş olduğu program, insan için en uygun programdır. Bu programın dışında uygulanmaya çalışılan her şey fıtrata zarar verir. Fıtrat kendinden olmayanı reddeder; tıpkı midenin fıtratına uymayan bir yemeği midenin istifra etmesi gibi...
Hz Adem'den bugüne, elbette yaradılışta çok büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Ancak değişim Rabbanî olunca fitrat insanî olinca fesat getirdi. Gerek fizyolojik olarak, gerek sosyo-kültürel bakımından, gerekse özellikle bakış açısını etkileyen psikolojik açıdan ciddi değişimler meydana gelmiştir/getirilmiştir.

Son 200 yıl içerisinde insan fıtratına çok ciddi müdahaleler yapılmıştır. Gerek Yapay Zeka projesi ile gerekse yürütülmekte olan daha birçok proje ile insan fıtratı bozulmaya çalışılmaktadır. Bunlar içerisinde özellikle cinsiyetle oynayıp, lezbiyen, gay, transeksüel gibi çeşitli tabirler ile, kadın ve erkek dışında yeni kavramlar üretilip, önce psikolojik olarak bunları topluma yerleştirme, daha sonra ise psikolojik boyutu tamamlandıktan sonra, fizyolojik ve biyolojik yönüyle çeşitli müdahalelerle insan fıtratını bozma girişimleri devam etmektedir. Bunun dışında özellikle aile sisteminde, anne baba ve çocuklar şeklinde yapılanan aile sistemini çökertip, bunun yerine önce Avrupa kökenli olan, Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da yoğun bir şekilde temelleri atılan, anne ve çocuk- baba ve çocuk aile sistemi üzerinde çalışılmış ve maalesef bugün artık, anne ve çocuk - baba ve çocuk yerine çocuklar aldırılır hale geldi.


Aile sistemi bu yönüyle ciddi manada sarsılmış bulunmaktadır. Dolayısıyla burada tekrar öze dönüş olması şart. Tabiri caizse fabrika ayarlarına dönüş bir an önce gerçekleştirilmelidir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken, Milli-Manevi (Milli'den kasıt, Millet-i İbrahim, manevi ise kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriften yola çıkarak yeniden bir yapılanmadir) aile sistemi kaçınılmazdır. Aksi takdirde toplum çok ciddi problemlerle karşı karşıya gelecektir/gelmiştir. Burada da çözüm fıtrat pedagojisindedir. Fıtrat pedagojisi dediğimiz zaman; Nebevî metotlarla yeniden çalışmalar yapılıp, hadisi şerifler üzerinden ve sahabe-i kiramın çocuk yetiştirme metotları araştırılıp bunun üzerinden, tekrar toplumu çok ciddi bir şekilde yapılandırmaya çalışmak demektir.

Evet Şüphesiz ki bireyin bozulduğu yerlerde ailenin de bozulması, ailenin bozulduğu yerlerde ise toplumun bozulması kaçınılmazdır. Dolayısıyla şu anda geldiğimiz noktada, Milli manevi değerlerini bilmeyen bir gençlik geleceğin anne babalarını oluşturacak, anne-babalar da toplumu oluşturacağıdan dolayı özellikle bugünün gençliğini yeniden bir yapılanmaya götürmek gerekir.

Bugün hedefsiz, idealsiz, sorumluluktan kaçan, vatan, millet, ümmet, bayrak gibi kavramları geri plana bırakan bir gençlik söz konusudur. Daha doğrusu hayalinde, hayatında, hedefinde bu kavramları asli manasıyla yok etmiş bir gençlik söz konusudur. Tabii ki burada bütün gençlikten bahsetmiyoruz. Elbette dikenlerin arasında gülün olması kaçınılmazdır. Çamurun içinde dahi Allah nice bitkiler, nice meyveler, nice yeşillikler, ürünler... meydana getirir. Fakat bugün toplum öyle bir noktaya geldi ki, başa gelen musibetlerin dahi sebebinin bizzat kendisi olduğunun farkında değil. Ve bu musibetlerin de bertaraf edilmesi için evvela kendisin değişmesi gerekmektedir. Aksi takdirde kendini değiştirmediği sürece aynı problemler, aynı sorunlarla hayatına devam edecektir. Bu da zamanla toplumsal bir travmaya sebep olacaktır. Onun için yeniden bir yapılanma, yeniden gençliğin, yeniden ailenin, yeniden toplumun yapılandırılmasına ciddi bir ihtiyaç vardır. Bu da ancak fabrika ayarlarına geri dönmek ile mümkündür. Tabii bu arada sivil toplum kuruluşları devletin çeşitli kurumları el ele vermeli ve birlikte çalışmalıdır. Aksi takdirde sadece devletin veya sadece sivil toplumun ayrı bir şekilde çalışması muvaffakiyeti geciktirecek veya getirmeyecektir.

Özellikle Devletin önemli kurumlarına, insanı etkileyen kurumlarına hassasiyeti olan şahsiyetlerin getirilmesi ve bunlar da sivil toplumla işbirliği yaparak birlikte çalışarak, gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Birbirini anlamayan devlet ve sivil toplum kuruluşları kesinlikle herhangi bir başarıya imza atamazlar. Devlet-millet bütünlüğü iş birliği ile mümkün hale gelecektir. Devleti'n de, toplumun da, bireyden oluştuğu gerçeğinden yola çıkarak birlikte çalışmalıdır. Ancak bu şekilde bir gerçek başarı elde etmiş oluruz.
                                                                           Adnan Kalkan
                                                                            Psikoterapist

Yorumlar (0)
banner51
25°
açık
Günün Anketi Tümü
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Namaz Vakti 12 Ağustos 2020
İmsak 04:26
Güneş 06:04
Öğle 13:14
İkindi 17:04
Akşam 20:14
Yatsı 21:46