ajanskamu @ gmail.com

TÜRKİYE, tam 17 senedir kesintisiz bir şekilde Başkan Erdoğanlı AK Parti tarafından yönetiliyorsa, girdiği her seçimde ekonomi, demokratik standartlar, özgürlük ve güvenlik dengesi ve çıtası hangi seviyede olursa olsun AK Parti hep birinci parti çıkıyorsa bu başarı; “halkın Başkan Erdoğan’ın karizmatik liderliğine, yönetim tarzına, sırtını salt hakka ve halka dayaması ile cesur ve dik duruşuna duyduğu itimattandır.”

****

Türkiye’de tam 17 senedir muhalefet partileri, AK Parti karşısında iktidara gelemiyorsa, halktan yönetimi devralması için destek ve teveccüh göremiyorsa bu başarısızlık; muhalefetin, yeminli Erdoğan düşmanlığı dışında bir yol ve yöntem denememesinden, “Erdoğan gitsin de varsın ülke batsın, ekonomi dibe vursun, darbe oluyorsa da olsun” gafletinden, özgüvensizliğinden, pısırıklığından, ikircikli tavırlarından, cesaretsizlik ve çekinliğinden kaynaklanıyor.

****

Muhalefet partileri, İktidar’ın Suriye politikasını en başından beri yerden yere vurdular. Suriye’deki tüm olumsuz gelişmeleri, dökülen kanların, yitirilen canların baş müsebbibi olarak AK Parti’yi gösterme gaflet ve yanlışına düştüler. AK Parti’nin Suriye’ye ilişkin politikaları olmasaydı sanki Suriye bugün Paris olacaktı, her şey dört dörtlük olacaktı, İdlip ve Halep güllük gülistanlık olacaktı. El insaf! Amerika’yı da Ak Parti mi Suriye’ye çağırıp, yerleştirdi? Işid barbarlarını Ak Parti mi mücadele edilmesi gereken bir vahşet olarak Ortadoğu’ya soktu? Işid’i önleme bahanesiyle, YPG ile iş tutan, Işid’i bir aparat olarak kullanıp, işgal ettikleri yerleri YPG’ye teslim eden Amerika değil de AK Parti miydi?

****

AK Parti’nin Suriye politikaları yüzünden mi Amerika YPG’ye binlerce tır silah teslim etti? AK Parti’nin Suriye politikaları yüzünden mi Amerika sınırlarımızı YPG’ye teslim etti, Akdeniz’e uzanan bir terör koridoru inşa etti? Ak Parti’nin Suriye politikaları yüzünden mi YPG/PYD şeflerini Rusya Moskova’da ağırladı, alttan alta YPG’ye destek verdi, dirsek temasında bulundu?

****

Başkan Erdoğan, Barış Pınarı harekâtını başlatarak tüm bu hesapları alt üst etti. Başkan Erdoğan, Barış Pınarı harekâtını başlatarak, hem Amerika hem de Rusya ile mutabakat imzalayarak askeri ve diplomatik büyük bir başarı elde etti. Başkan Erdoğan, Hem sahada hem de masada “biz de varız, bizi terör sarmalı ve tehdidiyle kimse boğamaz” diyerek büyük başarı elde etti. Başkan Erdoğan, YPG’nin Amerika destekli, Rusya gözetimli devletçik oluşturma hedefini tarihin çöp sepetine fırlatıp, büyük başarı elde etti.

****

Tüm bunlara rağmen muhalefet halen de “10 yıl önce Suriye ile her şey güllük gülistanlıktı, durumumuz daha kötüye gitti, hiçbir kazancımız yok” falan filan diyor da başka hiçbir türkü söylemiyor. Bir kerecik olsun dahi Esad’ı savundukları kadar Dünya’nın gözü önünde tarih yazan, emperyalist tuzakları bozan, ABD’nin Suriye planlarını tarihin çöp sepetine atan kendi ülkelerinin Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ı savunsalardı. Esad’a verdikleri desteğin binde birini Başkan Erdoğan’a verselerdi. Hiç şerh koymadan, “tamam arkadaş bir seferlik de olsa biz yanıldık, hem ABD hem de Rusya’yı masada anlaşmaya zorlamak büyük başarıdır, kahraman Mehmetçiğimizin meydanda kazandığı başarıyla masada da kazandık” deselerdi. Kıyamet kopmazdı ya “sonuç iyi oldu, Ey ABD, Ey AB, Türkiye YPG’ye tercih edilecek bir ülke değil” deselerdi.

****

Muhalefet partileri, ülkemizin geleceğini, bekasını, onur ve saygınlığını ilgilendiren konularda tavrını artık ülke menfaatine değiştirmeli ve netleştirmeli. “Muhalefet olabiliriz ama biz de Türkiye’yiz. İktidara Barış Pınarı Harekâtının başarısı için destek veriyoruz, kredi açıyoruz ama bu desteğimiz ve kredimiz, iktidarın hatalarına ileride muhalefet etmeyeceğimiz anlamına gelmez” demeleri dahi peşin kabulümüzdür. Bu ülke 82 milyon olarak hepimizin, sadece iktidarın ülkesi değil. Sevinirsek hep beraber sevineceğiz, üzülürsek hep beraber üzüleceğiz. Gün iktidar ve muhalefetiyle bütün siyasi ve ideolojik sorun ve tartışmaları bir yana bırakıp, başarıya ortak olma, Türkiye’nin moralini yükseltme günüdür.

Niçin anlamamakta ısrar ediyorsunuz, “Başkan Erdoğan’ın davası Türkiye davasıdır. Vatan ve namus davasıdır.”