ajanskamu @ gmail.com

Dün Gezi olaylarının başlamasının 6. yıldönümüydü.

Arap Baharı benzeri bir hareketti. AK Parti karşıtlığıyla bilenmiş kitleler mobilize edilerek bir ayaklanmanın fitili ateşlenmiş, birkaç gün sonrasında da vandalizme evrilen bir süreç başlamıştı.

FETÖ’nün bu ayaklanmadaki rolü, emniyetteki, belediyelerdeki kripto elemanlarıyla kışkırtıcılık yapmaktı.

Gezi ülkemize karşı gerçekleştirilen en büyük provokasyondu. Artık bugün vandalizmle anılıyor.

Yıkıcı etkileri oldu. O yılki turizm gelirleri baş aşağı gitti. Son on yılların en düşük faiz seviyesini gören, döviz kuru en alt düzeyde devam eden bir ekonomik tablo vardı ve bu tam tersine döndü.

Gezi olaylarının ardından pek çok soruşturma açıldı ve cezai yargılamayapıldı. Ama hepsi de karara bağlandı. “Hükümeti yıkmaya teşebbüs” suçundan yargılananÇarşı grubu beraat etmiş, Taksim Dayanışma Platformu üyelerine yönelik soruşturma da takipsizlikle sonuçlanmıştı.

ALTI YIL SONRAKİ DAVANIN İLK DOSYASI KİMDEN?

Ama tam altı yıl sonra yeni bir soruşturma başlatıldı. Aslında tren çoktan kaçmıştı. Soruşturmayı ilk başlatan da Muammer Akkaş adlı FETÖ’cü savcıydı. Hani Cumhuriyetgazetesinin o zamanki Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın da röportaj yaptığı o alçak firari FETÖ’cü.

İddianame işte onun bıraktığı yerden  “kıymetlendirilerek” hazırlanmış.

Sonuçta bu kıymetlendirilerek hazırlanan yeni iddianameye göre Osman Kavala ve bu yazının öznesi olan YİĞİT AKSAKOĞLU dâhil 14 kişi, Gezi protestolarını “yönlendirmek” ve “yaymaya çalışmak”, dolayısıyla da “hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye çalışmak” tan suçlanmakta. Ayrıca sanıklar, Gezi olayları döneminde göstericiler tarafından işlenen “mala zarar verme” kapsamındaki suçlardan da sorumlu tutuluyor.  Dava kapsamında gözaltına alınanlar arasında Turgut Tarhanlı, Betül Tanbay, Hakan Altınay, Yiğit Ekmekçi gibi akademisyenler de vardı hatırlarsanız. Onlar serbest bırakıldılar.

Şu aşamada yalnızca Osman Kavala ile Yiğit Aksakoğlu tutuklu.

İlginç olan şu ki Yiğit Aksakoğlu’nun Osman Kavala’yla hiçbir bağlantısı ve tanışıklığı yok. Yaklaşık 7 aydır tutuklu olan Yiğit Aksakoğlu “Gezi’yi organize etmek" le suçlanıyor ve ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyor.

İDDİANAME EPEY SORUNLU

İddianameye bakıldığında ciddi soru işaretleriyle karşılaşmak mümkün.

1-Yiğit Aksakoğlu ile ilgili ileri sürülen suçlamalar ve suç için gösterilen deliller arasında bir “İlliyet rabıtası” bulunmuyor. Daha doğrusu suçlamanın “delil” i suç olamayacak nitelikte. Misal, diğer sanıklardan H.G. ile “Diyalog ve Uzlaşma Merkezi Derneği” kurmaları “suç delili” olarak gösterilmiş. Peki dernek kurmak ne zamandır suç ve derneğin kendisi suç delili oldu?

2-Yiğit Aksakoğlu’nun Sırbistan’da sokak hareketlerinin organizatörü OTPOR’un lideri İvan Maroviç’i Türkiye’ye davet ettiği iddiası. Aksakoğlu’ndan, bu dernekte  “çözüm ve şiddet”konulu bir ders vermesi için isim önerisi isteniyor, Aksakoğlu da tam tersine “Maroviç var ama onun için CIA filan diyorlar” diyerek şerh düşüyor. Zaten ne Maroviç geliyor ne de ders oluyor.

3-Aksakoğlu’nun STK çalışmaları bir suçmuş gibi sunuluyor iddianamede. Bunun yanısırasiddetsizeylem.org adlı web sitesinin sahibi olması da iddianamede “delil” olarak değerlendiriliyor. Üstelik bu sitede hiçbir yayın yapılmamış olmasına rağmen.

4-Yiğit Aksakoğlu’nun görüştüğü kişiler arasında Alevi ve gayrimüslimlerin olduğu ifadesi ise iddianameyi hazırlayanlar açısından bir ayıp teşkil ediyor.

5-Acı olan şu ki iddianamede yer alan tüm delil ve bilgiler, firari savcı Akkaş’ın emriyle dinlenen telefon kayıtlarından, ayrıca o dönemde emniyetin hazırladığı raporlardan oluşuyor.

Evet, tüm bu bilgiler iki küçük kız çocuğundan ayrı olarak tutukluluğu devam eden Yiğit Aksakoğlu hakkındaki adaletsizliğin ipuçlarını veriyor insana. Bu genç adamın özgeçmişine baktığımızda hakikaten eğitimli, entelektüel, sivil toplum sorumluluklarına sahip, temiz ve dürüst bir profille karşılaşıyoruz. Ben ne savcı ne de hâkimim ama bir gazeteci olarak ortadaki haksızlığı görüyorum.

Yargı mekanizması o süreçte birkaç kez yazdığım Büyükada davası benzeri bir mağduriyetinsorumlusu olmamalıdır derim.