ajanskamu @ gmail.com

“Madem” diyerek sözlerine başlıyor CHP’nin bıyıksız bademi:
“HDP, PKK’nın siyasal uzantısıysa neden kapatmıyorsunuz?”
Aklınca CHP-İYİ Parti-HDP ittifakını aklamış olacak.
Elde etmek istediği sonuç açık:
“Kapatmadığınıza göre bizim ittifak yaptığımız HDP, PKK’nın siyasal uzantısı değil.”
Oldu baby face…Zekâ küpüsün maşallah.
Kendisine bu konuda FOX TV’nin haber sunucusu da eşlik ediyor bayık konuşmasıyla. Onun görevi ise CHP-İYİ Parti-HDP ittifakını sıkıştığı konularda kurtarmak. Lojistik destek elemanı.
Bu türden “tarafsız” gazeteci-televizyoncu çok “Millet İttifakı”nı arkalayan. Kimi oylar bölünecek diye CHP ile DSP arasında ara buluculuk yapıyor, kimi PKK sevdalısı bir CHP il başkanına “DSP olayının arkasında AKP var” dedirterek dünyadaki tüm kargalara kahkaha attırıyor. Ağabeyi, yakını belediye meclis üyesi adayı olunca böyle “duygusal durumlar” daha da artıyor tabii.
Asıl dertleri HDP ve dolayısıyla PKK ile örtülü ittifaklarını halktan saklamak.
 
BEN DE SORUYORUM: HDP NEDEN KAPATILMIYOR?
Cevabını da veriyorum:
Kapatılmıyor çünkü parti kapatmak eskiden olduğu gibi kendini bilmez bir savcının iki dudağının arasında değil. Uzun prosedürler ve Meclis kararı gerekiyor.
Kapatılmıyor çünkü zaten yerine yenisi kuruluyor.
HDP’den öncesini hatırlayalım:
Halkın Emek Partisi (HEP), Demokrasi Partisi (DEP), ÖZDEP, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP), Demokratik Halk Partisi (DEHAP), Demokratik Toplum Partisi (DTP), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve son olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP).
Değişen ne oldu? Sadece isimleri. Her defasında daha da “mağdur” oldular ve Kürt meselesine yıllarca çözüm bulunamadığı için oy oranları düzenli biçimde yükseldi.
Bugün Kürt sorunu diye bir mesele yok. Bu AK Parti hükûmetleri sayesinde oldu. Kürt ve diğer etnik kesimlerin dil, kültür, eğitim ve kimlikleriyle ilgili hiçbir sorun kalmadı.
 
ÇÖZÜM SÜRECİ TÜRKİYE’NİN YÜZAKIDIR VE BUGÜN PKK’YA KARŞI ELDE EDİLEN BAŞARININ MİMARIDIR
Halkı arkanıza almadan terörle mücadele edemezsiniz.
Çözüm Süreci bu bakımdan mihenk taşıdır.
AK Parti ve Başbakan Tayyip Erdoğan ardından Türkiye’mizde barış ortamını sağlamak, daha fazla şehit kanı akmasının önüne geçmek için siyasi geleceğini riske etmek pahasına Çözüm Süreci’ni başlattı ve devletin istihbarat yetkilileri PKK ile “SİLAHLARI BIRAKMASI” koşuluyla masaya oturdu. İngiltere IRA ile İspanya ETA ile nasıl müzakere yürüttüyse aynı yöntemle.
Ama 7 Haziran 2015 seçimlerinde AK Parti oyları yüzde 41’e düşünce PKK Batılı istihbarat örgütlerinin gazlamasıyla ve vaatleriyle verdiği tüm sözleri unutup yeniden saldırdı. Türkiye’nin güneydoğusundaki şehirlerimizi kazdıkları hendeklerle savaş başlatarak işgal etmeye yeltendiler. Uzun anlatmaya gerek yok, kazdıkları hendeklere gömüldüler. Çünkü ÇÖZÜM SÜRECİ ile PKK’nın “Kürtlerin taleplerinin temsilcisiymiş” gibi yaydığı propaganda boşa çıktı. Devletin barış çabasını bizzat yaşayan ve iki yıl süreyle de olsa barışı soluyan Kürt vatandaşlar Türkiye’nin uzattığı eli geri çeviren PKK’yı güvenlik güçlerimizle baş başa bırakıp hendek kazılan şehirlerden geçici olarak göç etti.
Güvenlik güçlerimiz öyle itinalı operasyon yaptı ki 4.000’den fazla terörist temizlendi ve halkın kılına zarar gelmedi. Halk yeniden evlerine döndü. O şehirler kısa sürede teker teker onarıldı, teröristlere destek veren belediyeler de kayyuma devredildi.
Bu yüzden CHP ve İYİ Parti’nin PKK’nın siyasal uzantısı HDP ile ittifakını deşifre edince Mansur Yavaş ve benzerlerinin zavallı bir çabayla Habur fotoğrafları göstermesi hiçbir anlam ifade etmiyor. O fotoğraf ülkede huzur ortamı sağlamak üzere ilk adımların atıldığı sırada bir yol kazasıydı. Şimdi sizler o Habur’cuların oylarına talipsiniz, asıl acıklı ve trajik olan da bu.
Bu gerçeği dile getirince de hemen mal bulmuş mağribi gibi sallamaya başladılar:
“Madem HDP PKK’nın siyasal uzantısı, kapatın gitsin o zaman…”
Amaçlarını biliyoruz:
1-HDP kapatılsın ve böylece seçmenlerin eli tamamen serbest kalarak CHP-İYİ Parti ittifakına yönelsin.
2-Biz de bu parti kapatmadan dolayı bol bol mağduriyet üretir, iktidarı Batı’ya şikâyet ederiz.
 
BÖYLE GİDERSE HDP DEĞİL CHP KAPANIR
Yemezler.
İktidar işte bu yüzden, HDP’li vekillerin akla ziyan ve provokatif açıklamalarına rağmen parti kapatma seçeneğini kullanmıyor. Çok da iyi ediyor.
Zaten terörle bağlantısı bulunan ya da teröre destek veren milletvekili hakkında fezleke hazırlanıyor ve dokunulmazlığı kaldırılarak cezaevine gönderiliyor. Dolayısıyla HDP’de milletvekillerinin ve partililerin hukuki ve meşru sınırlar içinde kalması bu yolla teşvik edilmiş oluyor.
Ama bu durum şu gerçeği hiçbir zaman değiştirmiyor:
HDP, PKK’nın siyasal uzantısıdır ve CHP-İYİ Parti ittifakının ortağıdır.
Bir şey söyleyeyim, eğer böyle giderse HDP değil CHP kapanır. Çünkü Kılıçdaroğlu Atatürk’ün kurduğu ve ideolojik temelini attığı bu partiyi hızla kimliksizleştirdi, PKK ve FETÖ yuvası hâline getirdi, 12 Eylül faşistlerine kucak açmaktan çekinmedi. Parti yönetim yapısı ve kadroları itibarıyla öylesine marjinalleşti ki yakında CHP’nin kapısına kilit vurulur ve kapatılırsa şaşmayın. Tabii SEÇMENLERİ eliyle.
 
 
Vural Ergül hakkındaki takipsizlik
 
Biliyorsunuz bu darbe destekçisi avukat bana ağza alınmayacak hakaretler etmişti.
“Uğur Dündar’ın karanlık avukatı” başlıklı yazımda deşifre etmiştim onu. 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi gecesi en çirkefinden Tweet’lerle darbeye destek vermişti. Halkı aşağılayarak, ağza alınmayacak küfürlerle üstelik. Karşılığında tarafıma 40 küsur Tweet atmış ve bazılarında hayli ağır hakaretlerde bulunmuştu.
Savcılığa şikâyet etti avukatlarımız.
Verilen cevap ise ne tuhaftır ki takipsizlikti. İlginç olan şu, savcı şikâyet edilen kişinin savunmasını bile almaya ihtiyaç duymamıştı. Demek ki bu kadar emindi kararından.
Tabii avukatımız bu karara itiraz etti.
Bu durumu geçen cumartesi günkü yazımda dillendirdim hatırlayacağınız üzere.
Dün aldığım bilgiye göre mahkeme savcının takipsizlik kararını kaldırmış ve soruşturmanın devam etmesine hükmetmiş.
Türkiye’de hukuk adamları olduğunu gösteren adımlardan biri bu.
Ama böylesi davalar hep olacak. Önceki günkü yazımda CHP eski milletvekili Dursun Çiçek’e “Siz iktidarı devrin biz bakın nasıl yargılıyoruz” onları diyen savcı ve hâkimler hazırlanıyor mu diye sormuştum.
Hazırlanıyorlar bunu biliyoruz. Sadece yargıda değil, ne yazık ki TSK içinde de hâlâ varlar.
Biz de hazır olmalıyız.
Bu kavga namus kavgası. Vatanın, milletin, cumhurun namusu.