ajanskamu @ gmail.com

Uhud Savaşı denilince neredeyse hepimizin aklına, savaşın kırılma noktası olan ve Müslümanlara büyük acılar yaşatan “Okçular Tepesi” hadisesi gelir.
Allah Resulü, cenk meydanının en stratejik olan tepesine elli okçu yerleştirdi ve “Sakın yerlerinizden ayrılmayınız” diye tembihledi.
Ancak  bu 50 kişilik grup içinden 40 kişinin, “Bizim burada durmamızın sebebi, düşman tehlikesini önlemek içindi. Şimdi düşman gittiğine göre, burada artık durmamızı Resulullah efendimiz de istemez. Peygamber efendimizin yanına gidelim, ne emir buyurursa onu yapalım" düşüncesiyle bulundukları yeri terk ettiler. Ancak, tepeyi terk etmeleri savaşın seyrini değiştiren gelişme oldu.
Savaşı kaybetmek üzere olan Halid bin Velid, kaçmakta olan kuvvetlerini toplayarak o tepeden dolanıp İslâm ordusunu kuşattı ve savaşın seyri değişti. Ondan sonra da bilinen acı olaylar yaşandı.
Tarih bize bir şey öğretmişse o da şudur: En kötü şey liderlere olur.
Uhud'da da aynısı oldu. Hak davasını yaymak için mücadele eden Allah Resulü yara alan ilk isim oldu. Hemen akabinde, Peygamber efendimizin amcası olan Hazreti Hamza, Vahşi adlı bir köle tarafından mızrak ile şehit edildi...
AK Parti'nin 17 yıldır verdiği savaş bana Uhud'u hatırlatır.
Recep Tayyip Erdoğan geride bıraktığımız 17 yıl içinde en büyük darbeleri "Okçular Tepesi"ne yerleştirdiği bazı kurmayları tarafından yedi.
Kimi belediye başkanı, kimi teşkilat başkanı, kimi bakan, kimi milletvekili olan bu kurmaylar, tıpkı Okçular Tepesi'nde yaşananları yaşattılar. Uygunsuzluk denizinde usulsüzlük fırtınalarına kapıldılar. Kendileri yok olup gitti lakin verdikleri zarar da büyük oldu...
Tarihin dehşetle tekerrür ettiği bir başka olay daha var size anlatmak istediğim. Timur ile Yıldırım Beyazed'in karşı karşıya geldiği Ankara Savaşı...
140 bin kişilik Ordusu ile Ankara Çubuk'a gelen Timur'un karşısına 85 bin kişilik ordusuyla çıkan Yıldırım Bayezid zaferden emindi. 
Ancak cenk başladığında ilk darbeyi, güvendiği adamlarından yedi. Kara Tatarlar, Timur ile savaş öncesinde anlaşmışlardı. Yeniçerilerin yanına gitmek yerine Rumeli ve Sırp askerlerinin arka cenahından ok atışlarıyla Osmanlı Ordusu'na arkadan saldırdılar. Hemen ardından Anadolu beylikleri de Timur’un ordusundaki Anadolu Beyliklerinin safına geçerek Osmanlı ordusundaki dengeleri altüst ettiler.
Bunu sadece şan için, makam için, ganimet için yaptılar.
Dedim ya, tarih bize en kötü şeylerin liderlere olduğunu göstermiştir diye.
Osmanlı Ordusu kılıçtan geçirildi. Yıldırım Bayezid esir düştü ve Timur tarafından kendi ülkesinin yıkılışı kendine izlettirildi. Bir rivayete göre kahrından öldü, bir diğer rivayete göre ise intihar etti...
Bugün de aynı şeyleri yaşıyoruz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün en büyük darbeyi, en güvendiği isimlerden yiyen bir lider olarak öne çıkıyor. Bir zamanlar en şanlı makamlara getirdiği isimler şu anda karşısında saf tutmuş durumda. 
Ve artık AK Parti seçmeninin içindeki belli bir grup da "Bunlar dünya nimetlerinden yararlandı, biz geride kaldık" diyerek safları terk ettiğini ya da terk edeceğini açıklıyor. Ancak bu durum, AK Parti'nin bir dava partisi olduğu gerçeğini değiştirmez, değiştirmeyecek. 
Uhud'dan sonra hiç kimse, inancını, davasını terk edip gitmedi. Kimse kimseye ceza kesmeye, ders vermeye çalışmadı.  
Peygamber ordusu Uhud'daki o yaşananlardan sonra yeniden toparlandı. İslam tüm dünyaya yayıldı ve ebediyete kadar yaşamaya, yayılmaya devam edecek.
Yıkıldı denilen Osmanlı, bir Mehmed Çelebi'nin ortaya çıkmasıyla yeniden kuruldu, dört kıtaya hükmetti. 
Demem o ki...
Birileri davadan dönse bile, birileri ders vermeye, cezalandırmaya çalışsa bile bu davanın sancağı yere düşmez, düşmeyecek. En kötü şey liderlere olsa bile, zamanı geldiğinde bir lider daha çıkar ve bu davanın bayraktarlığını yapmaya devam eder.
Çünkü Hak davasında yenilgi yoktur, imtihan vardır!