01.03.2019, 07:03

Devam edip değişmek, değişip devam etmek!

          Dilimiz öyle zengin ve güzel sözcük, kavram, deyim ve sözlerle dolu ki… Her biri ayrı bir tat bu sözcük, kavram, deyim veya sözlerin. Her birinin kendine özgü mealleri da var doğrusu. Her söyleyiş dağ gibi bir mana ortaya çıkarıyor doğrusu. Gözümüzde binler, milyonlar oluşuyor. Trilyonlarca alev topu meydana geliyor. Şimşekler çakıyor sanki yeryüzünü alt üst eden depremler yaratılıyor.

            İşte bunlardan biri de "DELİKANLI" kavramıdır. Delikanlı sözü, anlamı derin olan, insanı derinden sarsan, kafalarda duman duman güzeli yaşatan, beyinleri hop oturtup, hop kaldıran çok güzel bir sözdür.

            Delikanlı deyince hemen durup bir an düşünün bakalım; ne geçti aklınızdan? Şimdi de gözünüzü kapatıp canlandırın bakalım; ne hissettiniz?

            Delikanlılık, çok da anlamlı bir biçimde, Türk Dil Kurumu sözlüğünde, "Çocukluk çağından çıkmış genç erkek." olarak tanımlanır. 'Delikanlı çağımızdaki cevher / Yalvarmak, yakarmak nafile bugün.' der, ünlü şair, Cahit Sıtkı Tarancı.

            Delikanlı olmak sözünün eri, dürüst, namuslu olmaktır aynı zamanda. Bizim toplumumuzda delikanlılık bir imajdır. Hem de çok önemli bir imajdır. Yiğitliğin, adamakıllı olmanın adıdır. Fakir/fukaranın, garibanın, öksüzün, yetimin, yaşlının, velhasıl yardıma muhtacın, düşenin korunmasıdır.

            Delikanlı olmak, ruh terbiyesi ister. Ruhunu terbiye etmeyen bireyler asla delikanlı olamazlar. Çünkü ruh terbiyesi insanı fitne fesattan korur. Olaylara duygusal yaklaşmayı engeller.

            Acıma hissini; koruma, kollama, gözetleme hissini geliştirir. İnsanı sözünün eri yapar.     
            Kalleşliğin panzehiri ruh terbiyesidir. Delikanlılığın töresini, geleneğini meydana getiren ana unsurlar ancak ruh terbiyesi ile sağlanabilir. Ruhunu terbiye etmeyen şahıslara kim ne derse desin delikanlı denilemez.

            Delikanlı aşkı özde yaşar. Delikanlılıkta aşk nefes almak gibidir. Bir yudum suyu cukur cukur içebilmektir.

            Delikanlının aşkı söze yansır. Bu öyle bir yansıyış olur ki, sarsar yürekleri, derinden etkiler gönülleri, allak bullak eder bakışları… Onun aşk anlayışında hiç bir zaman tenden, etten yararlanma yoktur çünkü.

            Dostum dediği kadına sonuna kadar sahip çıkar delikanlı. Şimdinin zibidileri gibi kadından yararlanıp bir süre sonra onu yarı yolda bırakmaz… Sahiplenir kadınının günahını, sevabını… Çünkü gönle düşen ceylandır ondaki sevda. Yorulmamaktır, bitimsizliktir bir anlamda.

            Delikanlılıktaki sevgi, "Yüklenmişken gam yükünü / Saza ceylan geldi bugün." dizelerine ne de mükemmel yansıyan tattır…

            Delikanlı sözünün sultanıdır. Sözün sultanı olmak ise çok da kolay bir iş değildir. Meşakkatli iştir sözün sultanı olma işi. Pek büyük engeller çıkar sözün sultanı olmaya talip olanların karşısına.

            Kalleşler, leş kargaları, namertler, ayakçılar, serseriler…Hep peşindedir çünkü onların.   
            Sözünün sultanı olanlar kimi beleş yolları tıkarlar çünkü. Kötülüğün panzehiridir onlar çünkü. Sözün sultanı bir kere ama adam akıllı konuşur çünkü.

            Onların sohbetleri de dinlenir. Tiplerinden bile hakikat yansır, bir güven duygusu yansır yüzünüze. Bıyıkları, köstek saatleri, tespihleri bile farklıdır.

            Delikanlılar aynı zamanda akrebin kıskacında da yaşarlar. İçinde bulundukları ortam, sarf ettikleri emek, caba bunu gerektirir. Her an karşılarına bir musibet çıkabilir çünkü. Bu nedenledir ki o, oluşabilecek bütün olumsuzluklara karşı hazırlıklı olmak durumundadır.   
            Bileğini her daim çelik zırh gibi tutmak mecburiyetindedir.

            Yani şairin dediği gibi; "Eş kıratım meydan bizim." Peki geleneğimizde, töremizde önemli bir yeri olan delikanlı edası, delikanlılık kurumu ne hale geldi?

            Toplumsal uzlaşıyı, yardımlaşmayı, iyilik ve doğruluğu, güçlünün güçsüzle dayanışmasını ifade eden bu güzel kültür ne duruma düştü?

            Hangi çakal, ne sıfata büründürdü bu efsaneyi…

            Şimdilerde efede, dadaşta, seğmende ifadesini bulan yaren geleneğinin, ahilik ocağının insanımıza kattığı değer niçin ayaklar altında acaba?

            O günkü yapılanmanın kuruttuğu bataklıklar neden boy verdi, neden kalleşlik yaygınlaştı, neden haksızlık bu kadar yoğunlaştı acaba?

            Oturup bu konuyu enine boyuna düşünmek lazım.

            Kimi olumsuzlukların ortadan kalkması için ruh terbiyesini sağlayabilmek için, sözün sultanı olabilecek insanların çoğalması, çoğaltılması lazım. İki kişi kavga edince araya girecek, ayıp zayıp edebilecek hatırlı babayiğitlerin artması lazım.

            Amacım insanları geriye, tersine götürmek değil.

            Amacım nostalji yapmak, ona, buna özenmek de değil. Amacım yaşayamadığım duyguları birinin yaşamasını sağlamak hiç değil. Amacım gençliği çağın ötesinde kalmış garip hislere götürmek asla değil.

            Amacım toplumsal bir gerçeğimizin gün yüzüne çıkmasını sağlamaktır. Babalığa falan özenen pırıl pırıl gençleri kötü alışkanlıkların pençesine düşmekten korumak için onlara yol gösterebilmektir. Zalimin zulmünden bizleri ancak duyarlı gençlik koruyabilir mesajını verebilmektir. Delikanlılığın toplumdaki müstesna yerini tartıştırabilmektir.

            Yani kısaca amacım, Ahmet Hamdi TANPINAR' ın deyimiyle, "Devam ederek değişmeyi, değişerek devam etmeyi sağlamaktır."

            Son söz şiirin olsun öyleyse…

             “Niçin koptu, neden azdı? / Canım gençlik elde sazdı / Tarihler hep onu yazdı / Anlı şanlı gençlik nerde? /… / Sıkı isen gençliği çöz / Dinlemez hiç anlamaz söz / Doğrusu tek aramaz öz / Canlı canlı gençlik nerde? /… / Tek tutkusu makyaj ya maç / Yaka açık, boyalı saç / Gönlü küskün, umudu aç / Baba sanlı gençlik nerde? /… / İleriyi aydın gören / Tabiata ilham veren / Kötülüğe göğüs geren / İnsan yanlı gençlik nerde? /… / İpekli’ nin göz bebeği /… / Milletin orta göbeği / Yurdumun temel direği / Delikanlı gençlik nerde?”

Yorumlar (0)
banner51
22°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Namaz Vakti 13 Temmuz 2020
İmsak 03:42
Güneş 05:36
Öğle 13:15
İkindi 17:13
Akşam 20:43
Yatsı 22:29