Tarihsel-toplumsal zeminini yitirmiş bir sistemi sürdürüyoruz.

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer eğitim reformuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Eğitim 31.10.2020, 00:14 30.10.2020, 23:45
Tarihsel-toplumsal zeminini yitirmiş bir sistemi sürdürüyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kapsamlı bir eğitim reformu yapmaya ihtiyacımız var” tespiti üzerinden eğitimi konuşmaya devam edelim. Zaten tespitin kendisi tespit olmanın ötesinde alana ilişkin bir itham, bir itiraf, bir çağrı olarak değerlendirilmelidir. Asıl anlamı ve önemi de buradan gelmektedir. Zira eğitimde başarılı olduğumuz şeklinde ortada ne bir iddia var ne de böyle bir kabul var. Cumhuriyet tarihimizin başlangıcından bu yana, buna AK Parti dönemi de dahil, iddialı vaatler dile gelmiş ancak vaatlerin gerçekleşeceği belirtilen tarih geldiğinde aynı sevimsiz gerçekliğimizin biraz daha sevimsizleşerek yanı başımızda durduğunu deneyimleyip durmaktayız. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan da umudunu yitirmiş olacak ki bize artık 2023 gibi yakın bir tarihe bağlanmış vaatler sunmak yerine sadece sembolik anlamı ve çağrışımları olan 2053 gibi bir tarihi referans gösterdi.

Çoğunluğumuz bu muhabbetin içeriğine ilişkin bir dikkatten yoksun olduğumuz için burada herhangi bir problem görmüyoruz. Alana ilişkin bir şeyin dile geliyor olmasını başlı başına yeterli görüyoruz. Çok değil iki yıl önce şaşalı bir törenle bir belgenin lansmanı yapıldı. Belge ile daha doğrusu belgenin içerdiği eğitim yaklaşımı ve çözümlemesiyle önümüzdeki süreçte tek kanatla (akıl) uçmaya çalışan dünyadan farklı olarak, akla ve kalbe eşit şekilde ağırlık vererek çift kanatlı olacağımız söylendi. Hassas duygu dünyamızı okşayan bu sözlerle heyecana gelmekten bunun nasıl olacağını sormayı akıl edemedik. Metin, bize bunu meslek lisesinin atölyesinin yenilenmesi ile gerçekleştireceğinden bahsediyordu ancak biz bu amaç ile bu araç arasında nasıl bir ilişki olduğunu, böyle bir sebep-sonuç ilişkisinin mümkün olup olmadığını sormayı/sorgulamayı düşünemedik. Aynı şekilde bundan birkaç yıl önce apar topar şekilde ortaöğretim geçiş sitemini değiştirdik. TEOG’dan Mahalli Yerleştirme Sistemi’ne geçtik. Geçerken isteyenin istediği okula gideceğinden, sınav stresinin kalkacağından, seçmeli derslerin çoğalacağından, öğrencilerin sosyal ve kültürel faaliyetler yürüteceğinden, servis sorununun kalkacağından vs. gibi keyfe keder pek çok gerekçe ileri sürmüştük. Peki, ne oldu? Aynı sevimsiz gerçekliğimiz biraz daha sevimsizleşerek yanı başımızda duruyor. Değişikliği yaptığımız günden kesinlikle daha iyi bir noktada değiliz hatta daha kötü bir noktadayız.

Peki, böyle olması sürpriz mi? Yani bahsedilen sorunumuzun bahsedilen şekilde çözülmemiş olması çok mu tuhaf geliyor? “Nasıl başaramadık arkadaş” mı demeliyiz? Kapsamlı bir reform yapmaya girişmeden önce, reform yapmak isteyen kim, reform yapmak istediğimiz alanın hususiyetleri nelerdir, reforma ihtiyacımız olduğunu kim söylüyor, reforma ihtiyacımız olduğunu nasıl tespit ettik, niçin reform yapılması gerekiyor, reform yapılacak bir alanımızın olmasının sebepleri, müsebbipleri kimlerdir, nasıl bir reform yapmak istiyoruz gibi çok hayati sorularla yüzleşmemiz gerekmiyor mu? Güzel, albenili cevaplardan/çözümlerden önce anlamlı sorularımızın olması gerekmiyor mu? Eğitimde başarısız şeklindeki söze tarihi bir söz, tespit muamelesi yapanlar bu sözün kendi başına reform olduğunu sanıyorlar. Doğrusu anlamlı ve hayati sorulardan sıyrılmış steril bir “eğitimde başarısız” tespitinin ne bir anlamı var ne de bu ülkeye bir hayrı var. Eğitimde başarısızız çünkü tarihsel-toplumsal zeminini yitirmiş bir sistemi sürdürüyoruz. Bu eğitim-öğretim sisteminin kapasitesi son derece sınırlı o yüzden başarısızız. Peki, aynı sistemi tüm dünya uygulamıyor mu? Evet, tüm dünya uyguluyor ve uygulandığı her yerde bu sistem başarısız. Çünkü kapasitesi sınırlı, çünkü yapmaktan ziyade yıkmaya meyyal. Her yerde başarısızsa bizde niye daha başarısız görünüyor? Çünkü biz sınırlı kapasiteyi de kullanmakta bir beceri gösteremiyoruz. Niye beceri gösteremediğimizi isterseniz devenin “boynun eğri” sözüne karşılık verdiği cevapla açıklayalım: Neremiz doğru ki?

Abdulbaki Değer / Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı

Kaynak: Ajans Kamu
Yorumlar (0)
banner51
açık
Günün Anketi Tümü
2021 Yılı Asgari Ücret ne Kadar Olmalı?
2021 Yılı Asgari Ücret ne Kadar Olmalı?
Namaz Vakti 04 Aralık 2020
İmsak 06:34
Güneş 08:06
Öğle 12:59
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09