22.10.2020, 22:46

Eğitimde 'öteki' olmak ve ötekileştirmek…

Eğitim camiası içerisinde en çok olması gereken şey birlik, beraberlik, çalışma barışı ve kurum huzuru iken, ne yazık ki olması gereken şeylerin aksine şu veya bu sebeplerle istenmeyen, tasvip edilmeyen birtakım olumsuzluklar da yaşanıyor, yaşanabiliyor.

Yaşanan bu olumsuzluklar çoğu zaman çözülemeyen sorunlar yumağı haline dönüşüyor. Doğrudan olmasa da sonuçları itibariyle eğitim kültürünü de, bu kültür içerisindeki paydaşları da olumsuz etkileyebiliyor. En çok etkilenen kişiler kuşkusuz çocuklarımız, öğrencilerimiz ve haliyle onların geleceği oluyor.

Et tırnak olması gereken eğitimciler bir bakıyorsunuz incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerle hallaç pamuğu gibi dağılabiliyor. Bir araya gelip muhteşem bir sinerji ortaya çıkarmaları gerekirken, en önemli kişiler eğitimciler olması gerekirken, bir bakıyorsunuz var olan enerjiyi tüketmede bile birbirleriyle adeta yarışıyor; birbirlerini ötekileştiriyor. Çözümü ötekileştirmede arıyor.

Öteki olmakta sorun yok; hepimiz birbirimize göre bir başkasıyız; ötekiyiz. Ama kimse, hiç kimseyi ötekileştirmemeli. Bir eğitimci bir eğitimciye göre ötekidir; bunda hiçbir sorun yok. Asıl sorun bir eğitimcinin bir başka eğitimciyi ötekileştirmesi ya da ötekileştirme niyetidir.

Şu sıralar elimde Akademisyen Levent Bilgi’nin “Ben ve Öteki/Rojin” adlı psikolojik romanı var. Yazar kitabın kapağında der ki;
“Kimdir öteki olan? Ben mi, sen mi?
Peki ben ötekiysem, bana göre de sen öteki değil misin?
Öyleyse sana göre de ben mi ötekiyim?
Nedir öteki?
Nedir bireyi öteki kılan şey? Etnik kimlikler mi, din mi, mezhep mi, coğrafya mı, ekonomik koşullar mı, yaşama şartlarımız mı?”

Sahi, kim kime göre öteki, nedir öteki, neden öteki?

Bence, aynı dili konuşmayan her bir eğitimci birbirine yabancıdır, ötekidir; birbirlerine karşı ötekileştirilmişlerdir. Etnik olsun, ekonomik kaygılarla olsun, sendikal faaliyetlerden ötürü olsun, dünya görüşü nedeni ile olsun; yani her ne sebeple olursa olsun, tüm kimlikleri bir kenara bırakıp aynı havuzda yüzen insanlar, aynı gökyüzünde uçuşan kuşlar gibi birlikte olmak aynı meslekî dili konuşup birbirlerinin hayatlarına dokunmaktır ötekileş(tir)memek… Aksi hep öteki olmaktır; ötekileştirilmektir.

“O artık bizim zümreden değil, bizim sendikadan değil, bizim okuldan değil, bizim sınıftan değil…” gibi cümlelere maruz kalmaktır öteki olmak; ötekileştirilmek! Oluşturulan kimlikten dışlanmaktır; küme dışı kalmaktır.

Öğretmen idarecileri, idareciler öğretmenleri ötekileştirmemeli. “Siz” değil, “biz” olmalı her şey. Bir bütün olmalı öğretmen de idareci de, veli de hatta öğrenci de… Aynı havuzda yüzebilmeli, aynı gökyüzünde beraber kanat çırpmalı… Havuzun suyu da, gökyüzünün maviliği de herkese yetecek kadar çok olmalı!

Okullar parçalanmış yapılar haline gelmemeli; bütünleşmeli. Korktuğunu, rakip gördüğünü, gözüne kestirdiğini, beğenmediğini, sevmediğini ötekileştirmek eğitimcilik kimliğine yakışmaz. Eğitimciliğin ruhunda sevgi, merhamet, şefkat, fedakârlık, yardımseverlik gibi güzel hasletler vardır. Eğitimci de kirlenmemeli, eğitimcilik kimliği de. Temiz kalmasını arzuladığımız dünyada, eğitimciler de temiz kalmalı. Hatta dünyanın temizlenmesinde eğitimciler önayak olmalı.

Her eğitimci temizliğe kendinden başlamalı; fikirlerini temizlemeli, düşüncelerini, ruhunu, dünyasını… Arınmalı her şeyden, her kötülükten, tüm olumsuzluktan. Her olumsuzluk eğitimci için kimliğin körelmesidir; ölüme giden yoldur. Mesleki hayatın sonuna yolculuktur. Yaşamak isteyen eğitimci, önce mesleğini yaşatmalı.

Ötekileştirmek bir alışkanlıktır; bağımlılıktır. Ötekileştirmenin panzehiri sevgidir; sevmektir her şeyi… Kendini, meslektaşlarını, öğrencilerini, okulunu, kimliğini, kaderini… Her şeyi sevmek… Sevginin olduğu her yerde dağılır dumanlar. Kara bulutlar kaybolur. Aydınlanır ruhlar; kavuşur huzura. Hayatında güneşler açar; ısınır yürekler. Açan güneşler kendisi de, meslektaşlarını da, öğrencilerini de ısıtır, aydınlatır.

Sevgide güneş gibi olalım ki okullar cennet olsun, ruhlar huzur bulsun!

Yorumlar (0)
13°
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
2021 Yılı Asgari Ücret ne Kadar Olmalı?
2021 Yılı Asgari Ücret ne Kadar Olmalı?
Namaz Vakti 05 Aralık 2020
İmsak 06:35
Güneş 08:07
Öğle 13:00
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09