16.01.2019, 10:34

GÖREVİMİZ TEHLİKE ve PAYİTAHT

Görevimiz Tehlike ve Payitaht, biri yerli diğeri Amerikan yapımı iki dizi. Biri, hedeflerine ulaşmak için her şey mubah gören sömürgecileri, diğeri her türlü tuzak, hile ve ihanete rağmen vatanını savunanları anlatıyor. Biri her şeyi biz, diğeri Amerika.

Eğer kendinizi yeterince güçlü hissediyorsanız yaptıklarınızı gizleme gereğini hissetmezsiniz. Kimsenin size hesap soramayacağını inanıyorsanız pervasızca hareket edebilir, istediğinizi yapabilirsiniz. Bu yüzden Amerikan sinema ve dizi sektörü, Amerika’nın izlediği politika hakkında korkusuzca bilgiler verir. Amerikan gizli servislerinin, düşman gördüklerini pasifize etmek için çevirdikleri dolapları, kullandıkları teknolojileri ve karşılarındakilerinin akılsızlıklarını abartarak izleyicilere aktarırlar. Çünkü düşmanlarının, gözünü korkutma, yıldırma, mücadele azimlerini kırma ve kendilerini önemsiz hissettirme yollarından biri de budur.

Yukarıda bahsettiğimiz bütün özelliklerini taşıyan bir dizi Görevimiz Tehlike. 90’lı yıllarda gariptir ki TRT’de yayınlandı. Ağzımız açık izledik, Amerikalıların hile hurda yollarını. Peki ders çıkara bildik mi? Sanmam. Bizim için sadece bir diziydi, onlar için olmadığı ise açık.

Bu dizi, Amerikan çıkarlarına uymayan lider ve yakınlarının algıları üzerine oynayarak, birbirlerine düşman etme ve böylece onlardan kurtulma üzerine kurgulanmış. Filmin baş rol oyuncularının dördü erkek, biri kadın. Dizinin her bölümü, yaşlı ajana gizli bilgileri içeren bir mesaj ile başlıyor. Mesajı ileten alet, mesajı ilettikten sonra kendi kendini yok ediyor. Mesaj “Bu görev sırasında yakalanırsanız veya öldürülürseniz bizimle ilişkiniz olmadığını açıklayacağız.” diye bitiyor. Gizli görevi alan baş ajan, diğer ajanlarla birlikte bir toplantı yapıyor. Diğer ajanlar hedefteki düşmanın nasıl bir cani olduğunu, durdurulmazsa neler yapacağını, zayıf ve güçlü yönlerini, zaaflarını birbirlerine anlatıyorlar. Filmin saçma yanı, görevi sadece baş ajan bildiği halde diğer ajanların hedefteki kişi hakkında ön araştırma yapmış olmaları ve elde ettikleri bilgileri birbirlerine aktarmaları. Tabi burada gizlenen amaç; karşıdaki düşmanın yok edilmesinin gerekliliğini, seyirci gözünde meşrulaştırmak.

Hedefteki düşman genellikle bir diktatör (çoğunlukla Müslüman ya da komünist bir lider), cani, Batı düşmanı, kimyasal/biyolojik/nükleer silah üreten, terör olaylarına karışmış, kendisine karşı olan insanları acımasızca öldüren, kalbinde zerre insanlık olmayan vahşisi biri oluyor. Liderin yanındakilerde aynı özelliklere sahip kişiler. (Bugün Batı’nın kendi çıkarlarına uymayanları nasıl diktatör ilan ettiği, buna karşın kendi çıkarlarına uygun gerçek diktatörleri hiç gündem yapmadığı malumunuz.) Ajanlar ekibi hedefteki ülkeye gidiyor. Düşmanı yok etmek için en yakın adamlarını ona ihanet eden kişilermiş gibi bir oyun tertip ediyorlar. İşte düğüm o anda çözülüyor. Diktatörü! en yakın adamına öldürtüyorlar veya en yakın adamını diktatöre. Bunun için, parmak izi kopyalama, bilgisayar yolu ile sahte mesajlar oluşturma, makyaj hileleri ile kılık değiştirme, gizli kamera yerleştirme, mikro cipler kullanma, ses değiştirici araçlarla sahte videolar hazırlama, dinleme yapma vb. birçok yöntemi kullanıyorlar. Bu dizi Kızılderili ata sözü sözünü haklı çıkarır nitelikte; “Bir gölde iki balığı kavga ederken görürseniz bilin ki aradan bir İngiliz geçmiştir.”

Yaptıkları şeyler size tanıdık gelmiyor mu? Medya yolu ile yüzlerce sahte haber servis edilmiyor mu? Topluma liderlik eden insanlar itibarsızlaştırılmaya çalışılmıyor mu? Toplumda güven bunalımı yaratılarak kaos ortamları hazırlanmıyor mu?

TRT’de yayınlanan ve Osmanlı’nın son dönemlerini anlatan Payitaht adlı dizi ise gerçekten son derece iyi kurgulanmış, derin mesajlar içeren, sürükleyici bir dizi. Millete kızıl sultan olarak yutturulmaya çalışılan, II. Abdülhamit Han’ın, yedi düvele karşı mücadelesini anlatıyor. Vatan ve millet sevgisi, yiğitlik, mertlik, Batılı ülkelerin ve Yahudiler’in amaçlarına ulaşmak için yaptıkları hileler bundan daha iyi anlatılamazdı. TRT’nin son dönemlerde tarihimize dair, milli bilinç oluşturmaya yönelik dizileri her türlü taktire şayan.

İhtiras, kin, kıskançlık, çekememezlik, bencillik, çıkarcılık vb. durumlar sadece insanlar arasında olmaz. Devletler arasında belki insanlar arasındaki olanın daha fazlası vardır. Milli menfaat adı altında ülkelerin savaş alanına çevrildiği gözümüzün önünde. Böyle olmasaydı, din ve ırk farklılıklarının yanında sınır komşuluğu bile olmayan ülkelerin Irak, Libya, Suriye’de milyonlarca dolar harcayarak asker, silah ve teçhizat bulundurmalarını nasıl açıklayabiliriz.

Çinli filozof Sun Tzu bir sözü ile yazımızı bitirelim. Kendini tanırsan yüz savaştan ellisini kazanırsın. Hem kendini hem düşmanını tanırsan yüz savaştan yüzünü kazanırsın. Hem kendini hem düşmanını tanımazsan yüz savaştan yüzünü de kaybedersin.

Yorumlar (0)
banner51
21°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Sizce Şu Anki Korona Virüs Rakamlarına Göre Okullar 31 Ağustosta Açılmalı mı?
Namaz Vakti 13 Temmuz 2020
İmsak 03:42
Güneş 05:36
Öğle 13:15
İkindi 17:13
Akşam 20:43
Yatsı 22:29