Ajanskamu.Net- Özel Haber-Milli Eğitim Bakanı Ziya SELÇUK Bakanlık çalışmaları hakkında MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR Komisyonunu bilgilendirdi.

12’nci sınıf hazırlıkla ilgili bir şey sordu sayın vekilimiz. Burada, Millî Eğitim Bakanlığının içerisinde yapılan bazı taslak çalışmalarla ilgili dışarıya bilgi sızıyor. Bu birçok yerde oluyor. Millî Eğitim Bakanlığında daha çok oluyor çünkü biz bir karar alırken sahadan çok fazla insanı davet edip onların görüşünü alıyoruz, o da kulaktan kulağa yayılıyor. Burada bizim yapmak istediğimiz şey, bir dershane ya da üniversite sınavına hazırlık sistemi yapmıyoruz, biz ortaöğretimi iyileştirme çalışması yapıyoruz. Derslerin sayısı azalırken -ki bunlar netleşti aslında, ilan edeceğiz-

prensip şu: Çocuklar bütün alanların dersinin hepsini birden almasınlar, nereye yöneleceklerse üniversite biz onun ilgisini, yeteneğini ölçelim, kendi tercihine kalmıştır. Burada bir öneri de olmuştu entegre okullar vesaireyle ilgili. Hani biz çocukları belirleyelim, sonra sen şuraya, sen şuraya git; Türkiye böyle bir sosyal antropolojik zemine henüz sahip değil. Yani bizim insanların çocuğuna “Sizin çocuğunuz hakkında karar verdik, o şu okula gidecek, bu da bu okula gidecek.” diyeceğimiz bir sosyal antropolojik zemin Türkiye’de oluşmadı Almanya’daki gibi ya da başka yerdeki gibi. Bu oluştuğunda o da olabilir.

Liselerin ders saati ve sayısıyla ilgili, bütün bunlar çocuğun derinleşmesi, hobi yapabilecek duruma gelmesi…

Mesela ortaöğretimdeki en önemli şeylerden bir tanesi şu: Lise mezununun hemen hemen hiçbir becerisi yok.

Bu becerinin edinilebilmesi için bilişim sektörüyle, hizmet sektörüyle birkaç aydır çalışıyoruz, uluslararası sertifika ve belge sistemleri oluşturduk, protokoller imzalandı. Yani lise mezunu bir çocuk belirli konularda… Bu, herhangi bir bilişim güvenliği vesaire gibi “social hackerlık” dediğimiz başka alanlar veya bugünkü bilişim dünyasının ihtiyacı olan konularla ilgili olabilir ya da sanatla ilgili olabilir, başka alanlarla ilgili olabilir; bütün bunları Mesleki Yeterlilik Kurumundan da belgelendirerek, uluslararası sertifika sistemlerini de vererek, çocuk mezun olduğunda, elinde, bununla para kazanabileceği bir sertifikası ve geçerli bir sertifikası olsun. Bütün bu beceri sertifika sistemlerini de piyasada ihtiyaç olan şeylerden yapıyoruz.

Yani “Biz bunu verdik de bir işe yaramadı.” demesinler diye, dış ticaret açığımız ve insan kaynakları açığımız açısından nerede eksiğimiz varsa oralarda sertifikasyon sistemi oluşturduk.

Bunlar da ortaöğretimi açıklayacağımız… Sanırım mart ortasında açıklayacağız onu da o zaman bu da belli olacak. Çocuk bir alanda derinleşecek ve o alanda, mesela matematikse matematikte iki saatle yetinmeyecek, matematikte sekiz saat ama laboratuvarını alacak, Şimdi, biz laboratuvara sokamıyoruz çocuğu, her dersi almak zorunda olduğu için. Mesela diyelim ki mühendisliğe girecek çocuk, o da bütün sosyal dersleri alıyor, diğerleri de alıyor. Önemli olan temel dersleri ilköğretimde almak, lise 1’de de Türk edebiyatı, Türk tarihi vesaire gibi ortak bir havuz oluşturmak ama ondan sonra da bırakın kendi yöneldikleri alanlarda derinleşsinler meselesi bu.
Burada da trafik metaforunun olduğu bir şeyi kullanıyoruz. Yani hızlı gitmek, ortadan gitmek, kenardan gitmek gibi, çocuğun her an şerit değiştireceği esnek bir model geliyor, inşallah bunu da paylaşacağız.