Millî Eğitim Bakanlığı’nın bugünlerde dikkat çekici şekilde, inceleme ve soruşturma alanında tarafgir bir tutum takınarak bazı iş ve işlemlere yöneldiğine şahit oluyoruz.

Bakanlığın, Kastamonu/Devrekani İlçe Temsilcimizin, başka bir sendikanın temsilcisinin Genel Başkanımıza yönelik suçlama ve hakaretlerine sosyal medyadan verdiği cevabı soruşturma konusu yapması, hem teftiş hem adalet hem de görev alanı bakımından mesnetsiz bir iştir. Sosyal medya ortamında yapılan karşılıklı yazışmalarda, ağır ifade kullananları, suçlama ve hakaretleriyle tahrikte bulunanları değil, onlara tamamen gerçeklere dayalı bir şekilde cevap veren İlçe Temsilcimizi soruşturmaya kalkışmak, olsa olsa sendikal rekabette taraftar olmaktır. İçeriğinde hiçbir suç unsuru bulunmamasına rağmen sırf diğer sendika şikâyetçi oldu diye kendine görev addederek Bakanlıktan müfettiş göndermek, kendi varlık sebebini unutarak işgüzarlık etmektir.

Bu konunun 657 sayılı Kanun’un 125. maddesi bağlamında hiçbir şekilde disiplin suçu konusu teşkil etmeyeceği ve nasıl yorumlanırsa yorumlansın suç konusu olmayacağı birazcık hukuk ve mevzuat bilgisi olanlarca açıktır. Sendikal rekabet ortamında olabilecek bazı tartışmalardan kendine ödev çıkarmak, ya birilerine yaranmak ya da bulanık suda balık avlamaktır.

Küçük düşürücü ifade ve hakaret ile eleştiri arasındaki farkı bilmemek, şikâyetçi tarafından olay nasıl algılanıyorsa öyle algılamaya hazır olmak, adalet olgusunun köküne kibrit suyunu, bizzat adaleti tesis etmesi gerekenler eliyle dökmektir. Bu görev anlayışı Bakanlık müfettişliği değil, sendika teftiş erliğidir.

Her aklı başında olan kişi için, nereden bakılırsa bakılsın, suç unsuru içermediği açık ve net olan paylaşımların inceleme/soruşturma konusu yapılması ve soru olarak sorulması, usule aykırılığı bir yana, kamu görevlisinin itibar ve şerefiyle oynamaktır. Üyemizin ve yöneticimizin itibar ve şerefiyle oynanmasına hiç bir şartta müsaade etmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz.

Sendikal rekabet alanı içinde değerlendirilmesi gereken, taraflar arasında amir-memur ilişkisinin bulunmadığı, şayet suç unsuru varsa, yargı yoluyla çözümlenmesi gereken bir konuyu, Bakanlığın hiç bir değerlendirmeye tabi tutmadan soruşturma konusu yapması, tarafsız/bağımsız olması beklenilen ilgilileri zan altında bırakacaktır. Bakanlık, ilgili sendikanın hukuk bürosu misyonunu üstlenmiş ve bu konudaki güvenilirliğini yitirmiştir.

Bakanlık müfettişlerinin, eleştiriyi küçük düşürücü ifade, hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etme olarak değerlendirerek hazırlayacakları muhtemel bir soruşturma raporu, soruşturma raporu olarak değil, kendi varlığını inkâr olarak kayıtlara geçecektir.