Kamuda çalışanlar üzerinde ciddi baskılar olduğu herkesin malumudur. Bu baskılar çok çeşitlidir; yönetici olmak, görevde yükselmek isteyenlere kıyak, amirlerinden baskı görmemek isteyenlere, öğretmense nöbet günü ve ders programında kolaylık, postacıysa, daha rahat bir cihette görev yapmak, hemşireyse daha yüksek döner sermaye ya da daha rahat bir bölümde görev alabilmek, stajyer memursa asalete geçişte problem yaşamamak vb baskılar sayılabilir. Bu saydıklarım daha da çeşitlendirilebilir.

Hayatın her döneminde bu tür baskılarla karşılaşılabilir.Asıl soru, hayatın, herhangi bir evresinde, karşılaşılan zorluklara karşı, nasıl bir tavır takınılacağıdır.İşte, bu zorluklara karşı oluşturulan tavrın adı, şahsiyettir.Şahsiyet, doğumdan, ölüme kadar yaşanılan süreçte tüm yaşadıklarımıza karşı, cevabımızdır, aslında.

Çalışma hayatı, insan ömrünün büyük bölümünü kaplayan bir dönemdir ve insanın en verimli çağıdır. Dolayısıyla, insan hayatında, bu kadar önemli yer tutan, çalışma hayatı ile ilgili tüm yaşananlar, bizleri, yakından ilgilendirmektedir. Yanlışlara teslim olmak, başlangıçta, bu verimli dönemi kolaylaştırıyor gibi değerlendirilebilir, ancak, kolaycılık olarak görülen bu yöntem, aslında, birbirini takip eden, esasen, çok daha büyük zorluk ve problemlerin habercisidir. Neden mi? Çünkü, demokratik, kurallı, ahlaki bir sistemi, aslında daha niteliksiz ve kuralsız, gayri ahlaki bir düzenle, bizzat kendi elimizle, değiştirmiş oluruz.

Çözüm nedir?Bir şarkı sözüydü, "Başkası olma, kendin ol!"Mesele, kendimiz olabilmektir. Gerek çalışma hayatının dayattığı problemlere, gerekse hayatın tabi seyri içinde karşılaştığımız, tüm sıkıntılara karşı, "kendimiz olabilmek" son derece önemlidir.

Kendimiz olmak için, öncelikle ilkelerimiz olmalıdır.İlkesi olmayanlara, başkaları, kendinden çok daha güçlü sandığı, kişi ya da kişiler yön verecektir.Bu durumda ise, rüzgarın önünde oraya, buraya savrulan yaprak olmak, tabi ki, kaçınılmazdır. Mesele, dalından kopmamaktır, dalımız, inançlarımızdır, ideallerimizdir, bizi biz yapan değerlerimizdir.

Türkiye Kamu Sen, ait olduğu gövdeye, sımsıkı bağlı, "kendi olmak" azminden kopmayan, ilke ve ideal sahibi dava adamlarının ocağıdır. Bu ocağı tüttürmek milli bir görev olarak görülmelidir.

Türkiye Kamu Sen, geçmişi olan, tarihi tecrübe ve birikimi olan bir milli sivil toplum örgütüdür. Varlık sebeplerimizi biliyoruz. Bunlar, genelde; bu ülke ve milletin, ilelebet sağlam bir zeminde hayatiyetini devam ettirmesi, özelde; çalışma hayatında yaşadığımız zorluklara, "kendimiz olarak" sağlam bir duruş göstererek, kamu çalışanlarının daha şahsiyetli yaşamasının mücadelesini yapmaktır.

"Başkası olma, kendin ol!" veciz ifadesinden hareketle, çalışma hayatımızın, gelecekte, bugünden çok daha aydınlık olmasını diliyorum. Bu hedef, bir şuurdur, ne mutlu bu şuura ermiş olanlara.

İsmail KONCUK

Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanı

kamu haber, kamu ajans, Kamudan haberleri ve gelişmeleri  Ajanskamu farkıyla aktarmaya devam edeceğiz.

Ajans kamu Haber/ www.ajaskamu.net

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.