Okullarımızda ders kitapları ücretsiz dağıtılıyor. Milyonlarca öğrencinin ders materyalinin bedelsiz verilmesi ciddi bir ekonomik yük olmasına rağmen AK Parti iktidarı bunu başarılı bir şekilde yürütüyor.  Bu uygulamaya dair olumlu ve olumsuz eleştiriler de mevcut ancak gelinen nokta itibariyle ücretsiz dağıtılan ders kitaplarının bir yıl sonra dönüşüme veya çöpe gitmesi üzücü.  Diğer taraftan sadece ders kitaplarının mevcut sınav sistemleri için yeterli olmadığı yönünde görüşlerin hâkim olması. Bu sebeple yüksek akademik başarıyı hedefleyen okullarda ders kitapları pek kullanılmıyor.

            Geçen yıl ders programları yenilendi. Binlerce öğretmen seminere alındı. Seminer alan öğretmenler kendi görev yerlerinde yeni müfredatı anlattı. Milli eğitimde işleyişe baktığımızda her şey çok iyi, yenilikçi ama alınan mesafeyi değerlendirdiğimizde can sıkıcı sonuçlar göze batıyor. Yenilenen müfredata göre yeni kitaplar basıldı. Şimdi okullarda bu yeni kitaplar var. Yine ücretsiz ve eksiksiz bir şekilde öğrencilere teslim edildi. Bedelsiz bir şeyin kıymeti maalesef olmuyor. Bu kitapların bedeli olmalı! Bu bedel maddi de olmasın. Öğrencilerden beklenen tek şey başarıdır. Bir çocuk, bunu da başaramıyor ve yıllarca okulda, sırada bekliyorsa geleceğini de hazırlayamamış oluyor.  Ücretsiz verilen kitabın da devletin de değeri de bilinmiyor. Oysa ücretsiz kitap dağıtılacak denildiğinde imkânsız, hayal denilmişti. Şimdi o hayali yaşıyoruz!

            Devlet okullarında bunlar yaşanıyor. Özel okullarda ise binlerce lira kitap parası toplanıyor. İlginç bir toplumsal yapımız var. Devlet okulunda üç kuruş toplansa kıyameti koparanlar, özel okula gittiğinde kuzu kuzu her isteği yerine getiriyor. Bu durum akla şu soruyu getiriyor: Özellikle lise eğitimi zorunlu olmaktan çıksa mı?  Çünkü bu zorunluluk kapsamında herkes Anadolu lisesine gitmek istiyor. Anadolu liselerinde ise tek hedef akademik başarıdır. Akademik başarı; rekabet, test, farklı yayın, kaynak vb. materyal ve sonunda prestijli bir üniversite demektir. Bu yarış olduğu sürece de devlet okullarındaki problemler bitmez. En iyisi lise eğitimi zorunlu olmaktan çıkarılmalıdır.

Bu gidiş, meslek liselerine ilgiyi azaltmış durumdadır. Ara eleman ihtiyacını karşılayan bu liseler kan kaybediyor.  Meslek liselerinin OSB’lere taşınması isabetli olur. Bu liselere başlayan başarılı öğrencilere karşılıksız burs verilmesi mesleki eğitimi güçlendirir.   Özel okullara verilen teşvik misali, devlet veya özel meslek liselerini tercih eden başarılı öğrencilere teşvik verilmeli.

Test çözmekten özel hayatındaki problemleri çözmeye zaman bulamayan bir nesil yetişiyor. Bu dramatik durum gittikçe kötüleşiyor. Daha doğrusu sadece test çözen ama hayatındaki problemlerin çözümünü ailesine havale eden bir nesil geliyor. Hazırcı ve her şeyi önüne bekleyen bir nesil. Aşırı rekabetçi, hırslı, başarılı ama insani yönü zayıf bir toplum bizi bekliyor. Yetenekleri köreltilmiş, sanattan mahrum, kitap okumayan, sosyal meselelere ilgisiz, spor yapmayan bir nesil. Sorumluluk almak kişiyi kemale erdirir. Gençlerimiz sonsuz imkâna ama sıfır sorumluluğa talip durumda.

            Kitap bedava ama hayat öyle değil! Gerçi Orhan Veli “Bedava”  şiirinde güzel demişti. En iyisi şairi dinlemek.

BEDAVA

Bedava yaşıyoruz, bedava;

Hava bedava, bulut bedava;

Dere tepe bedava;

Yağmur çamur bedava;

Otomobillerin dışı,

Sinemaların kapısı,

Camekânlar bedava;

Peynir ekmek değil ama

Acı su bedava;

Kelle fiyatına hürriyet,

Esirlik bedava;

Bedava yaşıyoruz, bedava.

ALİ BAL / MİLAT