Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) 2017 yılı Kasım ayı toplantısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı toplantı salonunda yapıldı.

Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri Necati Alsancak ve teknik heyetimiz de hazır bulundu.

ÇALIŞMA BAKANI SARIEROĞLU:SORUNLAR ÇERÇEVESİNDE ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR

Kamu Personeli Danışma Kurulu Kasım ayı toplantısının açılışında bir konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu; toplantımız hayırlı ve uğurlu olsun. Göreve geldiğimiz günden beridir sorunların çözümü noktasında yoğun bir mesai harcıyoruz. KPDK toplantılarının da bu çözümler noktasında son derece önemli toplantılar olduğuna inanıyoruz. Gündemimizde olan tüm konular üzerine çalışmalarımız devam etmektedir. Bir çok sorunun bu masa etrafında çözüleceğine inanıyor, tekrar toplantımızın hayırlı olmasını temenni ediyorum.” dedi.

KONCUK:KPDK TOPLANTILARINDA ARTIK AYAKLARIMIZ GERİYE GİDİYOR

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk toplantıya katılanları selamlayarak başladığı konuşmasında; şunları söyledi: “Bu tür toplantılara gelirken daha önceki yıllarda daha arzulu ve istekli geliyorduk. Yaşanan problemleri nasıl çözeriz?diye. 5. toplantıyı yapıyoruz ama ayaklarımız geri gidiyor. Bu toplantının kanunda yazan bir formaliteyi tamamlamaktan başka bir sonuç doğruymayacağına inanarak geliyoruz. Elbette sendikacı olarak buralarda birtakım şeyleri söylüyoruz. Bu tabi ne sayın Bakanımızın ne de burada olan Kamu İşveren Heyetinin suçu değil. Herkesin bir suçu var burada, sendikalarımızın da. sorumlulukları var. Gerek Toplu sözleşme kanunu, gerek bunun içinde yer alan KPDK, Kurum İdari Kurullarını nasıl etkin kılabiliriz, kamuda kamu çalışanlarının problemlerini çözerken hizmet kalitesini nasıl artırabiliriz hep beraber bunu düşünmemiz lazım ama formaliteden öteye götüremedik. Bu sayın Bakanla ilgili değil tabii, bu sizin ilk toplantınız. Toplu sözleşmede tespit yaptık, sizde buna katıldınız. Toplu sözleşme konusu olmayacak bazı problemlerin KİK toplantılarında ya da KPDK’da çözülebileceğini konuştuk am aradan 3 ay geçti ama henüz sonuç yok. İnşaallah bundan sonraki toplantılara katılmadan bunlarda ilerleme olsun, bizde buraya iştahla gelelim. Keyifle konuşalım burada.

Şu ana kadar yapılanlardan hareketle söylüyorum, hiç bir beklentim olmadığını buraya gelmeden açıklamıştım. Halen bir beklentim yok ama problemleri söyleyeceğiz bu bizim görevimiz. Geçmişte aldığımız kararlar var ama hala hayata geçmedi. Mesela, disiplin affı, yardımcı hizmetler sınıfına ek gösterge verilmesi, 4-C’lilere kadro ki aynı zamanda toplu sözleşme kararı idi ama maalesef çözülmedi. İzinlerin iş günü esasına göre düzenlenmesi bunlar bizim KPDK da mutabık kaldığımız konulardı ama hala hayata geçmedi.

KONCUK: KAMUDA HER ŞEYDEN ÖNCE HUZUR SAĞLANMALI

Kamu son derece önemli, bu ülkenin huzuru için, vatandaşlarımıza kaliteli hizmetin ulaşması için kamuyu kucaklamak lazım. Nasıl kucaklarız? huzuru sağlayarak kucaklarız. Şu ana kadar huzuru sağlamak adına gerekli adımlar atılmadı. Mesela kamuda ayrımcılık hala kalkmadı, mevzuat düzenlemeleri hala yapılmadı, mülakat konusu yönetici atamada vs. hala çözülmedi. Bu konuda yaşadıklarımız ortada, ayrımcılığın temelinde bu mülakat esaslı düzenlemeler yer alıyor. Bu sistem bu şekilde devam ettikçe kamuda liyakati sağlayacak sistemi kabiliyetli, donanımlı, bilgili insanları kamuda yetkili kılma sistemini oluşturabilmemiz verimliliği artırabilmemiz, kamuda var olan ve derinleşen huzursuzluğu ortadan kaldırabilmemiz mümkün değil. Bunlar siyaset üstü konulardır. Ülkemizin geleceği için önemli konulardır, İsmail Koncuk’un şahsi davası değildir.

KONCUK: SÖZLEŞMELİLER VE KADROLULAR ARASINDA FARKLAR ÇOK

4-B ve 4-C konusu hala çözülmedi. 4-B 2011’de kaldırıldı. Siyasi partiler seçim beyannamelerine koydular, iktidar da seçim beyannamesine koydu ve 4-B’lileri kadroya aldı ve bu sistemi kaldırdı ama 4-B alımı daha da hız kazandı ve kamuda devam etti. Zaman zaman Bakanlarımız bilemiyorum mevzuattan haberleri mi yok , bilmiyorlar mı ya da kamuoyuna mı böyle sunuyorlar bilemiyorum ama bu haberlerin okuyunca üzülüyorum. “Sözleşmeliyle kadrolu arasında fark yoktur” diyorlar. Sendikacı olarak bu haberler bizi geriyor ama bunlara cevap verme usulünün de bizim terbiyemizle mütenasip olması gerektiği için biz bize uygun cevaplar veriyoruz. Sözleşmeliyle kadrolu memur arasındaki farklardan bazılarını ifade edeyim;

Sözleşmeli personelin 1. dereceden yakını vefatı halinde 3 gün, diğer memurlara 7 gün izin veriliyor.

Eşi Doğum yaparsa sözleşmelilere 2 gün, diğerler memura 10 gün izin,

Evlenirse, sözleşmeliye 3 gün, diğer memura 7 gün izin,

Vergi dilimi tüm sözleşme ücreti gelir vergisine tabi, diğer memurlarımızda sadece bazı maaş kalemleri gelir vergisine tabi, sözleşmeli personel yüzde 20’lik vergi dilimine çok daha hızlı giriyor.

Sözleşmelilere 1 yıl ücretsiz doğum izni verilirken diğerine 2 yıl veriliyor,

Süt izni 1 yaşına kadar günde bir buçuk saat veriliyor sözleşmeliye, kadroluya ilk altı ay günde 3 saat, ikinci altı ay günde bir buçuk saat izin hakkı veriliyor. Bu nasıl mantıktır. Bu memleketin geleceği olan evlatları sözleşmeli de kadrolu da yetiştiriyor, nesiller arasında farklı bir muamele yapılıyor. Bunlar vicdanı kanatan farklardır bunlar.

Sözleşmeliler görevde yükselme sınavına giremiyor, diğerleri giriyor.

Eş durumu, tayin hakkı yok, özür tayin hakkı yok sözleşmeli personelin ama diğerlerinin var,

Sözleşmelilerde yıllık izni bir sonraki yıla aktarılmıyor ama diğerlerinin var.

Yurt dışında eğitim yanda görevlendirilme hakkı yok sözleşmelilerin ama diğerlerinde var,

Tayinlerde harcırah konusu, birinde var diğerinde yok...Bunlar çözülemeyecek problemler mi? Daha öncede ifade ettim hükümetin erken emeklilik konusundaki düşünce ve tavrını biliyoruz. Erken emeklilik olmasın diyor. Sayın Davutoğlu ile Başbakan olduğu ilk dönemlerde bir toplantı yapmıştık. Orada erken emeklilik konusu gündeme gelmişti. 4-C’linin emeklilik yaşı dolduğu anda sözleşmesi yenilenmiyor. Diyoruz ki, “Diğer memurlarımızın 65 yaşına kadar çalışma hakkı var” ama 4-C’linin çalışmasına ihtiyacımız yok. Bunlarında yaptığı iş var, sorumlulukları var. Basit bir düzenlemeyle halledilebilecek bir konu iken, herkes kulağının üzerine yatmış bu problemler çözülmüyor. Bunlar mutlaka çözülmeli.

KONCUK: TARİHE NOT DÜŞÜYORUM, TAŞERON KONUSUNDA GELECEK SİSTEM DAHA BÜYÜK SORUNLARI BERABERİNDE GETİRECEK

Taşerona kadro konusu. Net söylüyorum ben korkuyorum. Neden korkuyorum? Sendika başkanı olarak korkuyorum. 750 bin taşeron çalışan var, öyle bir istihdam modeli ile karşı karşıya kalacağımızı düşünüyorum ki, 4-B ve 4-C’den gelen problemleri aratacak problemlerle hem sendikalar hem de kamu tarafı uğraşmak zorunda kalacak. Çünkü taşeron problemini çözebilecek mantaliteyi ben şu an göremiyorum. En başta Maliye Bakanımızda ve bürokratlarımız da göremiyorum.bakış açısı belli ve kitle çok büyük, yıllarca tartışacağımız bir konumuz daha doğmak üzere. Bunu engellemek mümkün ama bunu engelleyecek irade feraset kimde var ben göremiyorum. Hep birlikte göreceğiz çıkacak kanunu. Bunu tarihe not düşmek için ifade ediyorum bu masada. Gelecek sistem çözüm olmayacak ve yeni problemler doğacak. Aynı ucube yöntem üzerinden kamuya istihdam sağlanacak. 4-A bir kenara bırakılacak, 4-B şu an kaldırılsın diye konuşurken, 4-A, 4-B’yi aratacak bir istihdam türüyle kamu karşı karşıya kalacak. Böyle düşünüyorum umarım biz yanılırız.

KONCUK: PERFORMANS SİSTEMİ BAŞLAMADAN BİTTİ

Performans sistemi başlamadan bitti MEB’de bitti. umarım Milli Eğitim Bakanlığında yaşanan bir ders olur. Adeta rezalet yaşandı. Öğrencinin önüne öğretmenlerimizi attık. Kamuda umarım böyle acayip bir performans sistemini uygulamaya kimse cesaret etmez. Devlet Personel Başkanlığının bu konuda yaptığı çalışmayı biliyoruz, çok kötü bir çalışma asla uygulanmaması gereken bir çalışmadır.

KONCUK: MÜLAKAT SİSTEMİ YANLIŞINDAN DÖNÜLMELİ

Mülakat konusu, öğretmen, memur alımında bu sistem kaldırılmalı. Sayın bakan dün mülakat sistemini öğretmen alımı bakımından, kaldı geçti şeklinde yapılacağı ve atamaların KPSS puan üstünlüğüne göre yapılacağı yönünde daha önce açıklaması vardı ama o açıklamada çok net ve tatminkar değildi. Sayın bakan sesli düşünüyor gibi konuştu, umarım kökten kaldırılır. Aynı şey Sağlık Bakanlığında önümüzdeki günlerde uygulanmaya başlanacak bu şu anda hükümetin siyaseten en büyük yanlışlarındandır. Genç istihdamının bu kadar arttığı günümüzde alın teri döken, puanı yüksek insanları mülakata tabi tutup haksızlıkların önünü açmak siyaseten iktidarın iyi değerlendirmesi gerekir.

KONCUK: AÇIĞA ALINANLAR VE İHRAÇLAR KONUSUNDA YENİ BİR YOL BULMAK GEREK

Açıktakiler ve ihraçlar konusunda hükümetin yeni bir yol bulaması lazım. Komisyon çalışıyor, karar verecek vs. Komisyon bu kriterlerle karar veremeyecek ancak takipsizlik kararı almış olanları belki göreve iade edecek ama genelde kamuyu rahatlatacak bir çözüm görünmüyor. 102 bin başvuru var sanırım şu anda. Bu uluslararası platformda da başımızı ağrıtacaktır. Şahıs olarak, sendika olarak fetöcülerle yolumuz hiç kesişmedi ama insan olarak bunu değerlendirdiğinizde farklı yöntemler bulmanın Türkiye’ye yakışır olduğunu düşünüyorum. Bu konuda vurdumduymazlık var, valilikler, kaymakamlıklar açığa almış kimsenin umurunda değil. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde bir kardeşimizin hanımı ihraç oldu bylock iddiasıyla. çocukluğunu bildiğim ilgisi alakası olmayan bir kardeşimiz açığa alındı, karısı ihraç oldu diye. Bir üniversite bunu nasıl yapar? Bu kimse tarafında görülmüyor. Sui zan. Dinimizde yasaklanmış ama bizde hepsi var şu an. Sui zan, ihbar, asılsız dedikodular...Buna dur diyecek bir mekanizmayı kimse hayata geçirmiyor. Ülkemiz açısında da yakışmayan bir durumdur. Zulmün yüce dinimiz açısından nasıl bir tavır olduğunu, lanetlendiğini hepimiz biliyoruz. Bu bir zulümdür, karısı ihraç oldu diye birini açığa almak zulümdür. Tekrar altını çiziyorum, FETÖcülerle hiç yolum kesişmedi, işim olmaz, stratejilerini beğenmedim, içlerinde olmadım, çalışmalarına hiç inanmadım samimi gelmedi ama bugün yaşadıklarımıza bir başka yol bulmak zorundayız.

KONCUK: HÜKÜMET, MEMURUN İŞ GÜVENCESİYLE ARTIK UĞRAŞMAMALI

657 ile ilgili bir çalışma varsa haberimiz oldun. Bizde katkı sağlayalım. Memurun

iş güvencesinden hükümet elini çekmeli bu tartışılmamalıdır. Kamuda istihdam çeşitliliğinin yarattığı huzursuzluğu hepimiz biliyoruz. Daha da huzursuz kılmanın adımlarını atmak yerine kamuda ne yaparız, mevcut sistemi nasıl sistemi güçlendiririz bunu düşünmemiz lazım.

KONCUK: TOPLU SÖZLEŞMEDE ALINAN ZAM ORTADA, ŞU ANKİ ENFLASYON DA ORTADA

Toplu sözleşme imzalandı, 2018’de, yüzde 4+3,5 alacağız. Şu an yüzde 11,90 enflasyon oranı. 2 kere 2 kaç eder, alırken mi, satarken mi? diye sormuşlar ya, Bizde soralım “alırken mi, satarken mi?” diye. Enflasyon yüzde 11,90 diye, 2018’de Maliye Bakanlığı yeniden değerleme oranını yüzde 14, 47 yapıyor. Enflasyon yüzde 11,90 diye Memur ve emeklinin zammını niye gerçekleşen enflasyon üzerinden değerlendirmiyoruz?Alırken başka bir Maliye Bakanlığı anlayışı var satarken başka bir anlayış var. Önümüzde 2 ay daha var, enflasyonun ne çıkacağını bilmiyoruz, daha da artabilir. bu kabul edilemez. Altın, dolar uçmuş memur ve emekliye dönüp bakan yok. Vergi alırken de dar ve sabit gelirlinin kafasına kafasına vurarak alıyoruz ama verirken kaşık ucuyla veriyoruz. Bu doğru bir yöntem değildir.

Vergi dilimi meselesinde ne. yapılacak? Kalıcı bir çözüm bulmamız lazım. Yüzde 15’lik dilimin ciddi problemler yarattığını biliyoruz. Toplu sözleşmede tekliflerimiz var, bu problemi çözecek bir yöntemi mutlaka bulmak lazım. Ben gelirimden olmam diyen, direnen bir Maliye Bakanlığı var, direnmekle olmaz, bu problemi çözmek herkesin görevidir.

Güvenlik soruşturmaları çok uzuyor. Sağlık Bakanlığında 6 aydır güvenlik soruşturması tamamlanmayan insanlar var. Milli Eğitim Bakanlığında hala soruşturması tamamlayanlar var, böyle şey olamaz. İletişimin bu kadar hızlandığı bu çağda nasıl bir sistemle araştırma yapıyor emniyet teşkilatı ben anlamadım.

Uygulanmayan toplu sözleşme kararları var, bunlar unutulacak şeyle değil. 4-C’ye ye kadro TİS kararıdır, bunu unutmamız mümkün değil. Bunu hep söyleyeceğiz. üniversiteli işçilerin memur kadrosuna alınması, fiili hizmet zammı konusunda gelişme yok bunlar toplu sözleşme kararlarıdır, başka kararlar da var. Bunları çözmek adına gayret sarf edilmelidir.

Genç istihdamı önemlidir. Ülkemiz radikal tedbirler almalıdır bu konuda. öğretmen, sağlıkçı ve diğer kadrolara atamalar konusunda rakamsal boyut önemlidir. Gelişmiş ülkeler bu konuda örnektir, kamu istihdamı bakımından Japonya, Belçika ve diğer ülkeleri inceletin. Kamu istihdamı ne ölçüdedir, Türkiye’de ne orandadır? Türkiye’de 29 vatandaşa 1 memur düşerken, OECD ortalaması 15’ dir. Mevcut istihdamı ikiye katlarsak biz OECD ülkeleri ortalamasına yaklaşıyoruz. Bu kamuda ciddi bir istihdam açığı olduğunun göstergesidir.

Sayın Cumhurbaşkanının 10 bin atama sözü hala gerçekleşmedi öğretmenler bakımından. Ne Maliye ne Milli Eğitim sayın Cumhurbaşkanını toplumda sözünü yerine getirmemiş durumuna düşürmemelidir. Öğretmen, sağlık çalışanları ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında ciddi bir istihdam boşluğu vardır. Sayın Cumhurbaşkanının bu sözü yerine getirilmelidir.

Esnek çalışma konusunda dikkatli adımlar atılmalı. Hangi alanlarda ihtiyaç var. Kamuda yeni bir problemle karşı karşıya nasıl kalmadan, neler yapılmalı bu konuda Türkiye Kamu-Sen olarak kanaatlerimizi çalışarak sizlere ifade edebiliriz."

Genel Başkan İsmail Koncuk, KPDK toplantısına ilişkin olarak hazırlanan raporu Bakan Jülide Sarıeroğlu’na sundu.

Kaynak: Kamu-Sen