Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesiyle beraber 2019 seçimlerinin önemi çok daha arttı. Özellikle Yerel ve Genel seçimlerin art arda yapılacak olması ve Kasım 2019'daki Genel Seçimlerde yüzde 50+1alma zorunluluğu önümüzdeki sürecin zorluğu ile ilgili tüm siyasi partilere yol işaretleri veriyor.

Cumhurbaşkanımızın AK Parti Genel Başkanlığı'na döndükten sonra AK Parti teşkilatlarına ve belediyelere verdiği mesajlar, AK Parti'nin 2019'da yapılacak Yerel ve Genel Seçimleri ciddiye aldığını ve şimdiden gerekli hazırlıkları yapmaya çalıştığını gösteriyor.

7 Haziran ve 16 Nisan seçimlerinden çıkan sonuçlar, tüm siyasi partilere ödevler sunuyor, seçmenlerin AK Parti'ye verdiği mesajları da muhtevasında barındırıyor.

Bu meyanda seçmenlerin AK Parti'den beklentilerinin ya da AK Parti'ye “sarı kart” gösterme nedenlerinin iyi irdelenmesi, bu irdeleyiş çerçevesinde AK Parti teşkilatlarının yenilenmesi, kayyımların güçlendirilmesi ve 2019'a bu şekilde hazırlık yapılması oldukça elzem görünüyor.

Cumhurbaşkanımızın “metal yorgunluğu, defo, yük olmak” gibi ifadelerle tanımladığı sorunların ciddi saha araştırmaları ve doğrudan halkın görüşlerinin alınmasıyla ortaya çıkartılması ve buna göre bir dizayn yapılması gerekmektedir.

2019 seçimlerine kısa bir süre kaldığı göz önüne alındığında tüm bu değişim/dönüşüm süreçlerinin çok hızlı ve doğru bir şekilde yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Bu yazı, 2019'a giden süreçte Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki AK Parti teşkilatları ve kayyımlar ile ilgili mevcut durumu ortaya koymayı amaçlamakta ve bir “ışık” olma muradı taşımaktadır.

Yazının kaleme alınma sürecinde Doğu-Güneydoğu'da birçok il ve ilçe dolaşılmış, çeşitli Sivil Toplum Örgütleri, Kanat Önderleri ve farklı toplum kesimlerinden, farklı ideoloji ve tandaslardan insanlar dinlenmiş, kayyımlar ve AK Parti teşkilatları ile ilgili görüşler alınmıştır.

TEŞKİLATLAR

1-Doğu ve Güneydoğu'daki oy kaymaları, “AK Parti'nin yaptıkları veya yapmadıklarından” dolayı değil, daha çok “HDP'nin yaptıkları veya yapmadıklarından” ve “tek başına Tayyip Erdoğan faktöründen” dolayı gerçekleşiyor.

2-1 Kasım ve 16 Nisan'da ise yine belirleyici faktör HDP'nin siyaset(sizlik)iydi.

3-7 Haziran seçimlerinde vadettiği hiçbir şeyi yapamayan, barışı savunamayan, PKK'nın çözüm masasını tekmelemesine tek bir laf bile edemeyen, Kürtleri ölüm, kan ve gözyaşı ile baş başa bırakan HDP'nın takındığı pasif ve ürkek tavır, Kürt oylarının AK Parti'ye kaymasını sağladı. Dolaysıyla Kürtler bu defa da tercihlerini “HDP'nin yapmadıklarını referans alarak” belirledi.Oysa 2002'den bu yana Doğu ve Güneydoğu'da “belirleyici partinin” AK Parti olması gerekiyordu. Zira Kürtlerin sorunlarının çözümünde ana aktör 2002'den beri AK Parti'dir.

4-AK Parti'nin “icraat kefesi” ile “aldığı karşılık kefesi” arasında “dengesizlik” var.

5-Bölgede 1984'ten bu yana ilk kez siyasi zemin böylesine müsait. 84'ten bu yana Kürtler PKK'ya karşı ilk kez bu kadar öfkeli ve tepkili. İlk kez HDP sahada yok. İlk kez HDP, Kürt halkına bakacak yüzü kendinde bulamıyor. Bulsa bile Kürt halkı HDP'yi dışlıyor. İlk kez terörle mücadelede böylesi bir başarı elde ediliyor. İlk kez şehirlerde PKK milisleri, il sorumluları elini kolunu sallayarak dolaşamıyor. Doğu ve Güneydoğu'da ilk kez PKK baskısı ve hegemonyası kalkmış durumda.

6-Bölgedeki siyasi boşlukları tek başına Recep Tayyip Erdoğan tolere ediyor ve dolduruyor.

7-AK Parti'nin bölgedeki tüm siyasi alanı tek başına Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından doldurulmuş durumda.

8-Kürt halkı, Tayyip Erdoğan'a güveniyor.

9-AK Parti teşkilatlarına karşı ciddi bir tepki var. Bu tepki sadece birkaç şehir ile sınırlı değil. Doğu ve Güneydoğu'da hemen her ilde aynı tepki var. AK Parti'nin bölge teşkilatlarında; bölge halkını temsil etme, sorunlarıyla ilgilenme, gönül yapma ve yaraları sarma adına büyük bir “eksiklik ve kopukluk” var.

10-Kürt halkı, Kürtlerle alakalı meselelerde AK Parti teşkilatlarının durgunluğundan, risk alamamasından, “yabancıymış gibi” davranmasından ve sadece “rant peşinde koşuyormuş gibi” bir görüntü vermesinden son derece rahatsız!

KAYYIMLAR

1-Genel olarak bölge halkı kayyım atamalarından memnun. Ancak atanan kayyımların önemli eksikliklerinin olduğu yönündegörüşler bildirenler oldukça fazla.

2-Genel olarak dile getirilen sorun “kayyımların steril/izole çalışması” ile ilgili.Şikâyet edilen ana husus, kayyımların vatandaşların arasına karışmıyor olması, vatandaş-belediye ilişkisini rasyonel bir zemine oturtamamış olmasıdır.Yani kayyımların “halkla ilişkilerinin” zayıf olması hususu, “kayyımlardan duyulan rahatsızlıklarlistesi”nin zirvesinde yer alıyor.

3-Mevcut kayyımlar,  hâlâ “bürokrat kimliğinden” sıyrılabilmiş değiller. Henüz birer “belediye başkanı” olduklarının farkında değiller. Hiç kimse, kayyımlara aynı zamanda bürokrat olduğu varsayımı ile yaklaşmaz. Her vatandaş, kayyımlara bir belediye başkanı gibi yaklaşır, bir belediye başkanı gibi de kendisine yaklaşmasını bekler. Buradan hareketle her kayyımın en az seçilmiş belediye başkanı kadar vatandaşa yaklaşması gerekir. Halkın içine karışması, esnafa, yurttaşa dokunması gerekir.

4-Kürtler, atanan kayyımların hükümet desteği ile sorunları çözebileceğine inanıyor. Dolaysıyla sorun çözmeyen ya da çözmek için elini taşın altına koymayan kayyımların oluşturduğu olumsuz algı, kendi karnelerine yazıldığı gibi hükümetin karnesine de “eksi not” olarak yansıyor. 

Bayram ZİLAN / MİLAT