Yüce ideallerin filizlendiği Beyazsaray Apartmanı’ndaki ihlas günlerinden bugüne bu camianın içinde, iyisiyle kötüsüyle 20 yıllık yaşanmışlıklara şahit olmuş, emek vermiş, Memur Sen üyesi bir kardeşinizim. Arzuhal babından şu düşüncelerimi sizlerle paylaşmayı kardeşlik hukukunun gereği sayıyorum:
Memur Sen, medeniyetimizin esin kaynaklarını ve tarihsel tecrübelerini referans alarak sendikal dünyada örnek bir hak mücadelesi sergilemek misyonuyla yola çıkmış bir hareket. Hareketi erdemli bir yolculuk olarak tarif eden Memur Sen’in kurucu iradesini saygıyla ve minnetle anıyorum.
Bu yolculuğun hedefi maddenin değil, insanın merkeze alındığı bir dünya düzenidir.
Bu yolculuk; yaşadığımız coğrafyanın mana iklimini, bizi biz yapan köklü birikimlerimizi yok sayan küresel asimilasyondan, medeniyet ilkelerinin aydınlığıyla insanımızı ve toplumumuzu, kurtarmayı hedefleyen bir yolculuktur.
Memur Sen Hareketinin varlığını ve sahip olduğu gücü anlamlı kılan ruh budur. Erdemliler hareketinin her üyesi, ruhunu bu temelde canlı ve zinde tutmalıdır.
Bu yönde daha fazla bir çabaya,
Hak namına,
bize inanan insanlarda hayal kırıklığı oluşturacak hatalar yapmama adına,
benliklerimizde ciddi bir özeleştiriye ihtiyacımız var.
Maalesef bugün itibariyle duygu, düşünce ve eylem boyutuyla, böyle bir çabadan uzağız.
Ancak böylesine değerli bir hedeften hiçbir zaman uzak olmadık, bugün de değiliz.
Bir perdelik mesafemiz var.
Erdemliler Hareketiysek, perdeyi yırtıp atmak hiç zor değil. Perde önündeki, bizi gaflete düşürmeye çalışan imajlar dünyasının farkındayız demektir.
Unutmayalım ki, birinin diğerini eleştirdiği, itham ettiği zemin, imajlar dünyasının insanı yozlaştırdığı bir bataklıktır. İftira, su-i zan, tecessüs(ayıp araştırma, casusluk), yapanın ruhunu karartan fitne araçları, Hak namına Hakikate düşmanlık faaliyetidir.
İmajlar dünyası “neye sahipsen değerin o kadardır” anlayışıyla insanı makam ve imkanların peşinde koşturur.
Gücünü madde ile tahkim etmeye çalışan insan tipi üretir.
İmajlar dünyasında lüks, şatafatla putlaşmış kibirli nefisler vardır.
İmajlar dünyası insana, sahip olduğunu zannettiği, gerçekte ise kölesi olduğu eşyayı kaybetmemek için her yolu meşru gösterir.
Erdemliler Hareketi imajlar dünyası ile imtihanını, ancak bu aldatıcı dünyayı yıkarak kazanabilir.
Nefislerimizi temize çıkarırken,
başkalarını suçlarken,
nereden beslendiğimize, hangi saikle hareket ettiğimize dikkat edelim ki, “Dünya hayatı” (Lokman 33) ve “O hilekar şeytan Allah’ın kerem ve merhameti ile”( Fatır 5) bizi aldatmasın.
Sadece dünya hayatının geçim vasıtası ve debdebesi( Kasas 60) olan maddeyle kirlenmekten Allaha sığınalım.
İman ettik deyince bırakılmayacağımızı(Ankebut 2-3),
yapıp ettiklerimizden, kırıp döktüklerimizden hesaba çekileceğimizi,
mezarlarımızı ziyaret edene kadar çoğaltma duygusunun esiri olmuş isek (Tekasür 1-2)yüzümüze vurulacağını,
ve bütün nimetlerden sorulacağımızı(Tekasür 8) hatırda tutarak, davamıza, yolumuza, yol arkadaşlığımıza zarar veren söz ve fiillerimizi bir kez daha gözden geçirelim…
Erdem dünyasına yakışanı; affetmeyi, helalleşmeyi, iki yanlıştan bir doğru çıkmaz prensibiyle yanlışa yanlışla karşılık vermemeyi, fitneyi doğduğu yerde boğmayı seçelim.
Gücünü Haktan, birliğini akidesinden alan, Hak ile harman olmuş vicdanlar olarak kucaklaşabilelim,
Davamızı Allah katında muteber kılacak bir irfanla, asıl hayatımız olan Ahiret yurdu için yol alalım.
Memur Sen hareketi olarak, bu anlayışla; erdemli bir çalışma hayatı, erdemli bir sosyal hayat için tabandan tavana bütün hücreleriyle sorumlu bir sendikacılık örneği sergileyelim.
Bu duygu ve düşüncelerimden hareketle; Memur Sen hareketinin yakın vadedeki yol haritasında yer almasının elzem olduğuna inandığım, şu 3 teklifimi dikkatlerinize sunmak istiyorum:

1- MÜZAKEREYİ ETKİN KILACAK TOPLU SÖZLEŞME HUKUKU VE ÇALIŞMA HUKUKU İÇİN MÜCADELE EDİLMELİ


Kamu çalışanının, ürettiği katma değer ölçüsünde hakkını almasını sağlayacak, adil, güvenilir bir sistem Türkiye’nin değişim haritasının ana hatlarından birisi olmak zorundadır.
5 toplu sözleşme dönemi geride kaldı. Bu masada olabilecek en iyi sözleşme ile en kötü sözleşme arasında fark oluşmasının mümkün olmadığını 5 dönemlik deneyim ortaya koydu. Hakim kültürün ve mevzuatın, etkin bir müzakere sürecine müsaade etmeyeceği görüldü.
Bu tecrübelerden hareketle hak ve sorumluluk bilincinin birlikte yeşerdiği, doğasını bozacak müdahalelerin olmadığı bir kamu çalışma düzeninin tesisi için, kamu sendikalarına, siyasi iradeye ve kamu idaresine birlikte adım atma çağrısında bulunulmalıdır.
Kamuda eşit işe farklı haklar ve statüler tanımlayan mevzuat, elbirliğiyle, adalet ve eşitlik temelinde tamamen değiştirilmelidir.
Toplu sözleşme hukukunun ruhuna aykırı her türlü sözleşme modeline son verilen, çalışma hukukunun alt limitlerini çalışana daha yüksek yaşam standartları sağlayacak seviyeye taşıyan temel iş kanunu çıkartılmasına öncülük edilmelidir.
Toplu Sözleşme Yasasının, müzakere masasını sonuç alınıncaya kadar zorunlu kılan, iradenin yüksek hakem kurulu gibi yapılara devredilemeyeceği, ütmeci değil hakkaniyetli bir müzakere kültürünün gelişmesine imkan veren bir yapıya kavuşturulması için mücadele edilmelidir.


2- SENDİKAL BÖLÜNMÜŞLÜĞE SON VERECEK ADIMLAR ATILMALI
Çalışanların haklarını koruma konusunda zafiyet oluşturan, sendikal mücadeleyi etkisizleştiren sendikal bölünmüşlüğün ortadan kalkmasına öncülük edilmelidir
Milli ve manevi değerlere bağlılığıyla kendini tanımlayan işçi ve memur Konfederasyonlarının organik birleşmesi yönünde adım atılmalıdır.
Diğer sendikalarla da merhum Akif İnanın öncülük ettiği Emek Platformu gibi, emek paydasında Türkiye’nin başta çalışma hayatı olmak üzere temel meselelerine çözüm arayan işlevsel bir platform altında buluşmaya öncülük edilmelidir.


3- SORUMLU VE ŞEFFAF BİR YÖNETİM ANLAYIŞI SERGİLENMELİ


Çalışanlar ve toplum nazarında hoş karşılanmayan, amme hukukunu, emanet şuurunu zedeleyecek kaynak israfına karşı hassas olunmalıdır.
Sendika gelirlerinin büyük oranı, üyeye ve çalışma hayatına katkı sağlayacak hizmetlere (eğitim, bilimsel yayın ve etkinlikler, nitelikli sosyal faaliyetler ve hizmetler, hukuk hizmetleri v.s), çalışma hayatını hak ve sorumluluk temelinde geliştirecek, çalışanları çalışma sahalarında güvenli ve huzurlu tutacak projelere harcanmalıdır.
Sendikalar harcamalarını şeffaf şekilde üye denetimlerine açmalıdır. Aylık sürelerde nereye ne harcandığı üyenin ve kamuoyunun erişimine açılmalıdır.
Memur Sen’in bu üç başlıkta eş güdümlü şekilde sergileyeceği liderliğin, bu ülkenin bekası ve hakça düzen üzere gelişmesi mücadelemizin gereği olduğuna inanıyorum.
Selam ve Dua İle…

Murat KALEM