İl Milli Eğitim Müdürlüklerince birçok ilde başlatılan ‘Misafirim Öğretmenim” Projesi’nde” öğrencilerin akademik başarısının istenilen düzeye gelebilmesi, birey olarak daha duyarlı ve bilinçli bir şekilde yetiştirilmeleri için okul-aile işbirliğinin geliştirilmesine ihtiyaç duyulmuş, bu amaçla il geneli planlı veli ziyaretleri için “Misafirim Öğretmenim” Projesi hazırlanmıştır. Her zaman olduğu gibi öğretmenler den görüş-fikir alınmadan yapılan bu projenin öznesi öğrenci, yüklemi öğretmendir.

Her ne kadar eğitime hizmet edeceği düşüncesinden yola çıkılarak dizayn edilmiş ve yönergesinde gönüllülük esası gözetilerek yapılmış olsa da bu proje, bir süre sonra görev olarak okullara gönderilmiş;” Okul Müdürlükleri, öğretim yılı/dönem sonunda yapılan aile/veli ziyaret sayısını gösteren Ev Ziyaretleri Yıl/Dönem Sonu Faaliyet Raporunu (Ek-8 ) ve Yıl/Dönem Sonu Değerlendirme Raporunu (Ek-7)v.b faaliyetleri proje kapsamında; rapor ve resimlerle belgelendirilmeye çalışılması yine bu yönergede ifade edilen değerlendirmeler neticesinde, “Misafirim Öğretmenim” projesinin uygulanmasında performans değerlendirme ölçütlerine göre öne çıkan Okul Yöneticileri ve okul/sınıf rehber öğretmenleri ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde ödüllendirilecektir” ibaresinin yöneticiler için ölçüt olarak belirlenmiş olması bazı müdürlüklerin dayatması öğretmenin katılımı zorunluluk olarak ortaya çıkarmıştır.

İşte kırılma noktası buradan başlamaktadır. Bazı işgüzar Okul müdürleri okuldaki her öğretmeni, veli ziyaretine zorunlu tutarak gönüllük esasından vazgeçmiş, projeyi sadece veli ziyareti sayısı üzerinden yürütmeye çalışması, ne kadar çok ziyaret o kadar çok performansa/başarı ölçüt olarak kabul etmesi, projeyi amacından saptırmıştır.

Öğretmenlerin tepkilerinin başında; okul yönetimlerinin, öğretmenin kişiliği, yeteneği, iletişim becerisini, velisiyle olan ilişkisini kullanması-öğretmenin velisiyle iş dışında evine gidecek kadar samimi ilişkisi de olmayabilir, kaldı ki buna mecbur değildir - statüsünün gücünden yararlanarak öğrenci ve veliye ulaşabilme-böylelikle ziyaret edilecek veli’nin hayır diyebilmesinin önüne geçilmesi- düşüncesinden yola çıkılması buna birlikte çoğu okul tekli öğretim geçmişken-09:00-15:00- saat 15 ten sonrası öğretmenin saat etüt/kurs saatlerinin olması büyük şehirlerdeki ulaşım sorunu, her öğretmenden sınıf velileri zorunlu ziyaret etmesinin istenmesi özelikle bayan öğretmenlerin can güvenliği, kaza vb. durumlarla karşılaşabilme riski -şimdiye kadar böyle durumla karşılaşılmaması bunun olmayacağı anlamına gelmez- bu sorumluluk başlı başına risktir. İş Güvenliği Kanunu göre de doğacak mağduriyetlerden okul müdürü başta olmak üzere üst makamlarında müteselsilen sorumluluğu vardır.

Toplumsal örf adet geleneklerimiz ve inancımıza göre de evler kişilerin mahremidir, mezhepsel inançların hassasiyetleri göz önünde bulundurmadan ziyaret ve görevlendirme yapılmaktadır. Öğretmenlerin bu sorunların görmezden gelerek işe istatiksel olarak yaklaşmak sadece kâğıt üzerinde başarıyı getirir. Bizler eğitim çalışanları olarak velilerimizi okullarımızda misafir etmenin daha doğru bir yaklaşım olacağını düşünmek ile beraber İstanbul Esenyurt Osman Nuri Bakırcı Ortaokullunda uygulanan “Velimiz Misafirimiz” projesinin uygulanmasının daha uygulanabilir bir proje olduğunu düşünmekteyiz.

Kısaca, yanındaki öğretmenin sorunlarından bi haber olandan, olsa olsa anca Misafir Yönetici olur.

Resul AYDOĞAN