Geçen hafta kırk civarında ilimize yeni müftüler atandı. Hayırlı olsun diyoruz.

Müftülerimiz bulundukları il ve ilçelerde din adına, devlet adına en yetkili kişiler olarak resmi din hizmetlerini sürdürmektedirler. Yaptıkları ve yapmadıklarıyla her zaman toplum önünde olan müftülerimiz, Türkiye'nin 81 vilayetinde ve 957 ilçesinde görev yapmaktadır. Emekli olan ve merkezde bulunanlarla sayı daha da artmaktadır.

Müftülerimiz, dün olduğundan daha çok bugün, önemli hizmetler için büyük imkânlara sahip bulunmaktadırlar. Yıllarca devlet yetkilileri ve siyasetçiler tarafından hor görülen müftülerimiz, hocalarımız ve genel anlamda Diyanet İşleri Başkanlığı, artık yeni bir süreci yaşamaktadırlar. Muhterem Başkan Mehmet Görmez Hoca'nın sıratı müstakim üzere, vasat bir anlayışla, dirayetli, basiretli, insaniyetli ve hassasiyetli yönetiminde tüm Diyanet personelinin işi hem zor hem de kolay. Bu mevzu ayrı bir bahis, biz müftülerimize dönelim.

Halkımızın müftülerimizden çok büyük beklentileri bulunmaktadır. Bu beklentiler(imiz)in bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

  • Müftülerimiz bürokratik havaya asla kapılmamalıdırlar. Devletin, soğuk yüzünü ısıtmaya başlattığı şu dönemde müftülerimiz, kendilerini bir bürokrat gibi değil o şehirde din adına güzel hizmetler yapacak resmi mekanizmanın başındaki insan olarak görüp değerlendirmelidirler. Bir zamanlar Diyanet, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü gibi görülürdü. Artık değişti. Dolayısıyla müftülerimiz, Diyanet'in il müdürleri değildir, ilin, ilçenin müftüsüdür, dinî önderidir.
  • Odalarına hapsolmaktan kurtulmalıdırlar. Halkla ilişkiler, esnaf ziyaretleri, vatandaşla güzel diyalog, çalışmaların halkla birlikte yürümesi için elzemdir. Koltukta oturarak müftülük yapılmaz.
  • Ulaşılabilir olmalıdır. Gerek vatandaşın gerekse din görevlisinin yaklaşamadığı bir yönetim anlayışı artık geride kalmalıdır. Popülist olmadan halka açık bir yönetim tarzı uygulamalıdır. Tevazu ve vakarı elden, dilden, halden uzak tutmamalıdırlar.
  • Kendi personeline değer vermelidir. Merkezi camide görev yapandan, en taşradaki görevliye varıncaya kadar herkese kıymet vermelidir. Sorunlarını dinlemeli, çözmeye çalışmalı, güzel faaliyetlere teşvik etmeli, moral bozucu olmamalıdır.
  • Namazlarını mümkün mertebe camide eda etmelidir. Özellikle yatsı ve sabah namazlarında farklı camilere giderek cemaatle tanışmalı, kaynaşmalı, hocalarımıza yerinde rehberlik yapmalıdır.
  • İmam hatip liseleri ile sıcak ilişkiler kurmalıdır. Öğrencilerin mesleki ve ahlaki yönden gelişmeleri için okul müdürleriyle programlar yapmalı, haftada birkaç saat ders almalı, ihtiyaç varsa din görevlilerinin bu okullarımızda derslere girmesini sağlamalı, öğrencilerin yetişmesi için katkıda bulunmalıdır.
  • Kredi yurtlar, gençlik spor, belediyeler, STK'lar ve oralarda çalışan insanlarla yeterli ölçüde bir diyalog kurmalıdır.
  • Cemaat ve tarikatlar rakip olarak görülmemelidir. Onların toplumdaki etkisini iyi okumalı, onlarla seviyeli ve gerekli ölçüde irtibat halinde olmalıdır. İlişkilerde hepsinin üstünde ama ne kibirli ne de yok sayıcı bir eda takınmamalıdır. Her hangi bir cemaat ve tarikatın adamı olarak da görülmemelidir. Mensubiyet, faaliyetlere yansıtılmamalıdır. Herkesin müftüsü olduğu unutulmamalıdır.
  • Çocuk eğitimine özel önem vermelidir. 4-6 yaş grubuna yönelik çalışmalarda hayati bir zorunluluk olduğu asla unutulmamalıdır.
  • Haliyle gençlik ve kadın çalışmalarında da öncü etkinliklerde bulunmalıdır. Din görevlilerinin mahallelerde gençler ve kadınlarla çalışmalar yapmasına, Kur'an kurslarının daha nitelikli hale gelmesine rehberlik yapmalıdır. En ücra mahallelerde bile gençlere, kadınlara dokunmanın sağlayacağı toplumsal katkıyı göz ardı etmemelidir. KAGEM üzerinden yapılan çalışmalar İslami feminizm tuzağına düşmeden gerçekleştirilmelidir.
  • Diyanet Vakfının oluşturmaya başladığı kitabevleri veya kitap kafe uygulamaları yaygınlaştırılmalıdır. İçinde çay-kahve içilen, sohbet edilen, kitap okunan, satılan, oyun oynanan, internete girilen bölümlerin olduğu kitabevleri, bir mini kültür merkezi gibi çalışmalıdır. Bu konuda Kur'an kursu sayısı kadar kitabevi açılması hedeflenmelidir.
  • Bulundukları şehirlerde konuşmalarıyla, yürüyüşüyle, koşturmasıyla, temposuyla İslam adına yapılacak tüm faaliyetlerde öncü şahsiyet olmalı, ilim ehli, salih amel sahibi, aranan insan, varlığından güç alınan insan olmalıdır.

Ne diyelim, müftülerimizin işi zor, bu yazdıklarımızı da yanlış anlamadan Allah hayırlı hizmetlere vesile kılsın, Rabbim yar ve yardımcıları olsun.

Akif Cemil / Milat Gazetesi