Ayıp... Ayıp... Ayıp... 
3 kere de 5 kere de ayıp…
Peki, nedir bu kadar ayıp olan ve Türkiye’ye yakışmayan şey? Anlatayım...
Üniversiteye girmeye hak kazanan öğrenciler kayıtlarını yaptırıyor...
İstenen belgeler arasında Sağlık Kurulu Raporu da var. 
Kendi kanaatimi ifade etmeden önce konu hakkında biraz bilgi vermek istiyorum;
Tam teşekküllü devlet ya da üniversite hastanesinden 5 doktor onaylı
Sağlık Kurulu Raporu’nu mutlaka kayda gelmeden önce çıkartmak gerekiyor. (Sağlık raporu alınması birkaç gün sürdüğünden kayıt tarihinden önce mutlaka çıkarılmış olması gerekiyor.)
* Özel hastanelerden alınan Sağlık Kurulu Raporu geçerli kabul edilmiyor. İlla devlet hastanesi olması lazım!
* Üniversite hastanelerinden de sağlık raporu veriliyor. 
* 3 adet vesikalık fotoğraf ve kimlik fotokopisi ile başvuru yapılabiliyor.
* İlk ve Acil Yardım programına alınacak öğrenciler için, devlet hastanelerinden veya üniversite hastanelerinden, sürücü belgesi almaya engel olmayan bir beden yapısı ve ruh sağlığına sahip olduklarını ve boy kilo bilgilerini gösteren rapor isteniyor.
(Öğrencinin boy ve kilosunun sağlık kurulu raporunda belirtilmesi gerekmektedir.) 
Ayrıntılar bu şekilde devam ediyor…
***
Kanaatime gelince; 
Bir üniversite kayıt yaptıran öğrencisinden diğer bazı belgelerle birlikte Sağlık Raporu da isteyebilir mi? Elbette isteyebilir! 
İtirazım şuna; devlet denilen mekanizma öğrenciden neden “Sağlıklısın!” raporu verirken para istiyor?
Bazı hastaneler 200 TL, bazı hastaneler 250 TL, bazı hastaneler de 300 TL rapor ücreti istiyor öğrencilerden...
Hatta Beşiktaş civarında bir hastane 100 TL karşılığında ışık hızıyla Sağlık Kurulu Raporu veriyormuş!
Bu parayı verebilecek olan var veremeyecek olan var. 
Bu yönü bir yana, alınan bu rapor ne kadar sağlıklı! Öyle, adet yerini bulsun diye, doğru dürüst belki muayene bile etmeden verilen sağlık raporu ne kadar “sağlıklı”, sahi? 
Devlet, öğrenciden rapor parası mı talep eder, yahu? Devletin gözü adeta öğrencinin cebinde! Olacak şey mi Allah aşkına! 
Bu nasıl iştir böyle?
“Ülkemize hiç yakışmayan bir tablo!” dediğim işte tam da budur! 
Bu rezalete YÖK mü el koyar, Milli Eğitim Bakanlığı mı “dur” der, göreceğiz… 
Bilmiyorum, siz ne düşünüyorsunuz?


YOĞUN BAKIMLARA İMAM ŞART!
Birkaç okurum aradı. Anlattıkları şunlar;
“Adnan Bey, malumunuz hastanelerin yoğun bakımları hastalar için belki son durak mahiyetinde, çoğu kez. Oraya giriyorsunuz, ama çıkamıyorsunuz! Biliyorsunuz, hasta yakınları bile alınmıyor, yoğun bakıma... Özellikle yaşlı olan ya da ağır yaralı olarak yoğun bakımda tedavi altına alınan hastalardan bahsediyoruz. İşte bu durumda olan hastaların son anlarına bir Diyanet görevlisinin eşlik etmesinde yarar var. En azından dinimizce uygun görülen ölçüler içinde ‘telkin’ maksatlı...”
***
Bir şey daha; Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Faruk Beşer, bir süre önce şunları ifade etti: “Yoğun bakımda kadın ve erkeği ayrı odalarda tutmak mümkün değil mi? Hastaları çıplak yapmak zorunluluk mu? Öyleyse kadına kadın, erkeğe erkek doktor bakamaz mı?”
Faruk beyin bu çıkışının da göz önünde tutulması gerektiğine inanıyorum.
***
Bütün bu anlatılanları dinledikten sonra ben de hak verdim.
İş bu hususu, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın bilgilerine sunuyorum...


7 EYLÜL’DE NELER YAŞANACAK?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Eylül’de İran’a ziyarette bulunacak. Erdoğan ziyarette Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile bir araya gelecek. Tebriz’deki görüşmede İdlib başta olmak üzere Suriye’deki gelişmelerin ele alınması bekleniyor. Liderler Suriye konulu görüşmelerini daha önceden Soçi ve ardından Ankara’da yapmıştı.
Bu girizgâhtan sonra şu soruların da konuşulması gerektiğini düşünüyorum; 
1) ABD’nin YPG ve PYD’ye gönderdiği binlerce tır dolusu silahlar ne oldu, ne olacak? Bu silahlar ne zaman, kime çevrilecek?
2) Teröristlerin kullandığı silahlar arasında Rus menşeli olanlar da var. Rusya’nın da bölgedeki terörist guruplara desteği sır değil. Rusya’nın bölgeye ilişkin planları da malum… 
3) “Büyük Şeytan” ABD’nin yeni devletçikler ve yeni haritalar peşinde olduğu bilinirken, Rusya’nın da “kesintisiz olarak sıcak sularda egemenlik kurma hayalleri”ni bir kenara koymamakta yarar var! 
4) Rusya’nın Doğu Akdeniz tatbikatı ne anlama geliyor? 
Tüm bu sorular zirvede gündeme gelecek mi, gelmeyecek mi? İşte bütün mesele bu!
ERDOĞAN TALİMAT VERDİ, AMA…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dershanelerin kökünün tamamen kazınması için talimat verdi, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a. En azından yansıyan haberler böyle. Ben de aynı kanaatteyim, dershane meselesinin kökten çözülmesi lazım. Daha önceki yazılarımda da bunu defalarca dile getirdim. 
Ama… Ama’sı şu; 
* Şu anda ilk ve orta öğrenimde dershanelerin işlevini yerine getirmesi için düzenlenen, “destekleme ve yetiştirme kursları” şu ana kadar bekleneni verebilmiş değil! 
* Beden eğitimi ve müzik alanında bile kurslar düzenleniyor. Bu dersleri küçümsediğim için değil ama asıl işlevinden uzaklaşması anlamında dile getirdim… 
* Bu kursların bazı öğretmenlere ek gelir getirmesinden başka bir işe yaramadığı gibi bir kanaat var. 
* Öğrenciler akşama kadar 7-8 saat ders gördükten sonra başlayan bu kurslardan nasıl istifade edebilir ki! Akıl var mantık var… 
* Servislerle veliler arasında ciddi bir çatışma kaynağı oluşturdu bu kurslar. 
***
Tamam, dershaneler tamamen kapatılsın ama yerine ikame edilecek sistem de iyi kurgulansın ve tasarlansın…

Adnan ÖKSÜZ / MİLLİ GAZETE