SURİYELİ ÇOCUKLARIN ENTEGRASYONU KAPSAMINDA 

DESTEKLEME KURSU AÇMAK ZAMAN, EMEK VE PARA İSRAFIDIR!

Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi (PICTES) kapsamında MEB ve AB işbirliği ile ‘’geçici koruma’’ altındaki Suriyeli öğrencilerin, akademik başarılarını artırmak ve sınıf düzeylerinin gerektirdiği seviyeye ulaşmalarına katkı sunmak amacıyla destekleme kursları açılıyor. 

23 ilde uygulanması planlanan kurslar 5,6,7,8,9 ve 10. Sınıflara 2017 yılı Ekim ayı ile 2018 yılı Mayıs ayları arasında 300 saat olarak verilecek. 20 bin Suriyeli çocuğun yararlanması düşünülen bu kurslar ortaokullarda dört saat Türkçe, ikişer saat Matematik ve Fen Bilimleri derslerinden oluşacak, liselerde ise dört saat Matematik, ikişer saat Fizik, Kimya, Edebiyat, Coğrafya şeklinde olacak. Değerlendirme sınavları da Ekim ayında ön test, Mayıs ayında da son test olarak uygulanacak. Ön testi geçtiğimiz hafta yapılan kurslar belirlenen okullarda verilmeye başlandı. 

Dil meselesi çözülmeden akademik başarı olmaz

Okul çağındaki bir milyondan fazla Suriyeli çocuğun Türk eğitim sistemine entegrasyonunun, toplumla kaynaşmasının ve bütünleşmesinin ülkemiz açısından da Suriyeli çocukların geleceği açısından da çok önemli olduğunu Özgür Eğitim-Sen olarak her platformda dile getiriyoruz. MEB’in bu yöndeki çabalarını da takdir ediyor destekliyoruz. Ancak MEB’in hakkında bilgi verdiğimiz destekleme kursları gibi bazı uygulamaları, alanın tamamen dışındaki sade vatandaşı dahi şaşırtacak denli tuhaflıklar içeriyor. Şöyle ki; Projenin ana amacına baktığımızda, Suriyeli çocukların entegrasyonu ve Türk toplumuyla kaynaşması ve bütünleşmesi hedefini görüyoruz. Fakat verilen derslerin akademik başarıyı artırma hedefine yönelik olduğunu görüyoruz. Belli ki bu kurs projesi planlanırken sahada görev yapan öğretmenlerden görüş alınmamış ve tamamen masa başında bürokratlar tarafından kotarılmış. Eğer sahadan görüş alınsaydı, bu çocukların çok büyük bir kısmının Türkçeyi hiç konuşamadığını, Türkçe bir kelimeyi heceleyerek dahi okuyamadığını öğrenirlerdi. Böylece hiç Türkçe konuşamayan çocuğa Fen Bilimleri ve Matematik gibi dersleri vermenin anlamsızlığını görecekler ve ders planlamasını bu şekilde yapmayacaklardı.

Eğer Suriyeli çocuklar Türk toplumuna entegre olsun, kendilerini buraya ait hissetsin, kaynaşsın, bütünleşsin istiyorsak onlara öncelikle Türkçe öğretmemiz sonra da bu toplumun kültürünü, gelenek göreneklerini, değerlerini, tarihini, temel kurallarını, insanına verdiği hak ve özgürlükleri vs öğretmemiz gerekiyor. Bunun yolu da Türkçe ve Sosyal Bilimler derslerine ağırlık vermekten geçer. Toplumsal bütünleşmeyi sağlamanın, ana bünyeye eklenen dört milyona yakın insanı toplumun bir parçası haline getirmenin yolu; Türkçe konuşamayan, okuyamayan, yazamayan bu insanlara Türk çocukları için hazırlanmış Fizik, Kimya müfredatını anlatmaya çabalamaktan, dolaşım-boşaltım sistemini öğretmeye çalışmaktan geçmemektedir. 

Yeni(!) pedagoji: Türkçe bilmeyen Arap çocukları Arapça bilmeyen Türkiyeli öğretmenler eğitecekler

Destekleme kursu kapsamında verilecek dersler için ödenecek ders ücretinin 40 TL olarak diğer kursların iki katı olarak ödenecek olması olumlu olmakla birlikte, kurs verecek öğretmenlerin yabancı uyruklu öğrencilere eğitim verme formasyonuna sahip olmamasının önemli bir eksiklik olduğu görülmelidir. Bu öğretmenlerin kurslar başlamadan belli bir eğitimden geçirilmemiş olması, Türkçe bilmeyen Arap çocuklara, Arapça bilmeyen Türk öğretmenlerin Fizik, Kimya, Matematik anlatmaya çalışması ve bunu da nasıl anlatacağıyla ilgili hiçbir bilgi ve tecrübesi olmadan yapacak olması projeye olan yaklaşımın ne kadar yüzeysel olduğunu gösteriyor. 

Suriyeli çocuklar okullarda Türk çocuklarıyla kaynaşmıyor. Büyük kısmı travma sonrası stres bozukluğu yaşıyan ve psikolojik desteğe muhtaç olan bu çocuklar kendi aralarında oynuyor, şiddet merkezli ilişki kuruyor ve birbirleriyle kavga ediyorlar. Derslerde dilini bilmedikleri bir öğretmenin anlattıklarını anlayamadıkları için dersten kopuk şekilde oturuyorlar. Bireysel gayret gösteren, çabalayan az bir kısmı Türkçeyi öğreniyor ve derslere katılmaya çalışıyor fakat büyük çoğunluğu okulda sadece zaman geçiriyor. Ortada ne entegrasyon söz konusu, ne de kaynaşma, bütünleşme. Hal bu iken bu durumun önüne geçecek projeler üretmek yerine betimlediğimiz durumdaki çocuklara Fen Bilimleri, Matematik kursu açmak ve akademik başarı beklemek hem zaman, hem emek, hem de para israfıdır. 

Sanatsal-sportif faaliyetlere öncelik verilmelidir

Bu çocuklara yeterli düzeyde Türkçe öğreninceye kadar akademik başarı odaklı eğitim verilmemesi gerekiyor. Türkçe ve temel sosyal bilgiler düzeyinde eğitim verilirken paralel olarak spor ve sanatsal faaliyetlerle kaynaşma sağlanmaya çalışılmalı. Müzik, resim, drama, beden eğitimi gibi dersler;  futbol, basketbol gibi takım sporları, müzik korosu gibi etkinlikler ortak uğraşı ortamları oluşturacak, Türk ve Suriyeli çocuklar çok daha kolay şekilde kaynaşma ortamı yakalayabilecektir. Yani müzik, spor, sanatsal faaliyetler gibi evrensel değerler ortak paydasından yola çıkılmalı ve böylece kaynaşma süreci hızlandırılmalı. Fizik, kimya gibi dersler bu süreçten sonra ancak devreye girmeli. 

Okullara kaydedelim, yaşlarına göre sınıflara yerleştirelim nasılsa zamanla kaynaşır, mesele halledilmiş olur sığlığında bir yaklaşımın ülke geleceğini riske etmek anlamına geldiğinin bilinmesini istiyor, kazanamadığımız her çocuğun bumerang gibi bizi vuracağı uyarımızı tekrarlıyoruz. 400 bini fiilen sokakta ve her türlü tehlikeye açık bir şekilde büyüyen bu çocukların okullara kazandırılan kısmını hiç olmazsa uyum sürecine sokabilelim. Bunu yaparken de ‘’mış gibi’’ yapmak yerine gerçekten sadra şifa olacak projeler üretelim, kaynakları israf etmeyelim.

01.11.2017

Bekir BİRBİÇER

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi