Allah’u Teala kulunu sevindirmek istediğinde; eşeğini önce kaybettirip, sonra buldururmuş. Milli Eğitim Bakanlığımız da 9 Şubat 2019 günü yayınladığı yönetmelik değişikliğiyle, mesleki teknik eğitim okul ve kurumlarına yönetici olabilmek için, atölye ve meslek dersi branş öğretmeni olma şartını –yeniden- getirerek mesleki teknik eğitimde Amerika’yı bir kez daha keşfedebilmiştir.
Bakanlığın bu son düzenlemesi eğitim camiası içinde kısa sürede çok ses getirdi. Düzenlemeyi destekleyenler ve olumlu bulanlar kadar, “bu da nereden çıktı şimdi” diyenlerin, hatta bu uygulamanın “bölücülük” olduğunu nitelendirenlerin de çıktığını görüyor, izliyoruz.

Üst düzey politikaların belirlendiği Genel Müdürlük makamıyla, atölyelerde mesleki öğretim süreçlerinin sevk ve idaresinin sorumluluğunun taşındığı ikinci görev kapsamındaki müdürlük görevini aynı kefeye koyarak; “madem öyle genel müdür niye teknik branştan değil?” noktasına gelebilmek de Anadolu insanın fikr- i harikalığı olsa gerek.


Yeni düzenlemeyi desteklerken de, temkinli yaklaşırken de, eleştirirken de hatta ve hatta yererken de bilgi dezenformasyonu yaşanmakta.

Kronolojik süreçleri takip etmemiş, mesleki eğitim süreçleri hakkında bilgisi olmayan, atölye ortamını yaşamamış kişiler; olayı sadece öğretmenlik/okul yöneticiliği becerisiyle sınırlandırmaktalar.

Ceddimiz; “bir hususta zikir için fikir gerekir” demişler. Bakanlıkça yeniden getirilen; “mesleki teknik eğitim okul ve kurumlarının müdürlüklerine sadece atölye ve meslek dersi branş öğretmenlerinin görevlendirilebilmesi” düzenlemesinin, 35 yıllık mesleki teknik eğitim süreçleri içindeki birikimim doğrultusunda, şu hususlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim:


1- “Her branş öğretmeni, her okul türüne yönetici olabilmelidir” söylemini bugün ağızlarından düşürmeyenler, teknik öğretmenlerin meslek liseleri dışındaki liselere atanamaması düzenlemesine karşı başlarını hep kuma gömmüşlerdir.

Bugün eşitlik havariliği yapanlar, teknik öğretmenlerin lise müdürlüğü tercihlerini sadece meslek liseleriyle sınırlandıran yönetmeliğe yıllardır ses çıkarmamışlardır. Günümüzde de bu hususu hala Hiç dile getirmemektedirler.


2- Mesleki teknik okul ve kurumlarına genel bilgi dersi öğretmenlerinin müdür olarak görevlendirilmesi elbette ki telafisi güç ve imkansız sonuçlar doğurmamıştır.

Lakin, mesleki teknik eğitime has hususların, (atölyeler, sanayi koordinatörlüğü, DÖSE, işletmelerde mesleki eğitim, okul/sanayi işbirliği, temrinlik v.b.) genel bilgi öğretmenlerince idraki imkansız olmamakla birlikte zaman almaktadır.

Bu yeni düzenleme ile vakit kaybının önüne geçileceği aşikardır. Herkes bilgi, deneyim ve becerisini sergileyebileceği alanda performans sergileyebilecektir. Yeni kazanımlar elde etmek için fazladan vakit geçirmeyecek, efor harcanmayacaktır.


3- Mesleki eğitimin içinde bulunduğu durumun müsebbibi olarak salt genel bilgi branşındaki öğretmenleri görmek en yalın ifade ile işgüzarlık olacaktır. Fakat bu hususu da yok saymak reel verilerle örtüşmemektedir.

Düşen öğrenci sayısına pek çok etken sebep olmakla birlikte; teknik eğitimle yoğrulmamış, teknik eğitimi içselleştirmemiş kurum müdürlerimizin, öğrencileri motive etmede ve yapıcı yönlendirmede istenen noktada performans ortaya koyamadıkları bilinen bir gerçektir. 


4-  Meslek liselerimiz içindeki farklı bölümler hasebiyle genelde birkaç okul büyüklüğündedir. Her bir alan şefi, bir Anadolu lisesi müdürünün ilgilendiği öğrenci sayısına denk öğrencinin sorumluluğunu taşıyabilmektedirler.

Bu sebeple önceki yönetmelikte, okul müdürlerine branş sınırını getirilmemiş lakin müdür başyardımcılarına; “atölye ve meslek dersi öğretmeni olma” şartı getirilmişti. Bu düzenlemeye de hiç kimse karşı çıkmamıştı. Karşı çıkmak bir yana; kurum içinde personelle ve öğretmenlerle müdür başyardımcılarının ilgileniyor olduğu gerçeğinin ve meslek liselerinin teknik öğretmen formatının farklılığının idrakiyle; söz konusu uygulama başta eğitim çalışanları dernek ve örgütleri olmak üzere, eğitim camiasının bütün paydaşlarınca da destek görmüştür.

Günümüzde müdür başyardımcılığı görevlendirmesi artık yönetmelikte yer almamaktadır.

Okulun personel süreçleri de tek başına müdürlerin üzerindedir.

Bu gün görülüyor ki; müdür başyardımcısı açısından haklı görülen ve olmazsa olmaz kabul edilen sınırlamaya, müdürlerimizin tek başına kaldığı süreçte bazı kesimlerce farklı yaklaşılmıştır.

Mesele “müdür koltuğu” noktasına indirgenmiştir.
Sözün Özü: 81 ilimizden kurum müdürleriyle ve Genel Müdürlüğümüz yetkileriyle her gün iletişim halinde olan biri olarak; mesleki eğitim okul ve kurumlarının sahadaki hal’i pür mealini yakinen takip etmekteyim.

Ortaokul mezunlarının en başarılı olanlarının sınavla girebildiği meslek liseleri, önceki bakanımızın ifadesiyle; "niteliksiz okullar” kategorisine gelmiştir.

Çok değerli makine parkları teknik öğretmenlerin kişisel gayretleriyle çalışır halde tutulabilinmektedir. Her türlü coğrafi ve mevsimsel şartlar altında işletmelerde meslek eğitimi koordinatörlüğü yapan atölye ve meslek dersi öğretmenleri için; “gezerek ücret alıyorlar” denilebilmiştir.

Gruplar halinde yapılan atölye uygulaması için, “sırayla, yata yata ders işliyorlar” ifadesi zikredilebilinmiştir.

Maaş karşılığı en fazla derse giren grup; atölye ve meslek dersi öğretmenleridir.

Teknik öğretmenler, İl ve İlçelere bürokrat aranırken akla pek gelmemektedirler.

Yıllardır örselenen atölye ve meslek dersi öğretmenlerini motive edebilmek için bir şeyler yapmak lazımken, yapılanları eleştirmek ya da iptal ettirmeye çalışmak infiale sebebiyet verebilecektir.


Yıllar önce farklı saiklerle sonlandırılan “meslek lisesine meslekçi müdür atanması” hususunun yeniden getiriliyor olmasının bu kadar tartışılıyor olması teknik öğretmen camiasının aklına o farklı Saikleri getirmektedir.

Teknik öğretmen camiasında geçmişten kalma “ocakçılık” anlayışı vardır.

Ahilik kültürüne sahiptirler.

Geçmişte meslek teknik eğitimin önünü kesen, teknik öğretmeni arka plana iten uygulamaları; “kan kusup, kızılcık şerbeti içme” olgunluğu ve “kol kırılır, yen içinde kalır yaklaşımıyla” sineye çekmiştir. 

Lakin bugün bilhassa ülkenin en büyük eğitim çalışanları teşkilatının -genel merkez boyutunda olmasa da- il şube başkanlığı düzeyinde getirilen tepkisel yaklaşımlar camiaya rahatsızlık vermiştir. Bu rahatsızlığın, atölye ve meslek dersi öğretmenlerini, her türlü üst yapıdan bağımsız yeni bir mesleki örgütsel yapılandırma sürecine kadar götürebilecek süreçlerin kıvılcımı olabileceği görmek için ileri düzey stratejist olmak gerekmiyor.

Zaman ne ötekileştirme ne de ayrışma zamanı değildir. Yeni düzenleme eğitim camiamıza hayırlı olsun.

A. Tamer KAMBER
Teknik Öğretmen,
MYK Teknik Uzman

www.ajanskamu.net