Lise geçiş sistemi ve YKS ile ilgili değişiklere değinen Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi Bekir Birbiçer "Sorunlara ilişkin çözüm üretmesi beklenen bürokratik yapının, niteliği ve tavır alışıyla önümüzdeki en büyük sorun odağı olduğu yani çözüm beklediğimiz yerin bizatihi kendisinin sorun merkezi olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.", dedi.  

İlk defa geçtiğimiz yıl uygulanan Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı YKS (TYT-AYT)’nin ikincisi 16 Haziran 2019 tarihinde yapıldı. YKS sistemi, 2010 yılından beri uygulanmakta olan YGS-LYS sisteminin yerine getirilmişti. Oysa kaldırılan sınav sistemi, ÖSYM Başkanı Yekta Saraç tarafından kısa süre öncesine kadar ‘’Mevcut sistem girilecek bölümün gerektirdiği yetkinliği sorgulayan adil bir düzenek’’ cümleleriyle övülerek değişmeyeceği vurgulanan bir sistemdi. Ancak 2017 Eylül ayında Cumhurbaşkanı’nın geçiş sınavlarına yönelik sözlerinden sonra muhalefet lideri Bahçeli’nin meseleyi TEOG’un da ötesine taşırması ve ‘’var mısınız üniversite sınavını da kaldırmaya’’ diyerek sınava karşı seferberlik ilan ettiği süreçte YGS-LYS sistemi kaldırıldı. Tüm uzmanların şimdiye kadar uygulanan sınav sistemleri içinde ölçme, sıralama, değerlendirme ve yerleştirme anlamında en adaletli ve güvenilir olduğu konusunda ittifak ettikleri sistem, keyfe keder arayışlar doğrultusunda oldu bittiye getirilerek kaldırılmış oldu.

ÖSYM Başkanı Saraç, yapılan değişikliğin amacını, “sistemi yalınlaştırıp sadeleştirerek sınav stresini azaltmak”olduğu açıkladı. Ancak bugün geldiğimiz noktada; sınav stresinin daha fazla artması, seçiciliğin azalması ve yığılmaların yaşanması gibi sonuçlar doğuran ve güvenilirlik düzeyi de oldukça düşük olan YKS sisteminin, önceki yıllarda beğenilmeyip kaldırılan eski ÖSS sisteminin makyajlanmış halinden başka bir şey olmadığı görülmüş oldu. Eski ÖSS sistemi sınava giren öğrenci sayısının artması nedeniyle belli puan aralıklarında yığılma yaşanmasından dolayı kaldırılmış ve 18 tane çoklu puan türü getirilerek, yeteneğine göre bölüm tercih etme imkânı üst düzeye çıkarılmış, yerleştirmede adalet ve hakkaniyet olabildiğince sağlanmıştı. Yeni sistemde 18 puan türünün 3’e düşürülmesi sınavın seçiciliğini ve ayırt ediciliğini azaltmış oldu. Dolayısıyla şu an sınava giren öğrenci sayısı çok daha artmışken tekrar ÖSS benzeri yani, tıkandığı için değiştirilmiş bir sisteme dönülmüş ve yerleştirmede karşılaşılacak sorunların öngörülememiş olması yeni sistemin alelacele, düşünülmeden kotarıldığının göstergesi olmuştur.

Aynı şekilde sınav ve soru sayısının azaltılmasının hem puan aralıklarında yığılmaya sebep olması hem de öğrencilerin hazırlanma sürecinde yüklerini ve streslerini artırması bakımından yanlış olduğu ortaya çıktı. Mesela Fen Bilimlerinde 90 soru sorulurken bu sayı 40’a düşürüldü, 30 fizik sorusu 14’e indirildi. Önceden her konudan birer ikişer soru çıkarken artık 20 konunun beş veya altısından soru geliyor. Dolayısıyla öğrenci belli konuları iyi öğrenerek ulaştığı puanı elde edebilmek için artık tüm konuları çok iyi öğrenmek zorunda kalıyor. Her sorunun değerinin olağanüstü artmış olması da eklenince öğrencinin stres yükünü ve sınav gerilimini arttıran bir etki yapıyor.


TYT ve AYT sınavlarının birer gün arayla yapılmasının da son derece yanlış olduğu ortaya çıkmış oldu. Kaldırılan sistemde birinci sınav Mart ayı sonunda, ikinci sınav Haziran ayı sonunda yapılıyor, öğrenci alan sınavına yoğunlaşmak için 3 aya yakın bir zaman kazanıyordu. Ancak yeni sistemde her iki sınav da aynı hafta sonu yapıldığı için öğrenci tüm yıl devasa bir konu yığınına çalışmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla verdiğimiz bu iki örnek bile stresi azaltmak için getirilen sınavın, katılan iki buçuk milyon öğrencinin stres ve sıkıntısının kat kat artmasına neden olduğunu gösteriyor. Peki işaret edilen sorunla, o sorunu ortadan kaldırmak için üretilen çözümün örtüşmemesi bir yana çözüm adıyla hızlıca üretilmiş bir uygulamanın sorunu daha katmerli hale getirmesini, bunun da kamuoyuna bir başarı gibi gösterilmesini nasıl izah edeceğiz?

Milyonlarca insana ve ülke yarınlarına etki edecek bir değişikliğin hangi eksikliklerden dolayı, hangi amaçla, hangi hedefi gerçekleştirmek için, ne tür bir mantıkla yapıldığının makul ve ikna edici açıklamalarının olması gerekir. Fakat görüldüğü üzere eğitim sisteminde yıllarca edinilmiş tecrübeler sonucunda ulaşılmış en doğru uygulamalar bile siyasetçi, bürokrat ve uzmanların keyfe keder arayışları üzerinden anlamsız ve gereksiz değişikliklere gidilebiliyor. Yıllar boyu süren tecrübelerin ardından hayata geçirdiğimiz düzenlemeleri üstelik daha önce uygulayıp sonucunu gördüğümüz bir düzenlemeyi getirerek bırakmak kendi tecrübesini göz ardı etmek değil midir? Ancak düşmanımızın yapabileceği kötülükleri kendi elimizle kendimize yapmanın anlamı nedir Allah aşkına?

Özgür Eğitim-Sen olarak YKS’yi sunulduğu ilk günden itibaren tetkik ettik ve birçok yönden eleştirdik, sorun alanlarına yönelik olarak yetkililere uyarılarda bulunduk.  Sistemin seçiciliğinin zayıf olması, öğrencileri yeteneklerine uygun bölümlere yerleştirme anlamında gerekli olan çoklu puan türlerinin kaldırılmış olması, soru sayısının azaltılması, puan aralıklarında yığılmalara sebep olacağı, bunun da stresi azaltmaktan çok artıracağı vb. pek çok yönden ele aldık, tahkik ettik, eleştirdik ve sistemin vereceği zararlara dikkat çektik. Fakat her konuyu paydaşlarla genişçe müzakere ettiklerini dillerinden düşürmeyen yetkililere sesimizi duyuramadık. Maalesef TEOG ve YGS-LYS değişiklikleri hem siyasetin meseleleri ele alış biçimine hem de bu meselelerin çözümünde bürokrasi, danışman ve ilgili kamuoyunun ahvaline dair yakıcı bir ayna tutmuştur. Sorunlara ilişkin çözüm üretmesi beklenen bürokratik yapının, niteliği ve tavır alışıyla önümüzdeki en büyük sorun odağı olduğu yani çözüm beklediğimiz yer bizatihi sorun merkezi olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.


Bekir Birbiçer – Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi