07.08.2018, 13:36

'Hedonizm'in Pençesindeki 'Haz'cı Mankurtlar

Postmodern haz çağı, çarkları arasına aldığı ruhlarımızı, esaretine perçinlemeye hızla devam ediyor.

 

Ve iğrenç bir sefahat çılgınlığı, tıpkı bir virüs gibi hızla yayılıyor. Bu vahşi hedonizm, gönülleri kurutuyor, kalpleri karartıyor, ruhları çürütüyor...

'Muhakkak ki nefis, hep kötülüğü emreder'in bilincinde olan ve bu dünyaya gelmekten maksadın, yalnız Allah'a kulluk etmek ve Hakk’ı hakim kılmak için cehdetmek olduğunu en iyi bilen müslümanlar bile, popüler kültürün ışıltılı görünen bu aldatıcı vitrini karşısında, serkeşçe akan debisi yüksek bir selin önüne kattığı çer-çöp gibi seküler girdaba hızla sürükleniyor..

 

İktidar ve servete kavuşunca sekülerleştik. Tüm hedefimiz, dünya ve içindekiler oldu. Daha çok para kazanma, daha fazla konfor, daha fazla lüks, daha fazla şan-şöhret... çerçevesine sıkışıp kaldık.

 

Yani nefislerimizin köleleri, haz rejiminin mankurtları haline geldik.

Sadece bu kadarla kalmadık. Sanki İblisin askerleri olduk neredeyse;

birbirinin kuyusunu kazan,

insanların gizlisini araştıran, bunları yayan, bir gün lazım olur diye Allah’ın yasak kıldığı tecessüsü, varolma mücadelesi haline getiren,

eleştirdiğinde; menfaat elde edemediği için belaltı vurarak, aşağılayarak yok etmek için itibarsızlaştıran, hasedliğini dışa yansıtan,
övdüğünde; menfaatine ulaşıp elde etmek için alkış tutan, el ovuşturarak 'efendim' çeken, kula kulluk eden,
yaptığı iyiliği başa kakan, herkese söyleyen, paylaşan,
menfaatine dokunana kadar haksızlığa sesi çıkmayan, rantı kesilince hakperest kesilip ortalığı ayağa kaldıran,
dili başka kalbi başka, gülücüğü sahte, selamı çirkin kokan,
en güzel arabaya binmek için can atan, en iyi makama gelmek için atmadığı takla kalmayan,
en güzel evde oturmak için saldırmadığı para kaynağı kalmayan,

arzuladığı şeylere önem addedip elde etmek için kredilere boğularak, Allah’ın yasak kıldığı faiz belasına bulaşıp, Allah’a ve Rasulü’ne apaçık savaş ilan eden,
rantları, menfaatleri kesilince fitnenin daniskasını hayata geçiren,
Allah'ın rızası için yardım edin denildiğinde, binbir nazla vermemek için bahane üretenler olduk!

Çocuklarımıza dünyalık gelecek hazırlamak adına yapmadığımız fedakarlık kalmadı ama medeniyet değerlerimizden bir tanesini bile idrak ettirmeyi değerli bulmaz hale geldik!

Sevabı ebediyete kadar sürecek, amel defteri hep açık kalacak salih ameller biriktirmeyi artık önemsemeeiğimiz için ihmal ettik!

 

Hırsın, hasedin, kinin, nefretin, kıskançlığın, kanaatsizliğin, kendini her şeye layık görmenin, hadsizliğin pençesine nasıl düşüverdik biz sahi?

Namaz kılarken bile, arkadaşına, amirine, memuruna, müşterisine, rakibine aldatma senaryoları yazan ya da sinsice tuzaklar planlayan,
sadaka verdiğini zannederken insanlardan içten içe övgü, takdir, karşılık bekleyen,
kendine kıytırık bir paye verildiğinde yürüyüşü ve bakışı bile değişen, bi anda burnu havalarda gezen,
kafası hep entrikaya çalıştığı için çevresindeki iyileri ve iyilikleri hep kaçıran,

dünyaya ve hadiselere hep şeytanî bizans oyunları penceresinden bakan,
sözünün, davranışının, bakışının, sohbetinin, yardımının hiç bir anlamı, tadı, bereketi olmayanlar oluverdik?


Kafelerde oturup nargile içmek, kemalatımız için, davamız için biraraya gelip sohbetler, zikirler, dersler yapmaktan daha cazip hale geldi.

 

Çocuklarımız, Allah Azze ve Celle'yi, Rasûlünü tanımadan önce, futbolcuları, sözüm ona sanatçıları  tanıyorlar. Kur'ân-ı Kerîm'i öğrenmeden keman çalmayı öğreniyorlar.

 

Hiç bir işimizde, sözümüzde, tutumlarımızda müslüman gibi düşünmüyor, müslüman gibi giyinmiyor, müslüman gibi konuşmuyor ve müslüman gibi davranmıyoruz.

 

Bazıları ise bilerek ya da bilmeden müslümanMIŞ GİBİ yapıyor sadece..

 

Haram helal gözetmek yok!

Allah'ın rızası için, Allah’ın dinine, insanlığa hizmet etmek yok!

Kadim Medeniyet değerlerimize sahip çıkmak yok!

Alimlerle, sadıklarla, Allah dostlarıyla birlikte olmak yok!

Sadaka vermek yok!

Yetime bakmak yok!

İyiliği emredip kötülükten sakındırmak yok!

 

Hakiki iyilik adına, çıkarsızca, samimi, faziletli, ihlaslı hiç bir söz, irade, davranış yok!

 

Yok! Yok! Yok!..

 

Bir sürü tanrılar edindik; para, makam, çocuk, kadın, konforlu ev, lüks araba, siyasi veya bürokratik erk vs...

 

Farkında olmadan habire bunlara tapınıp duruyoruz, üstüne de yiyip içip, vur parlasın çal oynasın gülüp eğleniyoruz.


Hani insana değer veren, fani dünyaya değil, sonsuzluk yurduna insanı hazırlayan köklü, derinliği olan, âli bir medeniyetin çocuklarıydık biz?!

 

Nasıl da evladın anasına çemkirdiği, babanın hanımına veya hanımın kocasına eşya kadar değer vermediği bir dünya kuruverdik?!

Birbirimizin kötülüğü için laf taşıyan, ara bozan, entrikalarla ortaya çıkan olumsuzluklardan şeytanî sevinçler çıkaran,  güvenin, vefanın hatta samimi bir selamın bile nostaljik ânılar haline geldiği iğrenç bir uygarlık oluşturuverdik!


Hani “birbirinizin eksiğini, kusurunu, hatasını, günahını örterseniz, Allah da sizinkileri örter” diyen bir erdemi bize teşvik eden o güzel medeniyetimizle övünürdük de, bunu en güzel örnekleriyle yaşayan Allah'ın Rasulü Hz. Muhammed Aleyhisselam’a ve O’nun tarihin en güzel faziletlerini sergileyen sahabesine, arkadaşlarına benzemeye çalışır, onlara gıbta ederdik!

 

Yetime sahip çıkanların, fitneye sebebiyet verecek her söz ve davranıştan, şeytandan kaçar gibi kaçanların, enaniyet ve kibirden, ateşten korkar gibi korkanların kurduğu bir medeniyetin çocuklarıydık biz hani?!..

 

Bizim, bu popüler kültürün cazibesine kapılmamıza, ruhlarımızın haz sarhoşluğunda boğularak dünya-ahiret insicamımızı kaybetmemize ve sonra da nefsin arzularının peşine takılarak seküler mutantlara dönüşmemize sebep olanlar ne acaba?

 

Konu burada bitmeyecek, önümüzdeki yazıda devam edelim.

Yorumlar (0)
banner51
23°
açık
Günün Anketi Tümü
Kadroya Geçen İşçiler Asıl İşkoluna Dahil Olmalı mı?
Kadroya Geçen İşçiler Asıl İşkoluna Dahil Olmalı mı?
Namaz Vakti 23 Eylül 2020
İmsak 05:20
Güneş 06:46
Öğle 13:01
İkindi 16:25
Akşam 19:07
Yatsı 20:27