08.02.2021, 18:34

Hüzünler üzerimize devrilmeden önceydi

Hüzünler üzerimize devrilmeden önceydi. Daha hicran yarasıyla tanışmadığımız bir veda busesi ile ruhumuzun sarsılmadığı zamanlardan biriydi...

Bir şehir vardı, yüreğimde sakladığım. Üzerinde hayaller kurduğum, pembe rüyalar gördüğüm... 

Bir şehir vardı bizden uzaklarda.Her seferinde kabristanından, hüzünlerin arasından girerdik. 

Mezar taşlarındaki yazıları görür, üzülürdük. peşinden yoruluncaya kadar fatihalar okurduk.

Ölümden hayata doğru bir yol akardı, şehirde. Rüyalarımızın şehrinde.

Sonra yoksul sokaklardan Dergahına, nebinin doğduğu mağarasına doğru süzülürdük.

Pek rûşendi çocuklar.

Misket oynayan, topaç çeviren tatlı şivesiyle  bağrışan çocuklar vardı. Bazen patlamış topu heyecanla sürüklemeye çalışan...

Kimsenin öyle üstüne başına aldırdığı da yoktu. 

Öyle yapay bir doğallık değildi ha! 

Herkes, içinden geldiği gibiydi. Anasının sütü gibiydi, toprak gibi doğaldı her şey...

İsimleri kısaltmakta pek mahirler idi. Hessé, İbé sesleriyle eğlenir, sokaklar eşsiz kahkahalarıyla dolardı çocukların.

Burası hayallerimizin şehriydi...

İbrahim'in dost aradığı yerde, onun ayak bastığı topraklarda hayat bulmuştuk...

Başındaki poşuyla dolaşan şalvarlı amcalar hep önde yürürlerdi Haşimiye meydanından. 

Ardından uzun entarili, gülüşleri altın sarısı, yüzleri, elleri dövmeli kadınlar vardı, yürüyen...

Lisanları, renkleri farklıydı ama kederleri, kaderi aynı olan insanlara rastlardık.

Dün yine ağır adımlarla yürüyordum, sokaklarını şehrin. Issız caddelerinde yüreğimin, Diyar-ı İbrahim'in sokaklarında...

Hatıralarımızın, hayat bulduğu o adreslerin pek azına rastladım. Eski hayatların, fotoğrafların.. 

Hepsi terk-i diyar mı eylemişti? 

Hanelerde mahzun mu bekliyorlardı? Yokluğu sessizliğin acısını damarlarında hissediyordum, sızısı yüreğimin derinliklerinde idi. 

Elimden tutup Dergah-ı Halili gezdiren o nasırlı elleri hatırladım sonra.

Kaleden, ateşe atılan hakperest bir delikanlıya, bir hakikat aşığına, göklerin sonsuz kereminden söz ediyordu. 

Yangının, o yükselen alevlerin nasıl serin bir suya, tutuşan odunların balıklara nasıl dönüştüğünü anlatıyordu. 

Abdest almış, avuçları ıslak daha, sakallarından damlalar düşüyordu yerlere...

Yüzünde, Halilullah ile hatırasıyla buluşmanın verdiği bir tebessüm. Yüreğimizde bir coşku ki sormayın.

Eski minareye konan kuşları izliyoruz beraber, bir sonbahar mevsimde. Ayağında kahverengi ayakkabısı var, tozuna aldırmadığı...

Ama güneş yakıyor bizi. Mermerleri, avluyu...

Uyandım düşlerimden hatıralardan..

Üşüyordu ellerim, oturduğum şadırvandan kalktım. Yavaş yavaş yürüdüm, mekânın zamanın sahibine doğru.

Eskiden, coşkuyla yürüdüğüm o merdivenleri ağır ağır çıkarken doldu gözlerim.

Mihraba doğru durdum, dualar adadım, alnımın değdiği yere. 

Ayn-zeliha bahçesine doğru ilerlerken sustum boğazım düğüm düğüm hiç konuşamadım.

Eskiden yaşayan canlı bir kültür vardı şehirde. Hani vefaya, kutsala, samimiyete adadığı derin bir kimliği vardı şehrin. 

İnsan, selâm verince hüzünler duman duman dağılırdı, buharlaşırdı dertleri...

Mutluluk, küçük bir iskemledeydi, sarılan kaçak bir tütünde anlatılan tatlı bir hikâyede idi.

Henüz on beşindeydik hayatın. 

İçimiz içimize sığmazdı, öyle ya ayaklarımız yere değmeden yürürdük. 

Fakir ve dar sokaklarda. Anılar mahzun şimdi ve sokaklar yokuş hâlâ. 

Refahın savurduğu yerleri de adımladım. Bir baştan bir başa yayılmış suni bir kültürle karşılaştım.

Ben mi bu şehre yabancıydım yoksa şehir mi bana yabancılaşmıştı bilemedim?

Oysa ne günler yaşamıştık ne hikâyeler saklıydı şehirde...

Hayalleri, bir çiçeğin yapraklarında, kokusunda bulurduk. Yüzümüzü okşayan serin bir rüzgârda saklıydı tebessümler... 

Zaman-ı biz mi tükettik sahi, yorulan ayaklarla? Sözleri, kelâmı biz tükettik hoyratça duygularla?

İçimde sakladığım, sır verdiğim, umut aradığım o gülşen şehir neredeydi?

Bir gün geri gelir mi? 

Geri gelir mi sevdiklerim?

H.FiDAN/ Hüzünlü Adımlar

Yorumlar (0)
11°
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
20 Bin öğretmen atamasını yeterli buluyor musunuz?
20 Bin öğretmen atamasını yeterli buluyor musunuz?
Namaz Vakti 25 Şubat 2021
İmsak 06:13
Güneş 07:38
Öğle 13:22
İkindi 16:25
Akşam 18:57
Yatsı 20:16