22.10.2020, 22:28

Kapsamlı bir eğitim reformundan önce

“Kapsamlı bir eğitim reformu gerekiyor.” Bu sözleri bir üniversitenin akademik yıl açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan söyledi. Benzer sözleri değişik vesilelerle değişik ortamlarda daha önce de söylemişti. Daha öncekilerde olduğu gibi şimdi de bütün bir kamuoyu tespitleri yerinde ve haklı görüyor. Kimseden “eğitimde reforma ihtiyacımız yok”, “kurduğumuz sistem çok güzel işliyor, beklentilerimizi beklentilerimize uygun şekilde karşılıyor” itirazları gelmiyor. Takip edebildiğim kadarıyla “kapsamlı bir eğitim reformuna ihtiyacımız var” sözüne MEB’den de, YÖK’ten de bir itiraz gelmiş değil. Anlaşılan o ki şu an yana yakıla sürdürmek istedikleri ve bu ülkenin ve şu an iş başındaki hükümetin en yetkili kişisinin “başarısız” olarak nitelediği bir sistemi MEB’de “başarı” beklentimize karşılamayacak bir düzenek olarak değerlendiriyor. Ancak buna rağmen yine de uygulamada en ufak bir aksaklığın yaşanmaması için aynı başarısız sistemi uygulamada büyük bir gayret göstermekten de imtina etmiyor. MEB’in açıklayıp uygulamaya soktuğu Vizyon Belgesi’ni kararlı şekilde uygulamaya sokması gerektiğini belirten STK’lar, yürütülen iş ve işlemlerin eğitim mevzusunda muhtaç olduğumuz şeyler olduğunu belirtip heyecana gelen vakıflar, dernekler, gazeteciler vs. hepsi koro halinde bu açıklamayla başarısızlığımızın gerçekten de başarısızlık olduğunu teyit ediyorlar. Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklama kuvvetle muhtemeldir ki “eğitim ve öğretim politikaları kurulu” tarafından da paylaşılıyor. 

Kısaca bir toparlama ihtiyacı hissediyorum. Hükümet eğitim politikalarının başarısızlığını söylüyor. İlgili bakanlık ve kurul da aksi yönde bir görüş belirtmiyor. Hükümet’e yakın çevreler sendikalardan STK’lara, akademiden basına herkes tespitin haklılığını belirtiyor. YÖK’ten, akademiden farklı bir görüş gelmiyor. Muhalefet zaten işin başarısız olduğunu söylüyor. Peki, Sayın Cumhurbaşkanı’nın belirli periyotlarla anlık bir aydınlanma yaşamış gibi “eğitim alanında başarısız” şeklinde bir hüküm ihdas etmesi ve neredeyse bütün bir ülkenin bu tespitle beraber tespit doğrultusunda hiza alması normal mi? Bu manzarada bir tuhaflık yok mu? Başarısızlık tespitine gösterdiğimiz coşkulu onama kadar bu tespit tarzına ve bu coşkulu onamamıza da hayret etmemiz gerekmez mi? Ulusal basında neredeyse 10 yıldır eğitim merkezli yazan birisi olarak eğitimdeki başarısızlığımızdan ziyade eğitimdeki başarısızlığı hal yoluna koymaya çalışan bu tarza odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu tarz değişmediği müddetçe 2053’te de, 2071’de de tarihsel olarak performans düzeyi belirli düzeyde istikrarlı şekilde seyreden bu yapıdan başka bir şeyin çıkmayacağını göreceğiz. Değişmesi gereken şeyleri değiştirmediğiniz sürece memnun olmadığınız sonuçları gönlünüzden geçen iyi ve güzel temennilerle değişeceğini düşünmek neden bahsettiğinizi, bahsettiğiniz şeyin neye karşılık geldiğini bilmemektir. 

Türkiye’nin bu mevzuda temel sorunu budur. Eğitim-öğretim kavrayışının günümüz dünyasının mahiyeti ve alanın gerçekliğinden bağımsız şekilde bir takım ezberlerle, eğitimi cendereye alan bir takım klişelerle ve bağlamdan bağımsız temennilerle şekillendiği bir vasatta eğitimde başarısız olmamızın, kapsamlı bir reforma muhtaç oluşumuzun sürpriz olmayacağı açıktır. Zaten önemli olan başarısızlığımızın tespit edilmesi veya kapsamlı bir reforma muhtaç oluşumuzun ifade edilmesi değildir. Önemli olan bunu nasıl çözümlediğimizdir. Bakar mısınız “başarısızız” dediğimiz alanda ne anlamlı bir kamusal tartışmamız var, ne akademinin, MEB’in, YÖK’ün böyle bir gündemi var. Ne MEB’de paradigmatik anlamda bir dönüşüm yaşanmış ne de böyle bir dönüşüm için tespit yapılmış. Ne de çok daha vahimi “başarısız” dediğimiz alanda başarısızlığı mal edeceğimiz sorumlu bir tane aktörümüz var. Kim bu başarısızlığın sorumlusu? Bu başarısızlığın nedenleri nedir? Aksine alanı yönlendiren her ismi taltif etmişiz, daha üst makamlara yöneltmişiz. Devam edelim bu mevzuya… 

Yorumlar (0)
banner51
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
2021 Yılı Asgari Ücret ne Kadar Olmalı?
2021 Yılı Asgari Ücret ne Kadar Olmalı?
Namaz Vakti 01 Aralık 2020
İmsak 06:32
Güneş 08:03
Öğle 12:58
İkindi 15:22
Akşam 17:44
Yatsı 19:09