ajanskamu @ gmail.com

Bir yıl önce ‘2023 Eğitim Vizyonu’ belgesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un sunumuyla kamuoyuna ilan edilmişti. 23 Ekim 2018 yılında açıklanan belgeyi kimler hatırlıyor, neyi hatırlıyor bilemiyorum. Toplumsal hafızamızın güçlü olmadığına ilişkin tespitlerimiz ve şikâyetlerimiz malum. Üstüne üstlük günümüzün ‘akışkan’ dünyasının hafızaya gerek duymayan, önem vermeyen tersine onu atılması gereken bir ‘yük’ olarak gören tavrı eklenince büsbütün hafızasız kalıyoruz. Ne söylediğin, niye söylediğin, söylenen şeyin mahiyeti çok da önemsenmiyor. Bir şey söylemeniz bekleniyor ve sizin de o bir şeyi söyleyip söylemediğinize bakılıyor. Zaten ne ‘niye böyle söyledin?’ diyen var ne de ‘böyle söylemiştiniz!’ şeklinde bir fikri takip içinde olan var. O yüzden her şeyin söylenebildiği denetimsiz bir alandayız. Sosyolog Chul Han’ın ifadesiyle ‘pürüzsüz’ bir zemindeyiz.

Eğitimde kendisini başarısız gören ve bundan şikâyetçi olan bir toplumun iş ve işleyişini hal yoluna koymasının asgari şartı yapılıp edilenlere ilişkin fikrinin, kavrayışının olması gerekliliğidir. Sadece iş ve işleyişin hal yoluna koyulması için değil ondan önce var olduğumuzun emaresi olarak gereklidir. Chul Han’a yaptığım ‘pürüzsüzlük’ atfı, postmodernliğin alamet-i farikası olan ‘ne olsa gider’in bir yansıması elbette. Ancak bu, aynı zamanda içinde yer aldığımız hayat karşısında bir varlık, bir direnç, bir irade koyamayışımızın da ibretlik bir göstergesi. Gelelim 2023 Eğitim Vizyonu belgesine. Ne vardı sahiden belgede? Ne tür bir analiz yapılmıştı? Neler vaat edilmişti? Neler yapılıyor?

Yazının Devamı İçin TIKLAYIN