ajanskamu @ gmail.com

Aile ve Kadın Cinayetleri Psikolojik Alt Sebepleri

Son zamanlarda ailede ciddi çatırdamalar olduğunu ve tedbir alınmazsa çok ciddi boyutlarda toplumsal travmalar yaşanacağı üzerine yazıp duruyoruz. Bu anlamda maalesef her geçen gün travmalar artmakta, aileler dağılmakta, çocuklar ise heba olmaktadır.
Konuşan konuşuyor yazan ise yazıyor. İşin ilginç yanı ise bütün aile travmalarının da, nesil travmalarının da baş müsebbipleri her vaka sonrası, sebep oldukları travmaya geçmiş olsun dileklerini ve üzüntülerini dile getiren yazılar videolar yayınlanmaktadırlar. Acep kendileri de mi verdikleri zararın farkında değiller!!!

Her zamanki gibi yanan bir yürek edasıyla haykırıyor, başta toplum olmak üzere en yetkililere sesleniyorum: "Sinek öldürmeyi bırakın bataklığı kurutalım". Bataklık kurutmadığınız sürece, problemler bitmeyecek. Ve problem üretimi isim, şekil, değiştirerek devam edecekler. Nedir bu kadını ve erkeği birbirine düşüren ve binlerce yıllık İslam Aile Sistemini darmadağın eden, bir neslin yoldan çıkmasına, yozlaşmasına ve değerlerinden uzaklaşmasına sebep olan, derinlikte yatan alt sebepler?

1. Kadın istihdamı ısrarı annelik ve eşlik his ve duygularını köreltti
Elbette bizler gerçekten ihtiyacı olan veya şartları uygun olup fıtratına uygun ortamlarda çalışan kadınlara söz söylemiyoruz. Fakat bugün sanki ülkenin hiç işsizlik sorunu yokmuş gibi, bütün erkekler çalışıyor fakat işçi ihtiyacı giderilmiyormuş gibi illede kadını yuvasından çıkarıp bir nevi köleleştirme, sözde özgürlük çatısında kadının eşlik ve annelik duyguları köreltilmesi için (sonuç itibarıyla) kadın istihdamı artırılıyor. Kendi çocuğuna bakmayan anne duygusal boşluk hissediyor ve ayrıca hem dışarıda çalışıp hem eve geldiği zaman, evin bütün işleri üzerine yığılması sonucu adaletsiz bir hayata maruz kalıyor. Bu da kadının psikolojik iyi oluşuna olumsuz etki ediyor.


2. 6284 ve İstanbul Sözleşmesi kadına da erkeğe de şiddet düzeyini artırdı

Gerek 6284 sayılı sözleşme kadına şiddeti önleme kanunu gerekse feministler eliyle imza ettirilen İstanbul sözleşmesi, bugün aile sistemini darmadağın etmekte ve yuvaların yıkılmasına sebep olmaktadır. Şiddet kavramı ciddi anlamda yeniden anlamlandırılmalı/tanımlanmalıdır. Şiddete sebep olacak faktörler yeniden arştırılmalıdır. Kadın kadın, erkek ise erkek olmadığı sürece ne aileden ne de toplumdan söz edebiliriz. Gücü yetiyor diye bir erkeğin karısına ya da, bir kadının kocasına zulmetmesini, slam'ın yasaklaması söz konusu olduğu gibi, hiçbir vicdanlı sistem de kabul etmeyecektir. Gerek İstanbul sözleşmesi gerekse 6284 sayılı kanun bir an önce fesh edilmeli ve adalet endeksli yeni çalışmalar yapılmalıdır

3.Pozitivist Felsefik eğitim sistemi akla hitap edip, nesli kalp ve ruhtan koparttı


Hiç şüphesiz bir toplumu meydana getiren eğitimdir. Eğitimde problem olduktan sonra diğer alanlardan istediği kadar başarı sağlansın... Neticede bütün alanları etkileyen eğitimli insan gücü olduğu için, sonuç başarısızlığa gidecektir. Bugün pozitivist felsefe akımı akla hitap etmekte, akıl ise malumat yani bilgiden ibaret olmktadır. Eğitim sistemi bilgiyi akılla, irfanı kalple, hikmeti ise ruhla bireylere vermelidir. Bu anlamda insan bir bütündür ve bütünlüğünü korumak zorundadır. Fıtratın dışına çıkan bütün sistemler ancak insanı bozmakla çalışmalarını sonuçlandırır.

4. "Kadının Beyanı Esastır" safsatası yuvaları yıktı ve boşanmalara sebep oldu


Hiçbir beşeri sistemde dahi, sadece kadının beyanı esastır gibi bir dustura ulaşamazsınız. Söz konusu kadının beyanı esastır, düsturu esas alınsaydı, Züleyha bizzat Hz. Yusuf'a iftira attı. bu durumda Züleyha beyanını yanlış üzerine vermesi, Hz. Yusuf haksız olması lazımdı.
Aile kanunları fıtrat çerçevesinde yeniden ele alınmalı ve İslami çerçevede düzenlenmelidir.

5. Sonuçta Mantık Muhakemesini yitiren travmatik bir toplum...


Tam manasıyla eğitilmemiş, eğitimle kalbine ve ruhuna ulaşılmamış, vicdandan, ahlaktan ve değerden uzaklaştırılmış, saf cüzi iradesini kendine referans noktası edinmiş, bencil, egoist, kibirli, mantık mahkemesini yitiren, dağınık bir toplum inşa edildi/ediliyor/edilecek.
Bütün devlet ve STK kurumları el ele verip bu nesli ve aileyi kurtarmaya çalışmalıdır. Aksi takdirde kısa bir süre sonra ne kadın kadın, ne de erkek erkek olacak . Bu hem sosyal ve kültürel, hem fizyolojik ve biyolojik, hem psikolojik anlamda toplumsal bunalıma giriş demektir.
Adnan Kalkan
Psikoterapist