ipekli65 @ gmail.com

Hangi cesaretse hiç bilmediğim, hiç bir personelini tanımadığım, iki müdür yardımcısı da emekli olmuş, üstelik bir öğretmenin müdürlüğe vekalet ettiği o okula vekil müdür olarak görevlendirilmiştim.

Uzun yıllar okul müdürlüğü yapan, ilkokul öğremenim rahmetli dayım beni okuluna çağırdı. Lafı dolandırmadan birini aşağıda okuyacağınız iki öneri de bulundu.

“Başına çok şey gelecek. Şaşıracaksın ama bu iş böyle. Ani olaylar karşısında hazırlıklı ol. İçinden ona kadar saymadan hamle yapma. 10 saniye çok büyük zamandır. Sinirlerin yatışır, karşındaki rahatlar. Denedim çok faydası oldu. Sadece 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10.”

Tecrübe kazanmaya başlamıştım. Bir bahar günü odamda otururken ciddi ciddi gayri meşru işlere bulaşmış bulunan bir velimiz bir hışımla üst koridorda belirdi. Önce bir sınıfa yöneldi, sonra odama. Gözleri dönmüştü. Elleri titriyor, dudakları keman çalışıyordu.

İçimden ona kadar saydım, suratına odaklanarak azıcık sesimi yükseltip, bütün bir refleksle dedim ki, “Otur bakıyım, sen benim en güvendiğim velisin.”

Üç, beş dakika sonra cebinden çıkardığı silah ve sallama halen rüyalarıma girmektedir. Bence de büyük bir katliamı önlemiştik.

Ben de dayımın bana yaptığı gibi mevcut okul yöneticileri, aday okul yöneticileri ile MEB’in tüm yöneticilerine seslemek istiyorum, imbikten süzülenlerle …

1- Müdürlük hayatım boyunca öğretmenlere ait sevk kağıdı, plan, dilekçe, istatistik, izin belgesi gibi  şahsi ve resmi belgeleri odam dışında imzalamadım. Odamda imzaladım çünkü belgede var olabilecek bir hatayı, yanlışı düzeltmek zorundasınız. Öğretmeni meslektaşının yanında uyarmanız inan olsun ki, öğretmeni rahatsız eder. Öğretmeni hemen, “geçen gün filancada da benzer hata vardı ama onu imzaladınız” savunmasına geçirir.  O nedenle yönetici arkadaşım, yönetici adayı hocam imzayı odanda atmalısın.

 2- Öğretmenler kurulunda veya ara değerlendirme toplantılarında komplo dolu çıkışlarla zaman zaman ben de karşılaştım. Birileri çaktırmadan güya iyi niyetle kimi önermelerde bulundu. Şurada bir eksiklik olduğunu düşünüyorum diye başlayan bu art niyetli öneriler sonunda kimi komisyon kuralım dedi, kimi inceletelim.  Aman ha, ucuz kahhramanlıklar peşinde koşmayın. Uyanık olun, güvenli bir dille bir düşüneyim deyin.  Bu size zaman kazandırır, sağlıklı karar vermenize yardımcı olur. Unutmayın ki, her zaman sizi izleyen, gözleyen, gözleten, izleten başka başka  gözler mutlaka mevcuttur.

 3- Her bireyin kendine özgü hassasiyetleri  vardır. Zaafları vardır. Bu zaafların başından para gelir. Erkeksen kadına , kadınsan erkeğe bulaşma veya bulaştırılma riski altındasın. Çünkü senin sıkıntılarından zevk alacak bir sürü psikopat var piyasada. Çamur atayım da izi kalır en azından diyen insanımsı yaratıklar da…

 4- Meslek hayatım boyunca sanatla olan uğraşımın çok faydasını gördüm. Şiirle, resimle, öykü ile süsledim sıkıcı toplantıları. Suratların asıldığı, esnemelerin yoğunlaştığı, of pufların havayı ağırlaştırdığı anlarda ruhlara hitap eden bir ses tonu hem beni kendime getirdi hem de katılımcıları. Siz de toplantılarda şiir, resim, öykülerden faydalanın, ezber yeteneğinizi konuşturun, bakın çok rahatlayacaksınız.

5- Müdür sevilmez yargısı, müdür değil mi algısı yerleşik bir tavır olarak karşınızda durur. Çünkü, siz çocuğun hakkını korumak zorundasınız, sosyal etkinlikleri organize etmek zorundasınız, nöbeti, derse giriş / çıkışı denetlemek zorundasınız. Program yaparsınız, karnı yarık diye beğenilmez. Herkes keseri hep kendine doğru vurur.

“Bir veli gelmişti bir gün odama. Çocuğu ve öğretmeni ile ilgili kimi tespitlerini aktardı. Not aldım. Velinin telefonunu da… Konuyu araştırdım. İşin aslını astarını öğrendim. Sonra veliyi arayıp bilgi verdim. Veli ertesi gün bir kutu çikoloyatla ziyaretime geldi.”
Uygulama doğru idi ve ben çok mutlu oldum. Siz de mutlu olmak istiyorsanız detayları atlamayın, taraflara bilgi verin. Bunun için de masanızın üzerinde mutlaka bir ajanda bulundurun. Sakın eski politikacıların sigara paketi üzerine not aldığı gibi yapmayın, asla kağıt parçalarına not yazmayın.

6- Okulu sadece eğitim öğretim yapılan mekanlar olarak görmemeya çalıştım. Spor, halk oyunları, müzik, tiyatro, dinletiler önceliğim oldu. Bunun için hem mevcut öğretmen potansiyelinden faydalandım hem de Rehberlik Araştırma Merkezi ve Halk Eğitim Merkezi ile çalışmaya çalıştım. Bir yolunu bulup bu iki kurumun çalışanlarıyla iyi ilişkiler kurdum. Onların hem insan kaynakları işime yaradı hem de araştırmacı yanları… 

7- Hani bir akıl defteri önermiştim naçizhane. Şimdi bir defter daha önermek istiyorum. Günce defteri. Akıl defteri aslında kurumsal gelişim ve izleme için gerekli bir defterdir. Günce defteri ise sizin kişisel gelişiminize katkı sağlar. Ancak sistemli olmak kaydıyla. Zaman zaman dönüp önceki günceleri okumanız koşuluyla.  Ne işe mi yarayacak dediniz?
(………………………..)

8- İşiniz önemli, eşiniz özelinizdir. İyisiyle, kötüsüyle işinizde yaşadıklarınızı evinize götürmeyin. Yaşantılarınızı eşinizle tartışmayın. Bu hem sizin canınızı sıkar hem de eşinizin. Zira işinizde harcadığınız zaman uzunken evinizde harcadığınız zaman oldukça kısadır. Bu kısa zamanı işinizle doldurmayın. Sonra ağzınızın tadı kaçar, benden söylemesi. 

9- Okul içi, ilçe, il, bakanlık seviyesinde kurul ve komisyonlara katılın. Bu kendinizi yenilemenize katkı yapar. Ders denetimlerini ihmal etmeyin. Bunu önceden haber vererek yapın. Yine denetimleri yaparken mutlaka gülümseyin. Kelle alıcı olmayın, fırsat kollamayın, kin kötüdür. Sonra ülser olursunuz, tansiyon kapınızı çok erken çalar. Şekeriniz kalıcı hale gelir. Kalbiniz 74 model murat gibi tekler durur.

 10- Uzun uzun övündüğümü hatırlıyorum ben de. Çok çalıştığımı, hatta çok iyi, fedekar çalıştığımı kanıtlamak için “üç yıldır yıllık izin bile kullanmadım” dediğim oldu. Gördüm ki, yanlış yapmışım. Yıllık izninizi kullanın. Çünkü iş ortamından bir süre ayrı kalmak hem yeni özlemler doğrurur, hayaller kurarsınız hem de dinlenirsiniz. Eşinize, çocuklarınıza, bedeninize zaman ayırırsınız. Zira yıllık izin bir haktır ve bilimsel çalışmalar sonunda verilmiş bir haktır.

11- Devir teslim için mutlaka tutanak tutun. Görüntü oluşturun. Okulu tüm bölümleriyle tanıyın. Her bölümün ihtiyaç ve fazlalıklarını belirleyin. İhtiyaçları gidermek için önceliklendirmelerde bulunun. Size çok önemli ip uçları vereceği için öğretmen özlük dosyalarını inceleyin, mebbise bakın, e okulu didik didik edin. Yaptığınız her etkinlik için kayıt tutun. Bakın çok yararını göreceksiniz.
Ayrıca okulun su, gaz, elektrik saflarını, okulun konumunu öğrenin. Personeli yönlendirin, mobbing uygulamadan personele hakim olun, motive edin. 

12- Hep söylemişimdir. Öğretmenler odası okulun beynidir. Okul öğretmenler odasından yönetilir. Orada yapılanlar, konuşulanlar okulun havasını da yansıtır. Hatta orada yapılan ufak tefek dedikodular bile zaman zaman işe yarabilir.
Ha unutmadan öğretmenler odasına kapıyı çalmadan hiç girmedim biliyor musunuz?
Unutmuyorum, çalışkan bir ana sınıfı öğretmenim fi tarihinde, öğretmenler odasında şahsım için, “arkadaşlar bugün müdüre görünmeyin, çünkü bana hocanım dedi.” demişti.
Öğretmen arkadaşlarıma hanım, bey diye hitap etmemeye çalıştım ondan sonra. Soğuk gelmeye başladı nedense bu hitaplar. Soğuk ve sahte. Yaşına başına bakmadan, okul içinde de okul dışında da öğretmenlerime Ayşe hocam, Mehmet hocam demeye başladım. Kimine göre yanlış gelen hocam kavramını öğretmenim demeye yeğledim. Çünkü hoca kavramı öğretmenim kavramından çok daha dolu bir anlam ifade etmekte benim için. Bu hitap şekli hem beni mutlu etti hem de öğretmeni onurlandırdı / onurlandırıyor….

13- Benim çevremde de çok güveneceğim, sonsuza kadar kol kola diyebileceğim meslektaşlarım oldu. En olmadık zamanda yarı yolda bırakanı da. Bazen bazıları zarf attılar kimi hususlarda. Çalışmamaya kılıf bulmak istedi bazıları. Yemeğe tav etmeye kalkanlar mı dersin, fıkralara boğmaya çalışanlar mı…
Aklımı kiraya vermedim. Danışmayın, ortak aklı yürütmeyin demiyorum ama aklınızı da hiç bir zaman ve asla kiraya vermeyin.

14- Genellikle okunmayan, okunmadığı için önemli mağduriyetler oluşturabilen, resmi yazıların alt nüshalarını okumayı rutin hale getirin. Resmi ilişki ve iletişimlerinizde devletin resmi dilini kullanın. Abc planlarınız hazır olsun, eliniz rahatlar. Risk alın, risk almazsanız zorlanırsınız, tıkanırsınız. Aldığınız riskler izah edilebilir olsun ama. Okul yerinde kalır merak etmeyin. Personelle aranızda güven oluşturun. Okuldan ayrılacağınızı, sakıncası yoksa gideceğiniz yeri, dönecekseniz zamanını sizden önceki veya sonraki kişiye aktarın. Sabahları öğretmenler odasını, müdür yardımcısı odasını, varsa memur odasını, hizmetli odasını ziyaret edin. Selam verin. Varsa esnafa uğrayın. Postacı gibi okulun müdavimlerine çay ısmarlayın. El etek öpücü olmayın. Açık sözlü, mert, güvenilir olmaya çalışın. Bakın işiniz ne kadar kolaylaşacak.

15- Hayal kurun. Hayal gücü kişiyi motive eder. Helvadan hayal kurup acıkınca yemeye kalkmayın ama…

16- Oyun da kurun, oyunu yönetin, böylece bir hikayeniz oluşsun. Adınız okula bütünleşsin.  İtibarınız yükselsin. Böylece bütün kapılar açılır size. Yönetmekte zorlanmazsınız. Bunun adı da en çok muhtaç olduğumuz mutluluk olur. Mutluluk motive eder. Motive olmak üretim demektir. Gelişmek demektir. Türk çocuğunu yücelmek demektir.
Ee, biz de bunu aramıyor muyuz?

17-  Unutmayın, devenin belini bir saman çöpü bile kırabilir. Hata yapmayın yani. En çok kendinize güvenin. Çünkü ayağınız bir sürçtü mü, yanınızda hiç kimse kalmayacaktır.

 Şimdi oooo, diyorsunuz. Bu iş pek de zormuş. Doğru da, bir o kadar da zevklidir, zevkli…