ajanskamu @ gmail.com

Bir zamanlar bu köyde de çocukların neşeli sesleri arasında, insanlar günlük telaşlarına devam ediyorlardı.

Onların da evleri, tarlaları vardı. Belki de büyük hayalleri…

Lakin zaman acımasızca evleri, hayalleri ve umutları sessizce silip yok etti…

İnsanların çaresiz kaldığı afetlerden birisi de hiç şüphesiz salgın hastalıklardır. Sağlık şartları ve tedavi olanaklarının günümüze göre oldukça ilkel olduğu geçmiş dönemlerde, şimdi basit gibi görünen bazı salgın hastalıklar insanlık için ciddi bir problemdi ve netice genellikle ölümdü. Nitekim Ortaçağ’da kara ölüm olarak isimlendirilen veba, Osmanlı ülkesinde ve İslam dünyasında kıran, taun ve veba olarak anılıyordu.

O dönemde vebadan kaynaklanan sıkıntılar bazen çok ciddi problemlere sebep oluyor, hatta köylerin tamamen terk edilmesine yol açabiliyordu. Manisa’da da vebanın etkili olduğu zamanlar olmuş ve yörede veba, “ölet” adı ile anılmıştır. Bu isim günümüze kadar halkın hafızasında yer etmiştir.

Ele aldığımız kayıp köy, günümüzde Manisa Yunusemre İlçesi sınırları içinde bulunmaktadır. Yöre halkı köyün bulunduğu yönü tarif ederken ‘‘Gızıkla yanı’’ tabirini kullanmaktadır. 1840’lı yıllarda 8 haneden oluşan Kızıklar köyünün tahmini nüfusu 40 civarındadır. Köyün bulunduğu mevkide toplu halde kuyular bulunmaktadır ancak bu kuyuların geçmişte bir köye ait olduğunu belgeler olmadan savunmak yersizdir.

Fakat Manisa Sancağının Temettuat Defterleri’ne ulaştığımızda Kızıklar köyünün ismiyle karşılaşılmıştır. Temettuat Defterleri; Tanzimat’la birlikte vergide adaleti sağlamak amacıyla yapılan bir takım düzenlemeleri içermektedir. Manisa’ya ait olan defterler 1844/1845 yıllarında kayıt altına alınmıştır. Yerleşim yerlerindeki mükelleflerin bütün mal varlığı en ayrıntılı bir şekilde kaydedilmiştir. Öyle ki yerleşim yerindeki kişilerin adı, unvanı, lakabı, mesleği gibi bilgilerin yer alması o bölgenin sosyal dokusu hakkında fikir vermektedir.

 

Kızıklar köyünün tarih sahnesinden nasıl silindiğine dair ise şöyle bir rivayet vardır. Kızıklar köyünde salgın bir hastalık baş göstermiş, bu hastalıktan dolayı köyde bulunan 46 kişiden 40 ‘ı hayatını kaybetmiştir. Hayatta kalan 6 kişi ise civar köylere yerleşmişlerdir.[1] İki yüzyıla yakın geçen sürede köyün varlığını gösterecek bir delil kalmamıştır. O kaçış evresinde evler yakılıp yıkılarak hastalığın yayılması engellenmeye çalışıldığı düşünülmektedir. Bu rivayeti doğrular nitelikteki şu bilgiyi vermekte fayda var.

Veba, Temettuat kayıtlarının tutulmaya başlanmasından evvel Mayıs 1835 yılında Manisa’da ortaya çıkmıştır. ( Manisa ve Çevresinde Salgın Hastalıkların İskâna Etkisi (XVI-XX. yy. s.386.) Ve Manisa’daki birçok yerleşim yerinde etkili olmuştur.

Arşiv kayıtları sayesinde varlığından haberdar olduğumuz bu köyün üzerini artık toprak örtmüştür. Her ne kadar toprağa hâkim olduğumuzu düşünsekte, oysa asıl hâkim topraktır.

Nitekim tarih toprağın altındadır…

 



[1] Bu bilgi Bayram Yelboğa tarafından 11.09.2017 tarihinde 12.04.1938 doğumlu Ramazan Ölmez’le yapılan sözlü mülakattan elde edilmiştir.