mahmutbalta @ hotmail.com

Eğitim; işlevi, hitap ettiği kitle, amaçları, zorlukları iç ve dış faktörleri ile bireyde ve toplumda istendik davranışlar oluşturma ve bir hedefe odaklanma sürecidir. Eğitim sürecinin başarılı bir şekilde ve optimal şartlarda yürümesi için hiç şüphe yok ki bir çok şartın gerçekleşmesi gerekir. Ancak her türlü materyal ve bilgiden önemli olan ve önde gelen ‘’sevgi dilidir.’’ Kısacası eğitim ‘’sevgi’’ ile yapılabilecek ve ancak ‘‘Sevgi dili ‘‘ hakim olduğunda randıman alınabilecek bir uğraştır.

İçerisinde insanın hele bir de çocukların olduğu bir sistem sadece ‘’motor ve bilişsel beceriler’’ ile yürüyemez. Kör, topal gitse bile ilk tümsekte düşer ve iş tekrar başa döner. Bu kısır döngü, sevgi ile bütünleşmediği sürece, devam edip durur.

Sevgi ile iletişim kurulacaksa bunun hiyerarşik yapının en tepesinden başlaması ise ayrı bir anlam ifade eder. Ve eğitim öğretimi ‘‘tadından yenmez’’ bir etkinliğe dönüştürür.

Yeni milli eğitim bakanımızın kullandığı sevgi dili bu yaz tatilinin en güzel armağanı olmuştur. Eğitime gönül ve ömür verenler için; mesele öğretmenlere gönderdiği mektupta  "Sevgili öğretmenlerime şu hususu ifade etmek istiyorum; Sizler bizim için çok değerlisiniz. Çünkü bugünü ve geleceği sizler yeşertiyorsunuz. Verdiğiniz emeğin, çektiğiniz sıkıntıların farkındayız. Bu meşakkatli görevi ifa ederken karşımıza çıkan engelleri el birliği ile aşma gayreti içinde olacağız. Öğretmenlik sadece öğrencilere bazı bilgileri öğretmek değil daha ziyade öğretmenin kendi kemalatını tamamlama ve olgunlaşma yolculuğudur. Büyük ve fedakar MEB ailesi olarak bu yolculukta, ülkemizin bütün çocuklarını kuşatacak ve inşallah bu yolda emin adımlarla yürüyeceğiz. İyiye, güzele ve hakikate dair ne varsa ülkemiz ve çocuklarımız için birlikte başaracağımıza olan inancım tamdır.’’ cümlelerini kurması öğretmende bakanlığı tarafından değerli görüldüğü intibaa ile birlikte bir şeyleri başarma duygusu uyandırması, gelecek adına umut vericidir.

Milli eğitim sistemimizin en büyük sorunlarından biriside eğitimcilerin bakanlıkları ile yaşadıkları aidiyet sorunudur. Öğretmenlerin sadece bürokratik olarak özlük ve mali işlerinin yürütülmesi bağlamında değil, bakanlığın attığı adımları destekleyerek, getirmeye çalıştığı yenilikleri özümsemesi, bu yeniliklerin faydalar getireceğine inanarak çalışması büyük önem arz etmektedir. Yeni dönemde öğretmenlerin bakanlıklarına aidiyet duygusunun daha artacağını sayın bakının şu sözlerinden anlıyoruz. '’Günümüz dünyasında kişilere atfedilen değer, insanlara duyulan saygı, aslında çalıştıkları kuruma verilen değer ve saygı ile doğru orantılıdır. Bu itibarla her bir öğretmen arkadaşımın, Milli Eğitim Bakanlığının değerli bir mensubu ve Bakanlığımızın saygın bir bireyi olmakla gurur duymasını istiyorum. Yine Bakanlığımızın yaptığı her güzel işi ve gerçekleştirdiği her anlamlı faaliyeti; öğretmenlerimizin 'Bunu benim Bakanlığım yaptı' diye sahiplenmesini ve benimsemesini istiyorum."

Eğitim planlaması yönünden sayın bakanın ’en geç iki ay içinde yaklaşık 3 yıllık bir program açıklayacaklarını ifade etmesi ve bunun aslında 2040 ların dünyası için bir hazırlık olduğunu söylemesi de oldukça önemlidir. Zira eğitim dünyasında yaşanan en büyük sorunlar planlama zafiyetlerinden meydana gelmekte ve plansızlığın sonunda kaos oluşmaktadır.

Yenilerek dönüşmekten bahsederken Yahya KEMAL’İN kullandığı  ‘İMTİDAT’ kelimesine atıfta bulunması bu sözcüğün son zamanların moda kelimesi olan ‘İNOVASYON’dan daha güçlü bir kelime olduğunu söylemesi de faaliyetlerimizi kendi medeniyet değerlerimizin pınarlarından gürül gürül akan bizim kelimelerimizle ifade etme anlamında oldukça değerlidir.

Eğitim sistemimizin tümüyle akıl ya da bilişsel alan dediğimiz kısma hitap ettiğini söyleyen sayın ziya Selçuk ‘’Yani talim var,  terbiye yok, duygu ve şahsiyet gelişimi konusunda bir eksiğimiz var.’’ diyor. eğitim öğretimizin bir diğer önemli sorunu olan değerler aktarımı duygu gelişimi ve özgün şahsiyetler oluşturma sorununu dile getiriyor. Ayrıca ‘’Dünyanın gitmek istediği yere gitmek istemiyorum.’’ Diyerek gençlerde ki sosyal medya kullanımın bir davranış alışkanlığı, terbiye meselesi ve aile meselesi olduğunu gündeme getiriyor.

Ülkemizin eğitim alanında ki en büyük sorunlarından olan sınavlar ile ilgili değerlendirmesinde dikkatimize çeken cümle ‘’Sınav baskısı azalacak oluyor.’’ Sınav merkezli bir eğitime sahip olduğumuzdan matematiğin işlem temelli olduğunu,  sınav temelli olmayan bir eğitim sistemine geçtiğimiz de ise matematiğin asıl olması gereken ‘’anlam temelli ‘’ olarak işleneceğini ve bu durumun öğrenciler üzerinde ki baskıyı azaltarak 3 yıl verilen matematiğin belki de 6 senede verileceğini belirtmesi gelecek adına, çocuklarımız adına bizi umutlandırmıştır.

Ülkemizin acı gerçeklerinden biri olan atanamayan öğretmenler ile ilgili açıklamasında "Atanamayan öğretmen meselesi bizim için bir istatistik meselesi değil, bu bir insan meselesi, evinde işsiz oturan bir insanın hissiyatı, belki evlenecek olan bir gencin evlenmekle ilgili yaşadığı sıkıntı meselesi. O yüzden sayılar üzerinden bu tür konuları konuşmak bana çok doğru gelmiyor.’’ Diyerek bu onun sadece atanmayı bekleyen öğretmenlerin sayısının gündemde tutularak değil bununla beraber insani ve toplumsal boyutu ile düşünülmesi gereken bir konu olduğu tespitini dile getiriyor.

Eğitimcilerin gündemini uzun  süre meşgul ve onları yaralayan meselelerin başında gelen '’Öğretmene performans’’ konusu ile ilgili görüşleri de kamuoyu tarafından merak edilen Milli Eğitim Bakanımız öğrencilerin öğretmenlere not vermesinin öngörüldüğü Öğretmen Performans Değerlendirme Yönetmeliği taslağına ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine, "Çok net bir mesaj, öğretmen performansıyla ilgili ilan edilen şeyin işlevsel olduğunu düşünmüyorum ve böyle bir şeyi Bakanlık olarak uygulamayacağız. Ben önce kendi performansımdan başlamayı tercih ederim." Diyerek eğitimcilerin yüreğine su serpmiş ve eğitim öğretimin asli unsurları olan öğretmen ve öğrencileri olumsuz yönde etkileyeceği aşikar olan bu değerlendirme taslağının uygulanmayacağını kesin bir şekilde dile getirmiştir.

Müfredat ve eğitim sistemi ile ilgili olarak da tamamen öğretmen temelli bir yaklaşım ile hareket edilmesi gerektiği vurgusunu yaparak. ''Okullarda ki müfredat, okulların  birtakım dijital altyapısı vesaire çok önemli ama daha önemlisi öğretmenin yaklaşımı, huzuru, mutluluğu ve niteliği. Eğer biz öğretmen üzerinden bir sistem inşa etmezsek bunların hepsi öğretmenin değer verdiği kadar değerleniyor.’’ Öğretmen üzerinden sistem inşa ederek, öğretmenin; huzur, mutluluğu ve niteliğine atıfta bulunmak eğitimciler açısından tam anlamı sevinçle karşılanmış bir durumdur.

İlkesel olarak bilimi, aklı matematiği, sanatı, sporu, ahlakı konuşacaklarını dile getiren Selçuk, "Ahlak telakkisi üzerine inşa edilmemiş bir eğitim sisteminin insanı bütünleyen ve beşerden insana doğru giden yolun tamamlanmasına müsaade etmeyeceği açıktır." Sözleri ile ahlak temelli eğitimin önemine dikkat çekmesi ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konudur.

Belli başlı konularda görüşlerine yer verdiğim sayın bakanımız bana göre bu yaz öğretmenlerimize en güzel tatil hediyesi olmuş ve onlarda büyük bir motivasyona vesile olarak ''galiba bu sefer oldu’’ duygusunu uyandırmıştır.

Bu sevgi dilinin aratarak devam etmesi temennisi ile yine sayın bakanımızın bir sözü ile yazımızı noktalayalım.

"Bir defa ben ´bakan´ olmaya değil; gören olmaya çalışacağım. Aklımla, kalbimle görmeye çalışacağım.