mahmutbalta @ hotmail.com

İHH'nın Kurban organizasyonuyla Bangladeş'e giden eğitim yöneticisi Mahmut BALTA Bangladeş izlenimlerini kaleme aldı.

İşte Bangladeş İzlenimleri;

 

Başlarındaki beyaz takkeleri kınalanmış saç ve sakalları, ufak tefek ama güçlü ve atletik yapıları ile Hint kavminin Müslüman nüvesi Bangladeş.

Muson ikliminin hüküm sürdüğü bu coğrafyada yağmur davetsiz misafir gibidir. İstediği zaman çıkar gelir. Başkent Dakka da en çok dikkat çeken İngiliz sömürüsünün etkisi ile sağ yanda bulunan direksiyonları ile sağdan akan trafik. Burada sömürünün bir başka şekli otomobiller üzerinde devreye girmekte ve tıpkı Afrika olduğu gibi bütün araçlar aynı firmanın araçları ve tek marka Toyota

Halkın ancak % 30’nun düzenli bir işe ve gelire sahip olduğu Bangladeş’te yüzyıla yakın süren sömürü düzeni ve ardından başlayan iç savaş halkın eğitim olanağı bulamamasına, fakirleşmesine ve umutsuzluğa kapılmasına neden olmuş.

Bu yıkım döneminden sonra 1970’li yıllarda Pakistan’dan ayrılarak bağımsızlık ilan edilmiş, ancak bu seferde başa baskıcı ve totaliter rejimler gelerek halka hayatı zindan etmiş inanç ve kültürlerini yaşamalarına engel olmuş. Buna karşı çıkanları da en ağır şekilde cezalandırmış, en son örnek bundan iki yıl önce idam edilen Cemaat’İ islami’nin lideri Abdulkadir MOLLA 

Yüzölçümü Türkiye’nin sekizde biri küçüklüğünde olan ülkenin nüfusu ise 160 milyon yani yaklaşık Türkiye nüfusunun 2 katı,  durum böyle olunca Bangladeş nüfus yoğunluğu bakımından Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri oluyor burası için ‘’Dağ taş insan’’ benzetmesi yapmak abartı olmaz sanırım.

Başkent Dakka ve çevresinde ekonomik ve sosyal hayat kısmen iyi olsa da özellikle kırsal kesime doğru gidildiğinde insanların zor şartlar altında yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı görülüyor. Buralarda daha çok çeltik tarımı ile uğraşan halk pirinç üretimini ilkel tarım yöntemleri ile yapmakta. Buda tarım ürünlerinin verimini düşürüyor.

Bu günlerde bütün Dünyanın gündemini büyük acılarla meşgul eden Myanmar’ın zulmüne uğrayan Arakan Müslümanlarının mazlum ve yürek yakıcı durumu komşu ülke olmaları hasebiyle Bangladeş halkını daha derinden etkiliyor.

Halk kendi olanakları ile kamplarda kalan Arakan Müslümanlarına yardım malzemesi götürmeye çalışıyor. Ayrıca çarşıda, sokakta, camide kısacası her yerde insanlar bu zulmü konuşuyor, dua ediyor ve özellikle gerek Devlet kurumları ve gerekse sivil toplum örgütleri ile Bangladeş, Myanmar ve Arakan’ da sahada olan Türkiye’den bahsedip şükranlarını dile getiriyorlar.

Bangladeş hükümeti ise Arakan Müslümanlarının durumuna maalesef ilgisiz ve kayıtsız kalıyor. Halkın gösterdiği çabayı desteklemek bir yana yurt içinde ve yurt dışından gelen yardımları ve gönüllü sivil toplum kuruluşlarını bin bir bahane ile engellemeye çalışıyor maalesef bu durum Arakan Müslümanlarının zor olan durumlarını daha bir içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Bangladeş, Hindistan ve güneydoğu Asya’da bulunan Müslümanları,  yüzyıllar boyınca süren sömürgecilikle kültür ve inançlarından uzaklaştırmak için yoğun çaba sarf edilmiş,  bu çabalar 21. Yüzyıla gelindiğinde daha modern yöntemlerle hala devam etmektedir. Özellikle şehrin en kalabalık yerlerinde yapılan alışveriş merkezlerinde tam anlamıyla batı kültürü gençlere enjekte edilmekte, buralardaki faaliyetlerle gençlere batı tarz yaşam anlayışını benimsetilmektedir.

 

Sömürü düzenin uzun yıllar hüküm sürdüğü Bangladeş’te insanlar maddi olarak fakirleşmiş, ancak kültür ve inançlarını yaşamaya devam etmişler. Özellikle kırsal kesim yaşayan insanların inançlarını yaşama ve kültürlerini devam ettirme noktasında hiç taviz vermedikleri hemen göze çarpıyor. Bu durum da insanların zor şartlar altında dahi olsa bir nebze mutlu olmalarına vesile oluyor. Nitekim görüştüğümüz birçok Bangladeşli Müslüman ‘‘ Elhamdullilah mutluyum, Çok şükür’ diyor.

Böylesine kanaatkar bir milletin, 160 milyon ve büyük oranda genç nüfusu, doğal güzellikleri ve zenginlik kaynakları ile böylesine bir fakirliği yaşaması yürekleri yakan diğer İslam coğrafyalarını akla getiriyor.

Meksika'nın Ardından Japonya'da Büyük Deprem!
 

                                                                     BANGLADEŞTE BAYRAM

Kurban bayramını memleketten uzakta, ama hiçte yabancılık çekmediğimiz bir ülkede Bangladeş’te geçirecek olmanın heyecanı içerisindeyiz. Burada diğer İslam ülkelerinden bir sonra kutlanıyor Bayram.

Arife günü başkent Dakka’ da kurbanlık pazarlarını geziyoruz, şehrin ana caddelerinin kenarlarında kilometrelerce uzunlukta kurulan bu pazarlarda halkın fakir olmasına rağmen,  kurbanlıklara muazzam ilgi göstermesi ve herkesin olanakları ölçüsünde kurban kesmeye çalışması takdire şayan bir durum olarak gözümüze çarpıyor.

Bangladeşli Müslüman kardeşlerimizle yaşayacağımız ilk bayramın heyecanı ile Bayram namazı için Dakka’nın en büyük camilerinden biri olan ‘‘Gülşen’’ camiine geçiyoruz. Dünyanın her yerindeki Müslümanları sevince boğan bayram heyecanı buradaki Müslümanları derinden etkilemiş herkes gülen yüzlerle bayram namazına akın ediyor.

Camiye giderken en çok dikkatimizi çeken insanların çocuklarının elinde tutup camiye getirmeleri oluyor. Yerel kıyafetler içinde bayramlıklarını giymiş, Büyüklerinin elinden tutup camiye koşan çocuklara muson yağmurları da eşlik edince tadına doyulmaz bir bayram sabahı yaşıyoruz. Dakka sokaklarında.

Bayram namazı çıkışında ‘’Eid Mübarek ‘’ nidaları ile sokaklarda, caddelerde ve şehrin her köşesinde bayramlaşan insanlar bizi görünce küçük bir tereddütten sonra yanımıza gelip nerden geldiğimizi soruyorlar ‘’Türkiye’’ den geldiğimizi öğrenince hasretle boynumuza sarılıp, ülkemizin mazlumlar için ve de özellikle Arakan için yaptıklarına teşekkür ediyorlar.

Namaz bitiminde mazlum coğrafyalara geçiyoruz.

Kimsenin uğramadığı lağım kokan sokaklara, umudun dua olup Allah’a yöneldiği kuş uçmaz kervan geçmez köylere, rehin gözler ve ağlamaklı yüreklerle insanlığın suratına bakan ama karşılık bulamayan, çöken, düşen, yanan, imdat eden ARAKANA.

O sokaklarda, o köylerde onlarla buluşmamız, kavuşmaya dönüşüyor. Ezilenlerin tarih sahnesinde muktedir olduğu ama zulüm etmediği günlere, sinelere ferahlık veren ‘’bad- ı sebanın’’ esmesine vesile oluyor.

Onlara verdiğimiz yiyecek değil, giyecek değil…

Onlara verdiğimiz heybelerimizdeki dualar. Can atan kardeşliğimiz, zulme sıkılan yumruklarımız ve kabaran yüreklerimizdi gözyaşlarımızla bezenmiş.

Bizleri Arakanlı, Bangladeşli, Myanmarlı Müslüman kardeşlerimizle buluşturan Rabbimize hamdolsun.

 MAHMUT BALTA

Eğitim Yöneticisi