ajanskamu @ gmail.com

Bir Öğretmenin Acı Hatırası!

Öğretmenliğimin ilk yılları. Anadolu’nun küçük bir ilçesinde meslek lisesinde çalışıyorum. Okulumuzun sosyal ve spora çok düşkün bir öğrencisi var. İsmi Agit lise son sınıfta okuyor. Agit çokça sosyal hayat dolu bir öğrenci. Daha hayatının baharında ve yağız bir delikanlı. İldeki tüm yarışmalarda büyük başarı gösteriyor. Bir gün öğrencinin mutsuz ve canı sıkılmış görüyorum.

-Arkadaşların maç yapıyorlar Agit. Sen neden onlara katılmıyor oynamıyorsun. Üstelik futbolu çok sevdiğini biliyorum

-Canım istemiyor hocam.

Agit’in yüzünde acı bir ifade görüyorum. Belli ki içini kemiren bir şeyler var, yalnız kalmak istiyor. Koluna giriyor, yürüyoruz biraz. Oyun oynayan çocuklardan uzaklaşıyoruz..

-Bilmediğim kötü bir durum mu var yoksa Agit? Benimle paylaşmaya ne dersin? Delikanlı içini çekti ellerini saçları arasında gezdirdi. Konuşup konuşmamakta tereddüt etti önce.

-Aslında ne zamandır sizinle paylaşmak istediğim şeyler var hocam. Ama nasıl söyleyeceğimi nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Sizi çok sevdiğimi biliyorsunuz hocam. Okulda bizi dinleyen bizimle sürekli beraber olan birkaç hocadan birisi de sizsiniz. Beni yanlış anlamanızdan korkuyorum hocam. Hemen havayı dağıtmaya çalışıyorum.

-Agiti dinliyorum gözlerim kapalı! Hiç komik değil der gibi. Zoraki gülümsüyor Agit.

-Hocam ben dağlara, doruklara sevdalandım biliyor musun? Nice zamandır içimdeki bütün yaşama sevincini kaybettim. Ölüme sevdalandım hocam anlıyor musun? Sesi titredi ağlamamak için direndiğini görüyorum.

- Daha yaşamayı bile öğrenmeden, ölüme sevdalanmak öyle mi? Bu genç yaşta çok tuhaf bir duygu bana kalırsa. Dağları, dağlardaki yaşamı ne kadar tanıyorsun Agit? Hem karlar ve soğuklar herşeyden önce dağlara iner biliyor musun? Gece ellerinle ışıkları arar, bulamazsın. Engin kayalardan düşer yaralanırsın oğlum. Dağlarda özgürlük yok Agit! Acı var dağlarda, en koyu karanlıklarda.

Demek öğrencilerin arasında gezen, koyun postuna bürünmüş kurtlar var okulda. Sınıfta, koridorlarda avının peşinde koşan avcılar var. Demek kurtlar şehre inmişti. Körpecik bedenleri dağa sürükleyecekti acımasızca. Bütün kelimeler boğazıma birikti. Ellerimin arasında kayıp gidecek körpe yavrular var.

-Hiç anneni düşündün mü Agit? Seni dağlara yolcu etmeye gelir mi dersin. Zılgıtlarla halaylarla mı uğurlar seni. Hangi Agitleri basacak bağrına söyler misin? Agit daha fazla dayanamadı ağlamaya başladı. Yaşlar süzüldü yanaklarına, utandı yüzünü çevirdi sonra.

- Annem duyursa yaşayamaz hocam. Beni görmezse, çıldırır zavallı. İkimiz de ağlıyoruz. Sonra tekrar konuşmaya devam etti Fakat Ergün Hoca her ders devrim şarkıları söyler sınıfta. Her ders özgürlüğe, dağlara çağırır bizleri. Bütün Agitler, tüm kahramanlar dağlarda der.(Agit, cesur ve yiğit kişi demek) Hem bana iyi davranır hem de çok sever beni hocam. Bir öğretmen neden yanlış konuşur ki. Bir insan neden sevdiklerine kötülük düşünsün hocam? Damarlarımdaki bütün kanın çekildiğini hissediyorum. İçte içe Agit'in bahsettiği öğretmene karşı büyük bir nefret taşıyorum içimde. Öğretmen kılığında kana susamış, vahşi bir yaratık görüyorum. Bir müddet sustuk ikimiz de. Elini omuzuna attım sonra.

 -Onlara bu acıyı yaşatma Agit. Buna hakkın olmadığını düşünüyorum. Çok sevdiğin beden eğitimi öğretmeni olursan daha mutlu edersin onları. Biraz sakinleştikten sonra konuşmaya başladı;

-Sizce yapabilir miyim hocam. Çok zor diyorlar sınavı.

-İldeki yarışmalarda birincilik elde eden kişi, sınavı da hayli hayli kazanır. Kendine inan ve içindeki yaşama sevincini daima  diri tut.  Dilerim Agitler hep onurlu yaşasın, avcıların tuzağına düşmesin hiç bir zaman.