cvtykgm @ gmail.com

İSTANBUL AH İSTANBUL

Bir ülkede vatana ihanet etmiş olan bir hatta bir kaç terör örgütü ile yan yana durmayı, beraber bir seçim mücadelesini göze almayı başaran bir siyasetçi kahraman mıdır? Yoksa bu deli gömleğini öylesine mi giymiştir? Asıl sorulması gereken bu sorular değildir belki de. Tüm bu bilgilere rağmen destek alabilmesi neyle izah edilir orası muamma. Hem de on milyon seçmenin sandığa gidenlerinin bir şekilde yüzde ellisini almayı başarmış olduğu gerçeği nasıl okunmalıdır? Seçmen uzun yıllardır yapılan icraatlerini göre göre memnuniyet olması gerekirken aksi istikamette davranarak ne söylemek istemektedir?

Uzun zamandır doğru soruyu sormadan doğru cevabı bulamazsınız demeye çalışıyorum. Neredeyse her gün bazı anket şirketleri özellikle iki puan önde açıklamalarını hangi plan çerçevesinde yapmaktadır. Gerçi bu millet her zaman ters köşe yapmayı sevmiştir. Ancak bu sefer tuhaf davranıyor dersem kimse şaşırmasın da kızmasın da. Bir büyükşehir seçiminde oluşturulmuş olan bir ittifakın adayı söz konusu olduğu halde hiç bir genel başkanın ortalarda gözükmemesi ne anlam gelmektedir? Terör yapılarından yapılan destek açıklamaları bile vatandaşı nasıl etkilememektedir?

Sağlıklı bir sosyolojik okumaya müsade etmeyen bir garip sürecin içinde olduğumuz bir gerçek. Her şey net bir şekilde rahatlık içerisinde her hangi bir tereddüt oluşturmadan açıklanabilir bir özgür ortam var olmasına rağmen hala görüşünü sır gibi saklayan insanalara rastlamak mümkün. Özellikle üzerine taşıyamayacağı kadar ağır bir sorumluluk olmak üzere bir kurtarıcı rolü yüklenen bir aday her gün bir başka çam devirmesine rağmen hala nasıl parlatılmaya devam edilebiliyor? Toplumun tüm reflekslerini yitirdiğini düşünmek mümkün değildir hatta reflekslerin seyrelmiş olması dahi bir anlam içermektedir.

Böyleyken kazanılacak bir seçim değil tam bir karanlık bir zeminde gölge tiyatrosu sergilenir gibi bir vaziyet sürüp gidiyor. Hatta bir dünya vaatte bulunan Binali Yıldırım bile vaatleriyle değil yaşı ile veya çok uzun yılardır var oluşu ile değerlendirilmeye devam ediyor. Yaşının genç olması bir adamı tek başına başkanlık koltuğuna taşımaya nasıl yeter görülebilmektedir. Özellikle son Irak Pençe operasyonu dolayısıyla HDP teşkilatları tarafından Kürt seçmenin aklının ciddi anlamda karıştırıldığını düşünüyorum. Güneydoğu bölgesinin, yani kürt seçmen ve siyasetçilerinin özellikle bu hususlarda ne dillendirdiği mutlaka bilinmelidir.

Ancak onların dillendirdikleri çerçevesinde hareket edilmesi gerekir anlamında değil ve fakat bilinmesi ve gerekli açıklamaların bu istikamette yapılarak seçmenin akli berraklığı temin edilmelidir. Daha doğrusu Pkk kurulduğu günden itibaren özellikle kendisini desteklemeyen Kürtlere, şehir ve köylere neler yaptığı nasıl bu kadar kolay unutulmuştur. Elbette terörle mücadele süreçlerinde maalesef bir kısm yanlışlar devlet tarafından yapılmıştır zamanında. Ve fakat bu durum da Ak Parti iktidarı ile tamamen değişime uğramış ve Kürt halkı ile Pkk terör örgütü sürekli olarak ayrı tutulmuştur.

Genel seçimlerde hatta son belediye seçimlerinde dahi bölgede oyunu artıran bir parti olmasına rağmen İstanbul’da ki Kürt seçmenini yanına almakta neden zorlanmaktadır aynı siyasi irade. Genç nüfus belki eskileri bilmiyor olabilir. Ama günümüzde dahi bir çok cinayetin ve terör eyleminin arkasında Pkk, Dhkp-C vb. türküyle kürdüyle sol düşünceli örgütlerin dış merkezlerden alınan talimatlar çerçevesinde ülke ve millet aleyhine çalışmalar yaptıkları düşünülünce insan bunları da mı görmüyorlar demekten kendini alamıyor.

Şimdilerde hususiyetle gençlerin ideolojik değil ikna merkezli baktığını değerlendiren bir arkadaş ile konuşuyorduk. İçimden dedim ki e diğerleri de ideolojik zeminde duruyor. Ama onların bir artısı var. Tam da gençlere yönelik bir slogan ile yapıyorlar bunu. Adına değişim diyorlar. İşte asıl can alıcı nokta burası gibi geliyor bana. Değişim. Neden değişiklik istiyor gençler. Nihayetinde sol nedir? Ne yapabilir ya da neyi yapamaz diye bir şey akıllarına hiç gelmiyor. Üstüne üstlük gelecekte bu işlerin daha da zor olacağının sinyallerini veriyor bu manzara. Neden çünkü protest bir gençlik var karşımızda.

Neyi mi protesto ediyorlar? Her şeyi ama her şeyi. Mevcut düzeni, Aileyi, sosyal ortamları hatta dini inanç ve ibadetleri. Her şeyi protesto ediyorlar. Annelerini, babalarını, onların giyim kuşamlarını ve sahip oldukları her şeyi değiştirmek istiyorlar. Öyleyse bu zaviyeden bakınca umutlar belki başka bahara. Binali Yıldırımın alması için her şey müsait şu aralar. Yaptıkları, yapacakları, vaadleri, kişiliği, siyasi ve bürokratik birikimi. Ne arasan var adamda.Yapmış ve yapacağım diyor. Herkes te inanıyor, benimsiyor. Bu arada son zamanda yapılan sosyal medya çalışmaları çok yerinde bir kararla başarılı olarak yürütülüyor ki bu çok önemliydi. 

Ancak yine de onların hizmetleri onlara kalsın demeye getiriyor bir kısım seçmen.

Aynı partinin belediyeleri daha ilk günden İzmir’ de su sancısı, sıkıntısı, derdi Ankara’da çöp ve temizlik meselesi, bir çok ilde / ilçede belediyelerde sendikal üyelik baskıları, ya da sendika değiştirmeye direnme sürgünleri vb. bir çok ayıbın sahibi olan bir partiyi ve onun adayını makul gösteren siyasetle zerre kadar alakası olmayan bir kısım zayıf söylemlere mi dayanmaktadırlar. O zayıf söylemlerin ardı arkası gelmediğine göre manipülasyonları de sevk idare eden üst akıl neresidir? Bu süreçte çok kişi ile söylenen yalana ya da aldatıcı propagandaya inanmak mı kolay gelmektedir?

Netice itibariyle bu seçimde Cumhur İttifakı sadece iç siyasi oluşumlarla mücadele etmemektedir. Neredeyse tüm hatları ile hücum eden bir yapı söz konusudur. Abd, İsrail, Cia, Mossad, Avrupa, Fetö, Pkk ve içeride ki uzantılar her tür desteği vermektedir. İmamoğlunun Washington Post’ a yazı yazması veya yazdırılması hususunda Vatan Partisi’nin açıklamasının tam bir Türkiye savunması niteliğinde ortaya çımasının yegane sebebi de budur. Hem sağ hem sol siyasette hem Cumhur İttifakının yanında yer alanlar var hem de Millet İttifakının yanında yer alnalar var.

Seçimi kritik eşiğe getirip dayandıran asıl mesle de budur. Son zamanlarda Binali Beyin ısrarlı bir şekilde vaatler merkezinde ve sakin tutumu dolayısıyla pozitif bir heyecan oluşur gibi bir durum var. Tam da bu dönemde farklı zeminlerde hırçınlıkları ile desteğini korumaya çalışan bir İmamoğlu ve yalanları Cumhur ittifakı lehine olumlu bir hava oluşmasına yardımcı oluyor. Ancak ısrarlı bir kesimin varlığı da yadsınamaz bir gerçektir. Dolayısıyla umutlar yeşerirken tedbiri elden bırakmamak gerekiyor. Çok dikkatli bir son zaman geçirilirse netice mutlaka Binali Yıldırım lehine olacaktır.

Bir de karşı tarafa kızdıracak türden aşağılayıcı yorum ve tutumlardan kaçınılması zarureti var. Yaşanabilecek en küçük bir itici tutum sürce ve kampanyaya büyük zarar verecektir. Eğer gerekirse Binali beyin dışında kimse konuşmasın demek geliyor içimden. Kızgınlık ile yapılacak ya da karşı taraf açısından mağduriyet olarak algılanacak hiç bir açıklama yapılmaması çok önem arz etmektedir. Kampanyanın temel çizgileri korunduğu taktirde yeterli gelecektir. Bir de tv karşılaşması güzel bir sevk idare ile tamamlanırsa önümüzde sıkıntı kalmayacaktır.

Vesselam

Cevat YEK

08.06.2019 04.45