mahmutbalta @ hotmail.com

Taşeron firmalarda çalışan işçilerin devlet tarafından kadroya alınması ve aradan bu firmaların çıkartılarak devlet ile çalışanın birebir muhatap olması işçiler açısından alınmış en önemli kararlardan biri olarak tarihe geçmiştir.

Sağlık, maliye, adalet, eğitim ve daha birçok alanda görev yapan ve sayıları oldukça fazla olan ‘’taşerondan kadroya geçen işçilerin’’ çalıştıkları alan bazında yaşadıkları sorunlar bu önemli ve tarihi kararı gölgelemektedir.

Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığında; Hizmet alım ihalesi yoluyla çalıştırılmakta iken 696 sayılı kanun hükminde kararname ile Nisan 2018 tarihinde bakanlık kadrolarına geçirilen işçilerin bu günler de yaşadıkları sorunlar maalesef oldukça üzücü sonuçların ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Milli Eğitim Bakanlığından gelen yazıda;

696 sayılı KHK ile kadroya geçirilenlerin tamamının geçici işçi olduğu

Dolayısıyla 300 gün çalışma vizesine tabi oldukları

60 gün boyunca iş sözleşmelerinin askıya alınacağı

ve bu

iki aylık süre içerisinde ücret, sosyal yardımlar, kıdem tazminatı, ilave tediye, ikramiye gibi hiçbir ödemenin yapılmayacağı

Ayrıca bu sürenin kıdemden de sayılmayacağı belirtilmiştir.

Şimdi tamamen insani bir bakış açısıyla soralım! bu insanlar iki ay boyunca evlerine nasıl ekmek götürecek, nafakalarını nasıl kazanacaklar.

Çalıştıkları okulların birçok işini görerek oldukça verimli çalışmalar yapan geçici işçiler Temmuz ve Ağustosta işten çıkartıldıktan sonra okullarda onların yaptığı görevleri kimler yapacak ve okullar nasıl hizmet alacak.

Taşerondan kadroya geçen işçilerde uygulama birliğinin olmaması da ayrı bir sorun ortaya çıkarmaktadır. 

Birçok bakanlıkta işçiler yaz aylarında çalıştığı halde Milli Eğitim Bakanlığında görev yapan işçilerin, zorunlu olarak iş akdinin askıya alınması da ayrı bir muamma olarak karşımıza çıkmaktadır.

Normal şartlarda bir işyerinde çalışan kişiler işlerini kaybettiklerinde belli bir süre işsizlik ödeneği almaktadır

Ancak geçici işçilerin çalışmadığı Temmuz ve Ağustos aylarında işsizlik ödeneği de alamayacak olmaları ayrı bir mağduriyeti doğurmaktadır.

Temmuz ve Ağustos aylarında okullarda kursların, sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanı sıra kayıt ve tadilat işlerinin devam ettiği düşünüldüğünde bu durumdan okul ve kurumların bütün paydaşlarının olumsuz etkileneceği ortadadır.

Geçici işçiler kira, kredi kartı ve diğer devamlılık arz eden borçları nedeniyle icra takipleri ile karşı karşıya kalabilecekleri gibi günlük ihtiyaçlarını karşılama noktasında da büyük sorunlar yaşayacaklardır.

Büyük fedakarlıklar ile okulların hizmetinde 10 ay çalışarak bir değer üreten bu insanları iki ay boyunca geçimlerini nereden, nasıl sağlayacakları ile ilgili bir kaosa sürüklemek doğru değildir.

Milli Eğitim Bakanlığı gibi büyük ve önemli bir bakanlığın bu soruna bir an önce bir çözüm üreterek geçici işçileri düştükleri bu zor durumdan kurtarmalıdır.