yazar2 @ yazar.com

Eğitimde istenilen noktada olmadığımız malum. PISA, TIMSS, PIRLS gibi uluslararası ABİDE, LGS, YKS gibi ulusal sınavlardaki veriler "katlanılması güç gerçeği" bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

YKS sonuçları daha açıklanır açıklanmaz, ortaya çıkan vahim tablonun günah keçisi olarak, siyasiler ve toplumun büyük bir kesimi, hedef tahtasına öğretmenleri oturtmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Tamamen içgüdüsel olan ve duygusallıktan beslenen bu yaklaşımın bilimsellikten uzak olduğunu söylemeye bile lüzum yok. Eğitimi bilimsel bir yaklaşım ile ele alıp gerçekçi çözüm üretemeyenler, başarısızlıkta kendi payının farkında olmayanlar, kedisinden başka herkesi suçlu ilan etme açlığı çekenler, boş konuşmaları ile kendisine değer atfetmek isteyenler güneşi balçıkla sıvama gayreti içerisindeler.

Bu düşüncede olanlara şu soruları sorma hakkımız vardır herhalde;

KPSS, mülakat derken fiziken ve ruhen öğretmenleri hırpalayıp mental olarak yorgun hale getiren sistemi kuran öğretmenler mi?

Okullara hizmetli ve güvenlik görevlisi atamayan, öğrencileri sağlıksız ortamlarda eğitime mahkum edenler öğretmenler mi?

Ücretli öğretmenlik gibi ucube bir yapıyı devam ettirenler öğretmenler mi?

Hayatlarında tebeşir tozu yutmamış akademisyenleri yönetici yaparak pratiği teoriye kurban edenler öğretmenler mi?

Okullar arasındaki farkları azaltmak yerine, bazı okulları nitelikli okul haline getirip diğerlerini önemsizleştirenler öğretmenler mi?

Uzman öğretmenlik, başöğretmenlik sorununu çözmeyen, öğretmenler arasında ayrımcılığa sebep olan uygulamayı devam ettirenler öğretmenler mi?

Okul müdürleri için performans ve seçim kriteri getirmeyip siyasi ve sendikal bağlantıların dar kalıplarına mahkûm eden ve yeteneksiz idarecilerin elinde, okulları rüzgârın önündeki yaprağa çevirenler öğretmenler mi?

Adil, hakkaniyetli yönetici seçme ve yetiştirme sistemi yerine günü birlik kararlarla yapılan yönetici seçiminin suçlusu öğretmenler mi?


Koltuklarını korumaktan başka dertleri olmayan, herkese tepeden bakan, girişimci, idealist öğretmenleri mesleklerinden soğutan kibirli idarecileri atayanlar öğretmenler mi?

Şiddet gören, çalıştırılan, açlık çeken ve bu yüzden başarısız olan çocukların sebebi öğretmenler mi?

Denetim ve rehberlik sitemini ıslah etmek yerine, tamamen çökertip hesap verilebilirliği ve kontrol düzenini bozan; bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler sistemini oluşturan öğretmenler mi?

İkili eğitimin ve kalabalık sınıfların suçlusu da mı öğretmenler?

Liseye ve üniversiteye yerleştirme sınavlarını ha bire değiştirip öğrencilerin aklını karıştıran, gelecek planlarını alt üst edenlerin; okulların tamirat, eğitim materyali, temizlik vb. harcamaları için ödenek ayırmayanların; MEB’in devasa bütçesini çarçur edenlerin; öğretmenleri destekleme, itimat etme, kariyerleri boyunca mesleki eğitim ve gelişime sistematik olarak erişim imkanı sağlamayanların; öğretmenleri karar almada süreçlerine katmayan, dertlerini dinlemeyen, yetkisi olduğu halde çözüm bulmak için elini taşın altına koymayanların hiç mi suçu yok?

Öğretmenlerimiz istenilen performansı sergileyemiyorlar. O zaman Finlandiya’dan öğretmen, Japonya’dan eğitim sistemi, Kore’den dijital materyal, İngiltere’den kitap, Hindistan’dan sistem tasarımcısı ithal edelim. Nasıl olsa her başımız sıkıştığında ithalata sarılmıyor muyuz?!