cekapan @ gmail.com

CEBİNDEKİ BEŞ TAŞ, BİR SAPANLA MI DAYILIK YAPACAKSIN?

Bu sabah Yeni Şafak’ta “Kuşatma” başlığıyla paylaşılan habere göre “ABD, Türkiye’ye sadece 60 km uzaklıkta bulunan Yunanistan’ın liman kenti Dedeağaç’a 700 zırhlı araç ve 2 bin askeri sevk etti. Olağanüstü sevkiyatla ne amaçlandığı merak ediliyor” deniyor.

Bir saniye yanlış mı biliyorum acaba, hani İran’a karşı bir operasyon ihtimali vardı ve Ortadoğu’ya bunun için asker sevk ediliyordu? Yunanistan, Dedeağaç ne alaka?  Akdeniz’ de, dibimizde 200’ün üstündeki gemi niye konuşlandırıldı? İngiltere Hava Kuvvetleri, neden sonbahara kadar Güney Kıbrıs’taki üslere toplam 121 adet F-35B tipi savaş uçağı sevk edileceğini duyurdu? Geçtiğimiz hafta neden Fransa ile Güney Kıbrıs arasında üs kurma anlaşması imzalandı?

Hemen aklıma 2002 yılında Nevada çölünde yapılan tatbikat aklıma geldi. Adı Milennium Challenge-2002. Türkçesi “Bin yılın meydan okuması.” Tam 13 bin 500 personel katılıyor, üç hafta sürüyor bu tatbikat. Pek çok NATO ülkesi davetli ancak NATO’nun en büyük ordularından birine sahip Türkiye davet edilmemiş. Tatbikattaki hedef ülke, iki kıtada konuşlu bir ülke. Bu anlamda bir takım denizyollarını kontrol ediyor. Akdeniz’de bir ada ülkesiyle sorunları var bu ülkenin. Ayrıca söz konusu hedef ülkede azınlık unsurlar da yaşamaktadır.

Senaryo gereği Uluslararası bir mahkeme, ülkenin sınırlarıyla ilgili ve çıkarlarına ters bir karar alır. Bu arada da sorun olan ada devletiyle ilgili uluslararası güçler, hedef ülkeye çözüm önerir. Zor durumda olan siyasiler öneriyi kabul etmek zorunda kalır. Bunun üzerine askerler yönetime el koyup ülkede otoriter bir yönetim kurarlar. Sonrasında ada devletini ablukaya alırlar ve ABD askerleri, 96 saat içerisinde söz konusu ülkeyi işgal eder.

“Bu ülke dünyada sizce hangi ülkeye benziyor? Dünyada iki kıtada toprağı olan kaç ülke var? Bu tatbikat kime karşı?” varın siz karar verin.

Böyle bir tehdit varsa bunu engellemek için yapılacak şey havadan gelecek olan ani bir baskın taarruzun gerek denizde gerek karada ortadan kaldırılması lazım. Bu da S-400'ün önemini ortaya koyuyor. S-400'den muhakkak vazgeçmelisiniz diye bu kadar ısrarla söylemelerini açıklamak mümkün hale geliyor. Yani S-400 olması halinde anlattıkları ne deniz baskını ne de ülkenin altyapısını tahrip edecek baskın yapılamaz hale gelmiş oluyor.

Amerika yakın bir zamanda S-400’leri almayı bir yıl erteleyin diyor. Neden bir yıl? Bir yıl sonra ne değişecek? Tam bu esnada,  gelin görün ki CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz’ de, S-400'lerin konuşlandırılmasının Nato ile bir komisyon kurulmasını ve bu komisyon çalışmalarını bitirene kadar ertelenmesini öneriyor.

Ben size söyleyeyim bir yıl sonra ne değişeceğini. Şayet 23 Haziran seçimleri kaybedilirse hemen akabinde erken seçim söz konusu olacak ve hükümetin de iktidarı kaybetmesi söz konusu olacaktır.

“PKK terör örgütünün Türkiye'de çok hızlı artan bir aktivitesi, şehitler verilmesi, DEAŞ'ın başkanı olan Bağdadi'de Türkiye'yi tehdit etmesi, dövizin hızla değer kazanması, Türk Lirası'nın değer kaybetmesi, enflasyonun artması, hayatın pahalılaşması ve ithalatın yapılamaz hale gelmesi gibi problemler halkı rahatsız ederek ortam hazırlanıyor.

Türkiye içerisindeki muhalefet cephesinin, mevcut durumla memnun olmayabilirsiniz, kararı sevmeyebilirsiniz ama dışarıya Türkiye'nin bir başarısız devlet olduğu intibaını verecek olursanız, Türkiye'nin iç savunmasını iç birliğini zayıflatırsanız o zaman bu kolaylıkla önce başarısız devlet sonra da haydut devlet kavramlarına doğru gider. Ve dışarıdan NATO'nun müdahalesine kadar gidebilir.”

Yukarıdaki cümleler Prof. Dr. Sencer İmer’ e aittir. "Çevremizde yaşanan tüm gelişmeler Türkiye'ye yönelik bir askeri operasyonu işaret ediyor" diyor.

Eski bir Ak Partili Akif Beki ise köşesinde Sencer’in açıklamalarının seçimleri atlatmak üzere bir komplo teorisi olduğunu ima ediyor.

Akif Beki’nin yazısını okuyunca hemen aklıma 15 Temmuz öncesi “saman” gazetesinin reklamları aklıma geldi.

Saman Gazetesi resmi twitter hesabında darbeden 9 ay 10 gün önce 5 Ekim 2015 tarihinde duyurusu ve yayını yapılan reklamda kuş bakışı bir şehir görünmekte ve aynı anda alarm çalmaktadır. Alarmın ardından ekrana bir bebek yansımakta ve gülmektedir. Bu reklamdan 9 ay 10 gün sonra darbe gerçekleşmiştir.

Fetöcü hain Emre Uslu, twitter hesabından 14 Eylül 2015 tarihinde bir takipçinin “Türkiye'ye ne zaman geleceksin?” sorusuna “2016 Temmuz” olarak cevap vermişti.

Billboard reklamlarının birinde saman gazetesini okuyan bir asker ve sivil görünmekte, askerin tuttuğu arka kapakta 'Bir ihtimal dava var' yazmaktadır. Bu bir ihtimal dava var manşeti neyi işaret ediyordu acaba?

Şimdi soruyorum Sayın Akif Beki; 15 Temmuz öncesi yukarıdaki tespitleri yapsak yine komplo teorisi der miydin?

CHP ile ittifak kuran HDP eş başkanı Sezai Temelli' nin son açıklaması en makul insanı bile dehşete düşürdü. "Bugün Türkiye'nin en bereketli toprakları burası. Buralar vaat edilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Geldiler bu toprakları da kuruttular." Temelli, önemli bir bölümü Türkiye'de olan Mezopotamya'nın bereketli topraklarını kastediyordu. Ama şu tespit inanılmazdı; "Geldiler bu toprakları da kuruttular..." Siz bu açıklamaya ne diyeceksiniz?

Varsayalım ki sen haksızsın ve işgal başladı. Amerika, Nato uçaklarına cebindeki beş taş, bir sapanla mı karşı koyacaksın?

Yazıyı bir hikâye ile bitirelim. Günün birinde bir öğrenci ustasına “ Bana savaşmayı öğretiyorsunuz ancak barıştan bahsediyorsunuz. Bu ikisini nasıl bağdaştırıyorsunuz?” diye sorar.

Ustası da: “ Bahçede bir savaşçı olmak, savaşta bir bahçıvan olmaktan iyidir” der.

Buradan çıkarılacak ders “ Her zaman şans, hazırlıklı olanın yanındadır ” Kıssadan hisse.