ajanskamu @ gmail.com

 

Son zamanların en büyük projelerinden biri olan "Cinsel Yönelim, Diğer Cinsiyet (gay, lezbiyen) gibi çalışmalar hız kazanmış ve daha önceleri gizlice ya da medyadan uzak toplantılarla geçiştirilen bu tür çalışmalar, maalesef son zamanlarda açık bir şekilde devlet kurumları desteği dahi sağlanarak büyük organizasyonlarla, bilinçaltı bir tarafa aleni bir şekilde topluma kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.

Önce cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği projesi şeklinde ses getirmiş, daha sonra da ortak tuvalet kullanımı derken, erkek erkeğe evliliklere kadar gitti. Şimdi ya uyanıp ciddi bir şekilde çalışmak ve Lut Kavmini andıran bu rezaletten vazgeçilecek, ya da kısa bir süre daha lakayt kalınırsa, önüne geçilemeyecek derecede ciddi toplumsal bunalımlar, aile yıkımları ortaya çıkacaktır.

İstanbul Tabipler Odasının paneli de bu anlamda değerlendirilmelidir.
Şimdiden uyarıyorum!!!


Devlet sivil el ele verip bu tür projelerden Devleti ve milleti kurtarmalıdır. Ahlâk, namus, dini değerler çökecek ve tümtoplum bu yıkımın altında kalacaktır.

Bu tür çalışmalar cinsiyeti dolayısıyla toplumsal ahlaki bozma girişimleridir.

İnsan psikolojisi fıtraten erkeğin erkek, kadının ise kadın olarak yaşantı sağladığı takdirde ruhsal sağlığını koruyabilmektedir. Erkek davranışı sergileyen kadın yada kadın davranışı sergileyen erkeklerin psikolojik açıdan çeşitli ruhsal problemler yaşayabilmektedir. Bu bilindiği halde erkekleri kadınlaştırma ve kadınları erkekleştirme amacına hizmet etmek nesli her yönü ile bozmaya hizmet etmek demektir.


Cinselliğin en doğal ve hastalıksız yaşantısı ancak Allah'ın fıtrat üzere yarattığı şeklidir.“Resûlullah (s.a.v.), kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lânet etti." (Buhârî, Libâs 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22) Kadının kadınla ve erkeğin erkekle cinsellik yaşaması asla sağlık değildir. Tersine böyle bir durum ruhsal, psikolojik ve patolojik/bedensel hastalıklara sebep olmaktadır.


Diğer taraftan bu tür çalışmalar daha önce gizliden yapılırdı. Şimdi ise açıktan yapılmaktadır. Bu da gösteriyor ki daha önceleri cinsiyet yönelimini Toplumun Bilinçaltına yerleştirmek için çalışıyorlarken artık açıktan toplumsal cinsiyeti bozmaya başladılar.

Yani toplum erkek erkeğe ve kadın kadına cinsel yaşama alıştırılmak ve bu fitneyi toplumun temel dinamiklerine, psikolojik bilinç altına ve bilincine yerleştirilmek isteniyor.

Bu ve benzeri çalışmalar LGBT propagandasını sempatikleştirmek ve toplumu o yöne kanalize etmek içindir.

Kadın kadına ve erkek erkeğe cinselliği "keyifli yaşamak" şeklinde lanse etmek evlilik kurumunu "problem, sorun" olarak göstermektir.

Ailenin temeline dinamit yerleştirip patlatmak ve ailesiz gayrimeşru ilişkileri yaymak için yapılan çalışmalardır. Özellikle İslami ahlaktan ve namus, erdem kavramlarını aileden söküp atmak için yapılan bu çalışmaları "bir görevi de aile ve toplum ahlakını korumak" olan devlet kurumları bir bütün olarak bu tür yıkım çalışmalarının önüne geçmelidir.

Kısaca toplum psikolojik olarak "ailesiz" bir yaşama hazırlanmaktadır. Eğer önüne geçilmezse hep birlikte bu enkazın altında kalacağız.

Gerek STK gerekse devlet erkanları el ele bu fesat çalışmaların önüne geçmelidir.

Adnan Kalkan

Psikoterapist

Aile Bilim Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı