ajanskamu @ gmail.com

DAVA SENDİKACILIĞI

Bu konuyu seçmemin nedeni Sayın Cumhurbaşkanımızın Memur-Sen tarafından düzenlenen “İşin Geleceği: Tehditler ve Fırsatlar” uluslararası konferansında yaptığı konuşmanın bir kısmında gündeme getirdiği konudur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN konuşmasında şunları söylemişti: “Bu arada 31 Mart itibarıyla tamamlamış olduğumuz seçimlerden sonra bazı belediyelerdeki gelişmelerden rahatsızlık duyma gibi veya o bulundukları yerde mücadelelerini kararlı bir şekilde sürdüremeyenler sebebiyle Memur-Sen camiasının asla rahatsızlık duymaması gerekir. Şunu unutmayın, insanoğlu hem cahildir hem zalimdir ve bir yere kadar menfaatleriyle beraber hep yürür. Ben Memur-Sen camiasının bu seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda bulundukları yerlerde dimdik duracaklarına inanıyorum. Ne yapacak? Seni makamından mı alacak? Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül edenler karşısında, arkanızda kapı gibi bir Memur-Sen camiası var. Yine şunu bilmeniz lazım ki bu ülkede şu anda bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse onu da yaparız. Onun için de bütün yargı ve yürütme mekanizmalarını her halükarda başta Memur-Sen olmak üzere yürütmek durumundayız. Ben yürütmenin başıyım, yasamanın başı ise şu anda yine genel başkanı olduğum partimin bir mensubu olan arkadaşım, o da yasamanın başıdır. Bütün bu imkânlarımızla eğer bir zulüm varsa bu zulmün karşısında durmak bizim için en önemli görevdir. Ama Memur-Sen camiası mensupları yerlerinde dimdik durmalı ve kendilerine 'Hadi bakalım sendikanı değiştir, şuraya geç' diyenlere karşı da o dik duruşuyla diklenmeden yerini korumalıdır."

 

Şimdi bu ifadelerin en can alıcı kısımlarını yorumlamak istiyorum. Cumhurbaşkanımız, el değiştiren belediyeleri kastederek o belediyelerdeki sendikalı çalışanların bir kısmının bulundukları yerde mücadelelerine kararlı bir şekilde devam edemediklerini ileri sürmüştür. Evet, sendikacılık bir mücadele işidir. Mücadele edebilmek için de bir davaya sahip olmalı insan. Sendikacılığı bir mücadele alanı değil de bir makama ulaşabilmenin veya ulaştığı bir makamda kalabilmenin aracı olarak görenler kolayca sendika değiştirebilirler. Bunun örnekleri yıllardır yaşanmaktadır. Cumhurbaşkanımızın, “Seni makamından mı alacak? Alsın.” sözü makamların değil duruşun önemini anlatmaktadır. Sendika üyelerinin bir kısmının hatta büyük çoğunluğunun rüzgârın önünde durup rüzgâr ne yöne savurursa o yöne savruluyor olması o camianın duruşunu bozmaz, bozmamalı da.

 

Konuşmanın içerisinde geçen bir başka çok önemli kısım da Memur-Sen mensuplarına  “Hadi bakalım sendikanı değiştir, şuraya geç' diyenlere karşı da o dik duruşuyla diklenmeden yerini korumalıdır.” nasihatidir. Dik duruşa sahip olanlar, genellikle bir dava şuuruna vakıf olanlardır.

 

Her camiada çürükler de olur sağlam dava adamları da. Çürükler kolay zamanları, sağlam dava adamları ise zor zamanları sever. Her ne kadar kolay zamanlarda çürükler değer görüp zor zamanlarda sağlam dava adamları aranırsa da bu böyledir.

 

Rüzgâra göre değil de bulunduğu camianın yanlışlarının katlanamaz hale geldiğini düşünerek camiasından ayrılanlar yukarıdaki bahsin dışındadır…

 

Baki selam ve saygılarımla…