cvtykgm @ gmail.com

          Müslüman insanın önceliklerini belirlerken modern zamanlarda yaşanan en büyük ikilem bu olsa da kimse farkında değil. Ebu Cehili bile yılmadan davete devam ettiği düşünülürse Allah Resulü’ nün ve özellikle Şuara suresi 3. Ayette ifadesini bulduğu üzere ‘’ İman etmiyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin. ‘’ kendini, canını hiçe sayarak tebliğ yapan bir peygamber örneği olsa da karşımızda.

          Önceliklerimizin değişmesi bir miktar anlaşılabilir veya yapılanlar karşısında öfkelenebiliriz belki çok haklıyızdır da. Ama böylelikle de pek yol aldığımız söylenemez. Rejimlerin zulmettiği zamanlarda sabırla Allah’ tan yardım isteyenler olarak gücü ve iktidarı elde etmişler olarak biz sadece kendi elimize, dilimize ve trolvari sözümüze ve hatta sövgümüze mi güvenir olduk sanki? Allah’tan yardım isteme işini neden terk ettiğimiz meselesi kolayca anlaşılabilir. Çünkü sövmek için, itmek ve ötelemek için Allah’tan yardım istenemeyeceğinin hepimiz farkındayız.

           Ama başka zalimlerin zulümlerine gücümüz yetmeyince Allah belanızı versin, verecektir de diyip işi ona ısmarlamayı da unutmamışız. Sanki Haşa Allah’a iş öğretir ve vazife verir gibi bir takım lakırdıların arkasına gizlendiğimiz acziyet anlarımız da olmasa toptan helak olmuşuz da haberimiz yokmuş diyebiliriz. Toplumsal barışın ve İslami dönüşümün bu metodlarla yapılacağını hangi din alimi öğütlüyorsa söyleyin biz de bilelim size destek olalım. Yok eğer böyle bir alim yok ta kitaplardan filan öğrendiyseniz adını verin okuyup aydınlanalım.

          Ama eğer bunlardan hiç biri elinizde yoksa ve her biriniz ayrı ayrı piyasa şartlarının mahkumu olmuş iseniz / isek gelin Allah’ın dini adına Allah’tan af dileyelim. Ve çok basit ifadeyle olacak belki ama kafirleri hoca edinmekten vaz geçelim. Herkes iyi kötü rastlamıştır. Bosna savaşında yakalanan esirlere kötü muamele etmek isteyen mazlum boşnakların mü’min, muvahhid ve mücahit lideri Aliya; Sırplar bize yapıyordu diyen askere şu tarihi cevabı vermiştir.

          - ‘’ Onlar bizim öğretmenimiz değil.

          İşte tamda burada sosyal medyanın kendi unsurları veya iç kural ve formatları gereği yapılan ve yazılanlar ne anlama geliyor bizim inancımız açısından ona bakalım. Allah’ın dinini, kitabını, ezanını korumak için sosyal medyada küfretmek hangi davet metodunu oluşturur. Davetin siyasetten ayrıştırılmasını veya davette sosyal medya kanallarının kullanılmamasını kastediyor değiliz biz burada. Her mecranın kullanılması gereği izahtan varestedir. Çünkü özellikle savaşa hazırlanan düşmanlarınızın silahı ile silahlanın emri bize bunu açıkça ifade etmektedir.

          Öyleyse hem kullanıp hem kuralların dışında olmayı nasıl başaracağız diye soran olursa sadece şu ifadeyi kulaklarına emanet bırakın yeter. Allah’ın emirlerini ve yasaklarını anlattığınız / anlatacağınız bir birey ve onun aklının varlığını kabul etmek gereği üzerinde durmaya gerek olmadığını değerlendiriyoruz. İyi şeyler anlatanların dillerinde habis ifadeler olamaz / olmamalıdır. Sadece verilen İslam'ı yaşama ve İslam'a davet etme görevini düşünürsek; yaşamadığınız bir inancı nasıl anlatacağınız açmazı bile ıslah edcici bir vaziyet alacaktır.

          Hangi vesile olursa olsun muhatap olduğunuz ve islamı bilmeyen, islamı kötü zanneden veya küfür illetinin içine doğan birini veya açıkça islam düşmanlığı yapan birisini İslam'a davet için ne kadar zaman harcadığını, ne kadar kendi inanç kriterlerine bağlı olduğunu göstermek suretiyle onun gönlünü islama ısındırmak için neler yapabileceğini düşünmelidir bir birey. Önce insanları davet edeceğiniz dini öğrenmeli, sonra en güzel bir hikmet dili ile davet etmelisiniz. Eğer muhatabınız ben de müslümanım ama (!) diyorsa daveti bir din kardeşine yaptığını asla unutmamalısınız. Öyleyken bir düşüncesi dolayısıyla ısrarala küfre yönelmesine sebep olmanız dolayısıyla kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz.

          Mutlak surette o insanın farklı fikirleri ile müslümanca yaşamasını temin etmenin yollarına bakmalıdır her müslüman. Fikri zikri ne olursa olsun siyasi mülahazası ne kadar size göre sapkın olursa olsun önce iman, ibadet ve ahlak zeminini temin noktasından hareket etmeli ve o kişi ile beraber aynı istikamete yönelmek suretiyle secdede buluşmayı başarmalıdır insan. Dikkat et ey Ali senin vasıtanla hidayete ermiş bir kişinin bulunması senin için tüm dünya ve içinde bulunalardan daha hayırlıdır cümlesinin çağımız muhatpları olduğumuz bilincini kaybetmemeliyiz.

          Böyleyken farklı siyasi görüşler dolayısıyla bir diğerini aşağılamak veya trollük yaparak hakkından gelmek kimin işine daha çok yarar bir düşünelim. Galiba en çok şeytanın ve dostlarının hoşuna gidecektir. Öyleyse aman ve zinhar bu yanlış yollardan medet bekleme hatasına düşülmemelidir. Farzı Muhal muhatabınız inanç olarak sizinle aynı kulvarda olmadığını beyan ediyor. Yine burada da ne kadar farklı uçlarda düşüncelere sahip olunursa olunsun o kişinin İslam ile şereflenmesi için canla başla çalışmak gerekmez mi?

          Elbette hidayet Allah’tandır ancak bir kişinin hidayetine vesile olmak dururken yaptığı yanlışlar dolayısıyla onu tamamen dışlamak zerre kadar Islami bir tutum olabilir mi? Küfün bataklığına düşmüş bir kişiyi kurtarmanın faziletine dair hadisi şerifi az önce paylaşmıştık. Bize düşen doğru inanmak, doğru yaşamak ve doğru üslupla davette bulunmaktır. Bir çok müslüman kardeşimiz Yusuf İslam’ın hidayeti sonrası kullandığı şu cümleyi hatırlayacaktır. Biz müslüman olmadan önce iyi ki Müslümanlara değil de Kur’ana bakmışız. Eğer müslümanlara baksaydık büyük ihtimalle müslüman olmazdık.

          Bu sözü söyleriz de yine de bildiğimizi okur ve hatta mescide idrarını yapan bedeviye karşı bir engel olma ve cezalandırma düşüncesine yönelen Ashaba ne buyuruyor Allah Resulü, Bırakın ihtiyacını görsün sonra da bir kova su dökün. O günün şartları demesin sakın kimse. Çünkü geçen zamanda bütün insanlar mabedlerin hürmet edilmesi gereken yerler olduğunu kavramış olsa da hatta zaman zaman böyle saygısızlıklar yapılıyor olsa da kısmen bu gün her bir bireyin aklında bu saygı duygusu mevcuttu ekseriye. Ama biz bizzat mescitler ve mabetler üzerinde konuşmuyoruz ve inanç ve ibadete müteallik meselelerde ‘’ Ezan gibi ‘’ hassasiyet gösterirken haddi aşmadan ve küfür yolunu denemeden ama vakur bir duruşla karşılık vermeyi seçmemiz gereği üzerinde durmak istiyoruz.

          Evet muhataplarımız bir çok biçimde bu hadsizlikleri deneseler de kendi içimizden mutedil insanların bile vicdanını harekete geçirecek türden cevaplar o insanlar açısından davete kapanmaktan başka netice vermemektedir. Hatta başkaca bu konularda yetersiz bilgisi olnaları bile tesir altına alabilecekleri bir zamanı yaşadığımızı da unutmamak gerekiyor. Bir kişi bir çok kişinin sapkınlaşmasına yol açabilecek bir etkinliğe ulaşınca işimiz daha da zorlaşacaktır davetçilik açısından. Siyasi görüşlerimiz ve inancımızın çakışma veya çatışma yaşamaması ve yaşatmaması için yeniden Paygamberi metotlar hususunu gözden geçirmeliyiz.

          Kendisine birebir can yakıcı şekilde kötü davrananları bile dua ile hidayetlerini talep etmiş bir peygamberin yolu asla trollük olamaz. Trol veya sosyal medya fenomeni olmuş ve aşrı tarafgir bir hissiyatı olan bir kişi ya da grubun yapacağı en güzel şey sessiz kalmasıdır diyebiliriz. Usulüne uygun cevaplar vermek suretiyle sosyal medya ortamında vazife ifa edilirken sahih bilgilerin paylaşımı sağlanmak suretiyle en azından davetçi nezaketi ile gönüllerde bir kıpırtı oluşturmak gereği vardır. Türkiyede kırk yıldan fazla siyaset yapmış bir kişi olarak Necmettin Erbakan hiç bir kimsenin gönlünü incitmemeyi nasıl başardığının cevabı şudur.

          Sadece İslamın Örnek Ahlakını yaşamış ve her ne olursa olsun siyasetinin dini vecibesi olan davetin önüne geçirmemiş olmasıdır. Siyaset yapılmalıdır ve usulüne uygun olarak yapılırken temsil ettiği inancın gereklerini ihmal etmemeli idi ki öyle yapmış ve tüm hayatı boyunca uğradığı o kadar iftiraya rağmen, çektiği o kadar çileye rağmen dilini hiç bozmadan sükunet ve hikmetle hareket etmiştir. Yine benzer bir şahsiyet olarak Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu için de benzer ifadeleri kullanmak mümkündür.

          İslami hareketler içinde en acı tecrübeleri yaşamış olan Hasna El Benna, bu uğruda şehadete koymuş Malcolm X, ömrü hapislerde geçmiş olan Mısır’lı Ömer Abdurrrahman, Pakistan Cemaati İslami Lideri Mevdudi vb. nice davetçinin en büyük kazançları elde etmelerinin sebebi sabır ve namazla Allah’ tan yardım dilemeleri ve islamın gerektirdiği üslup ve ahlaklarıdır. Boşuna mı denmiştir; Sefer bizden zafer Allah’tan dır diye.

          Allah adına, dini adına iş işleyip ya da yine bu en temel değerlere muhalif hareket ederek bir netice almak mümkün de değildir, caiz de değildir. Bu vesileyle tüm kardeşlerimizin davetçi kimliğini bıraktıkları yerden tekrar ele almalarını ve gerekirse ne nasıl anlatılır diye yeniden okumalar yapmalarını ve bu hususta özellikle dili ile bedeni ile ve tüm ruh cevherinin şehadeti ile yeniden aşkı kuşanmalarını umutla bekliyoruz.

          Hepimiz böylelikle daha iyi olacağız.

          Bir birimize iyi geleceğiz.

          Tıpkı tedavi sürecinde olan Türkiye’ nin düşünce markası ve zekası İsmet Özelin dediği gibi.

          Acil Şifalar diliyorum.

          Vesselam.

          Cevat YEK

          12.03.2019 01.33