dumanselehattin @ hotmail.com

DEĞİŞİM Mİ DEDİNİZ ?

(İSTEMEZÜK) MEB

          Gönül isterdi ki bu başlığın altında değişimin ne kadar yararlı olduğunu ve değişime karşı olmanın ne kadar yanlış olduğunu yazabilseydim. Çünkü normalde böyle düşünüyorum ama gel gör ki kol bilekten değil dirsekten kırık. Ben böyle değildim yaşarken oldum. Ve beni bu hale koyanlar utansın. Çünkü ben masumum. 

          Benim çocukluğumda bilginin değişim hızı bugünkine nazaran yüzde seksen daha düşük idi. Bundan dolayı iki büyük abimin okuduğu kitaptan ben de eğitim aldım. Hatta bazı kitaplarımda amcamın ya da dayımın isimlerinin varlığını hatırlıyorum. Haritalarda ve sözlüklerde doğal bir biçimde o isimlerin varlığı daha uzun yılları da buluyordu. Ne oldu ise her şey hızlandı ve bollaştı da işler çığırından çıktı.

          Şahsen ben çok değil ama benden küçük kardeşimin değişim mağduru olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Öyle ki hiç bir açıdan hazır olmadığımız hatta hala uygulanma imkanı bulunmayan kredili sistem kurbanlarının sayısı hiç te azımsanmayacak düzeydedir. Türkiye ölçüp biçmeden yaptığı işlerden biri olarak eğitim tarihine bir ayıp olarak sekiz yıllık eğitimi de eklemiş bir ülkedir maalesef.

           Şimdi Rahmetli Özal’ın Milli eğtim bakanlarının birinin başlatttığını sonra gelen diğerinin değiştirdiği günleri de görmüş bir kişi olarak en büyük korkum hatta fobim haline gelen bir konudur #EğitimdeDeğişim. Bu dönmelerde de değişen bir çok bakanla beraber kısmi ya da genel çaplı değişimler söz konusu olmaktadır. Ancak bürokratını değiş, Müdürünü değiş, memurunu değiş hatta ama artık sistemini değişme memleketimin derim ben.

           Daha düne kadar yenilik olarak ortay koyduklarımızın zamanla eskimesi söz konusu olabilir. Ama ondan da daha eskiye dönerseniz bu değişim değil patinaj olur gibi gelir insana. Ya da değişim aynı zamanda ilerleyişi anımsatır ya böyle bir olgu geriye doğru değişim olur ki fiilen gerilemek anlamına da gelebilir.

          Üç sene önce gereksiz bazı resmi ritüeller ile ilgili yapılan bir çok çalışma tabanda çok büyük bir yankı uyandırarak memnuniyet ortaya çıkarmıştı. En başta Andımız meselesi gelir ki serbest kıyafet onu izler. Elbette şu anda bunlarla ilgili bir durum yok diyebilirsiniz ben de hocayı hatırlatırım size.

           Hoca merhum bir gün eline testiyi verdiği çocuğun yüzüne bir tokat aşk eder ve şöyle der;

           - Bak sakın ola bu testiyi kırmayasın! Orada bulunan bir kişi merhameti icabı karışır işe;

           - Yahu Hocam Allah aşkına ne diye kırmadığı bir testiden dolayı çocuğa vurdun der. Hoca cevaben;

           - Bre testi kırıldıktan sonra vursan neye yarar? der haklı olarak.

           Şimdi biz en çok neden kaybediyoruz biliyormusunuz değerli dostlar? Hani anlatırlar Necip Fazıl, Salih Mirzabeyoğlu için demiş ya.

           - Salih beni bir tek sen anladın sen de yanlış anladın diye. Neden çünkü Büyük Doğu gerçekten de çok ama çok büyük bir fikir ideali. Ama bunu uzun zaman bir silahlı eylem gibi anladığını gözlemeledik biz Salih hocanın. Allah Rahmeti ile muamele etsin. Ama ne olursa olsun o ekolden en değerli isimlerden birisi olmuştur kendisi.

          Biz Avrupa ve dünyaya korku salan mehterin bir ileri iki geri yürüyüşünü her işe uygulamaya kalkacak kadar onu bile yanlış anladık. Şimdi ecdat kalkıp dese ki bizi yanlış anladınız ne önemi olur ki artık. Uyarılınca da herkesin aşağı yukarı tavrı sanırım şu oluyor,

          - Dur bir deneyelim olmazsa vaz geçeriz.

          Çıldırıyor muyuz bilmiyorum ama Eğitim bir yap boz ya da yaz boz oyunu olamaz. Bugün şöyle yarın konjonktür gereği başka türlü olmamalıdır. Başkanlık sisteminden en çok beklenen de bu gibi geliyor bana. Kim gelirse gelsin iktidara, kimi getirirse getirsin koltuklara hiç bir yeni gelen, eğitim sisteminin ana ve milli hedeflerine dokunamamalı.

          Ayrıca bu kadarla kalmamalıdır konu. Çünkü iki nesil arasında ki kavram ve uygulama değişimleri yüzünden gelecek nesle yardımcı bile olunamıyor. Ben Cümle ile okudum şimdi Tümce diye bir şey var. Daha neler neler. Sadece bu iktidar döneminde liseye geçiş ile ilgili değişimin sayısı ve formu baş döndürecek seviyede. Öğrencilerin kafa karışıklığı hiç bitmiyor ve veliler bunun acısın en yakın nokta olan okullardan çıkarıyor.

           Öyle zamanlar oluyor ki veli sorusuna okulda cevap alamıyor sonra tutup bakanlığın henüz açıklamadığı bu tür meselelerde bile en yüksek mercilere şikayet faslından bilgi sorgulaması yapabiliyor. Taki son günün son saatine kadar bilinmezlikler içerisinde kalınabiliyor. Netice itibariyle işlerin akışında küçük aksaklıklar varsa bu türden meseleler de ortaya çıkınca yöneticiler zorlanabiliyor. Ben Değişimden korkuyorum.

           Ben Değişim istemiyorum. Ben Devamlılık’tan, İstikrar’ dan, Nesiller arası aktarılabilir bilgiden yanayım ve böylesinden hoşlanıyorum. Hiç bir üniversite mezunu akranım Üniversite giriş hususunda yeterli bilgi sahibi değil. Her geçen gün şartlar değişince birilerine mahkumiyet artıyor. Paralı kurumsal destek ihityacı artıyor.(!!!) Bundan dolayı korkuyorum gelecek adına da kime şamar atacağımı bilemiyorum.

           Vesselam

           Selehattin DUMAN

           10.10.2018 00.28