ajanskamu @ gmail.com

     Deprem ve doğal afetlerde fiziksel anlamda yıkımlar, hasarlar ve ölümler yaşanmak ile birlikte hayatta kalanlar için ciddi psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Bu sorunların başında travma sonrası stres bozukluğu, kaygı, korku gibi psikolojik problemler gelmektedir.

     Maddi hasarların ve patolojik/bedensel problemlerin onarılması kısa bir süreç alırken, psikolojik anlamda destek uzun süreli bir çalışma gerektirmesi hasebiyle, genellikle ikinci plana itilmektedir. Birçok depremzede ise psikolojik anlamda destek dahi almamakta veya alamamaktadır. Oysa Psikolojik destek bu tür durumlarda ciddi önem arz etmekte ve yaşamın geri kalan kısmını etkileyebilmektedir. Çocuğunu kaybeden anne, hanımını kaybeden bey gibi yakın akrabası gözünün önünde vefat etmesi veya yaralanması kişide travmaya sebep olabilmektedir.

     Genellikle bireylerin kişilik yapısı, geçmiş yaşantısı ve depremle karşılaşma durumu kişinin psikolojisini farklı düzeylerde etkilemektedir. Örneğin sürekli deprem yaşanan japonya'da deprem insanları çok fazla etkilememektedir. Pek deprem yaşanmayan ve depremin ağır hasarla sonuçlanan bir ülkenin insanı, depremden ciddi anlamda psikolojik anlamda etkilenebilmektedir.

     Deprem esnasında ve sonrasında özellikle kalp atımında hızlanma olur. Soluk alıp vermede hızlanma olur. Kaslar gerilir, kaygı ve korku artar. Titreme ve terleme ile birlikte bedensel uyuşma hissedilir. Bununla birlikte bulantı ve baş dönmesi ortaya çıkabilmektedir. Bedensel anlamda problemler erken atlatılabilirken, psikolojik anlamda birçok insanda uzun bir süre baş edebilme sorunu ortaya çıkmaktadır.

Deprem sonrasında korku, kaygı, öfke gibi psikolojik problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu anlamda beyin mantık muhakemede problem yaşayabilmektedir. Duygusal ve psikolojik problemler ile birlikte kaybetme korkusu yaşayabilmektedir.

Burada özellikle maddi anlamda yaraların sarılması, gerekli tedbirlerin alınması ile birlikte psikolojik anlamda da destek sağlanmalıdır. Kişinin yeniden hayata bağlanması için özellikle uzmanlar tarafından travma sonrası stres bozukluğu ve kaygı bozukluğu başta olmak üzere, yakını ölenler için yas terapisi de uygulanabilir.

     Deprem sonrası kimi insanlar yaşadığı travmayı erken atlatabilirken, kimi insanlar ise bunu ömür boyu yaşamaya devam etmektedir. Kişinin sürekli travmayı hatırlatan konuşmalardan, duygusal durumlardan, huzursuzluklardan uzak tutulması gerekir.

     Deprem sonrası verilecek Psikolojik destekte kişilerin bireysel özelliklerine ve yaşam biçimlerine dikkat edilmelidir. Bireyin yaşadığı duygu ve psikolojik süreçleri anlatma fırsatı verilmelidir. Bu kendisini rahatlatacaktır. Özellikle ailesinden ve yakınlarından kaybı olanlar, diğer akrabalarla bir araya getirilmelidir ki psikolojik anlamda biraz rahat diyebilirsin. Birey eğer konuşmuyorsa zorlanmamalı fakat bir şeyler anlatması hissindeyse konuşması sağlanmalıdır. Kişi duygu ve düşüncelerini dile getirirken onu tersleyecek cümleler sarf edilmemelidir. Kişinin olası travmadan çıkması için kendi çabası önem arz etmektedir.

     Birey deprem sonrasında dikkat ve konsantrasyon problemi yaşayabileceğinden dolayı, mümkün olduğu kadar araba kullanmamalıdır.

     Sinir sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için travmaya giren kişi alkol, uyuşturucu, ilaç hatta kola, sigara, çay ve kahve gibi unsurlardan uzak durmalıdır.
Özellikle beyin bu tür durumlarda kendi ile baş başa kaldığı takdirde birçok problem yaşayabilmekte, iç diyaloglar artabildiğinden dolayı psikolojik bunalımlar artabilmektedir. Bundan dolayıdır ki mutlaka bir şeylerle meşgul edilmesinde fayda vardır. Hatta mümkünse durumuna göre kurtarma çalışmalarına dahi katılması sağlanabilmelidir. Bu da kendini iyi hissetmesine vesile olacaktır.

     Genellikle 2 haftadan sonra birey ileri derece korku ve kaygı yaşıyorsa, mutlaka profesyonel destek almalıdır.

     Çocuklar ise deprem sonrası psikolojik bunalımları büyüklere oranla daha üst düzeyde yaşarlar. Çocuklarda uyku bozukluğu, isteksizlik, ağlama, çığlıkla uyanmak, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, uyku bozuklukları, büyüklere bağımlılık, oyundan kaçma, öfke, sinir nöbetlerinin artması gibi problemler yaşayabilmektedirler. Bunlar göz önünde bulundurularak çocuklara yaklaşılmalıdır. Çocuklarla birlikte oyun terapisi ile korku, kaygı ve stres ile başa çıkma etkinlikleri yapılabilir.
     Son olarak alanında uzman olmayan kişiler tarafından yapılan müdahale travmayı daha derine götürebilir ve fayda sağlayayım derken bireye zarar verilmiş olabilir. Bundan dolayı kesinlikle uzmanlar tarafından gerekli müdahaleler yapılmalıdır.

Not: Elazığ'da meydana gelen depremde hayatını kaybedenlere rahmet, yaralananlara acil şifa ve geride kalanlara sabır diliyorum.
Adnan Kalkan
Psikoterapist
Aile Bilim Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı