yazar2 @ yazar.com

Bu yazımda tarafıma yöneltilen disiplin soruşturmaları ile ilgili bazı sorulara cevap vermeye çalışacağım.

Bir disiplin soruşturmasında tanık gösterilen memur ifade vermeye zorlanabilir mi?

Tanık, olaya taraf olmayıp taraflar arasında geçmişte meydana gelen bir olayla ilgili bilgi ve algıları aktaran kişidir. Tanık, sadece gördükleri ve duyduklarını aktarır; yoksa görüşü sorulmaz, müfettiş veya muhakkik tanığa görüşünü soruluyorsa yönlendirme yapıyordur ki bu da yapılan soruşturmanın sıhhatine gölge düşürür. Tanık bu sebeple bilir kişi gibi yorum yapamaz.

Adli davalarda tanıklık yapmak mecburidir. Davada maddî gerçeğin tespiti için ve tanığın yerine de başka bir kimsenin ikame edilmesi mümkün olmadığından bu zorunluluk Hukuk Muhakemeleri Kanunun 245/1. Maddesinde; “Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Zorla getirtilen tanık, evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.” denilmektedir. Ayrıca, yalan tanıklık yapmak da suçtur. Hiç kimse, uyuşmazlık ilgili bilgisi olmadığını düşünerek veya böyle bir değerlendirme yaparak, tanık olarak davada hazır olmasını emreden bir mahkeme davetiyesine uymayarak, tanıklık yapmama kararı alamaz.

Ancak idari inceleme ve soruşturmalarda, tanık konumundaki kişileri ifade vermeye zorlayacak herhangi bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Uygulamada, idari inceleme ve soruşturmalarda tanıklık yapacak kişiler genelde sözlü olarak davet edilir. Ancak, ifadesinin alınmasının zorunlu olduğu kanaatine ulaşılan ve ifade vermekten imtina eden kişiler, resmî davetiye ile çağırılır. Bu davetiyede çağırılma gerekçesi açıkça belirtilir. Buna rağmen, ilgilinin ifade vermeye gelmemesi hâlinde, durum mülki amire bildirilerek ilgilinin ifade vermeye getirtilmesi talep edilebilir. Bütün çağrı yolları denendikten sonra tanık konumundaki kimse yine de gelmediği takdirde durum bir tutanakla tespit edilir. Her ne kadar uygulamada mülki amire durum bildirilerek tanığın polis/jandarma zoru ile getirilmesi uygulamasına gidilse de bu durumun kanuni dayanağı yoktur.

Ancak adli soruşturma öncesi, 4483 sayılı kanun kapsamında ön incelemeci olarak çağıran muhakkik, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında işlem yaptığından, tanık ifade vermeye gelmek zorundadır. Çünkü Ceza Muhakemesi Kanunun 146/7 maddesinde; “Çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı verilebilir.” denilmektedir 4483 sayılı Kanunun 6. Maddesinde ise “Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler.” hükmü bulunmaktadır.
Buna göre, inceleme ve soruşturma çalışmalarında tanık ifade vermeye zorlanamazken 4483 sayılı Kanun kapsamında yapılan çalışmalarda tanık ifade vermeye gelmek zorundadır.

İdari kapsamda yapılan idari inceleme ve soruşturmalarda tanıkların çağrılması ve ifade vermeleri ile ilgili bir düzenlemenin gerekliliği ortadadır.

Disiplin cezasını müfettiş veya muhakkik mi verir?

657 sayılı DMK’nın 126. Maddesine göre; Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir. Müfettiş veya muhakkikin görevi somut olayla ilgili fotoğrafı amirin önüne koymaktır. Bu doğrultuda hangi fiilinin, hangi cezayı gerektirdiğini belirlemektir.

Amir, önüne gelen inceleme/soruşturma dosyasında getirilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları ile ilgili, dosyada eksiklik görürse, gerekçesinin de belirtmek suretiyle, yeniden değerlendirilmesini isteyerek dosyayı iade edebilir, soruşturmayı yeterli bulmayıp genişletebilir (tevsii tahkikat) veya memurun savunmasını alarak cezayı verebilir veyahut da suç işleyen memurun savunmasını yeterli bulup ceza vermeyebilir.

Soruşturma yapılmadan disiplin cezası verilebilir mi?

Bu konuda Danıştay’ın kararları çok açık. Soruşturma açılmadan ve soruşturma dosyası düzenlenmeden memura disiplin cezası verilemez. Danıştay kararlarına rağmen soruşturma dosyası düzenlemeden disiplin cezası veren birçok amir vardır. Bu şekilde yapılan işlemler nedeni ile mahkemelerin iş yükü artmakta ve davalı idareler mahkeme masrafı ödeyerek kamuyu zarara uğratmaktadır. Bu konuda amirlere eğitim verilmesi şarttır.


Savunma almadan disiplin cezası verilebilir mi?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 130. maddesine göre “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.” 657 sayılı kanun savunmanın, “soruşturmayı yapan” tarafından alınacağı şeklinde bir hüküm bulunmaktadır. Danıştay, bu kanundaki soruşturmacıdan kastın disiplin cezasını veren disiplin amiri olduğu açıktır şeklinde bir karar vererek, Yasama organı yerine kendisini koymuştur. Yapılması gereken 657 sayılı Kanunun 130. Maddesini değiştirmektir.

Amir memura yazılı ikazlarda bulunabilir mi?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre memurların suç teşkil eden fiilleri ve bu fiillere verilen cezalar bu kanunun 125. maddesinde belirtilmiştir. Amirlerin, disiplin cezaları dışında ve disiplin cezası niteliği taşımayan bir biçimde yazılı olarak emrindeki memurları ikaz edilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme bulunmaması nedeni ile böyle bir işlem yapamaz, yapsa dahi yaptığı işlem yok hükmündedir.

Amir suç işleyen memurun savunmasını yeterli görürse fiili işleyen memura ceza vermeyebilir mi?

Amir suç işleyen memurun savunmasını yeterli görürse cezayı vermeyebilir. Bunun içinde kimse sen niçin bu cezayı vermedin diyemez, dese dahi cevap basittir: “Savunmasını yeterli buldum.” Hatta her şeyi ile sübuta ermiş ve disiplin amiri tarafından ceza verilmemiş bir olay ile ilgili, amire gerekli disiplin cezasını uygulamadığı için ceza teklif edilse bile bu işlem idare mahkemelerinden döneceği açıktır. Zira amiri bu konuda bağlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Bunun için cezaların kurullarca verilmesi en ideali ve doğrusudur.