dumanselehattin @ hotmail.com

          Her aşamasında farklı boyutları öne çıkan bir kurum olan Milli Eğitim öğretmen, öğrenci ve velisinin dışında ki işlerin sevk idaresinin yürütüldüğü birimine genel anlamda Eğitim Yönetimi deniyor. Bu konuda bir çok üniversite uzun zamandır bu alanda ciddi Master programları yürüttü. Verilen eğtimlerin alanda ne kadar etkili olduğunun tespiti için neler yapıldığını merak etsekte bu konuyu bu açıdan ne kişisel ne de kurumsal olarak ele alan oldu mu bilgi sahibi değiliz. Ya da bu bilgiler bir yerlerde var ise de hatta belki kurumlara ulaştırılan bazı kurumsal yayınlarda yer alsa da kimse okumayınca pek bir yaygınlık, bilinirlik kazanmamış olabilir.

          Bu tarz eğitimler bazen Eğitim Yöneticilerine yönelik yapılan Bakanlık hizmet içi eğitimlerde içerik olarak yer almaktadır. Yapılan bu türden eğitimler olsun, Master tarzında olsun kişiler ve kişilikler üzerinde istenen düzeyde değişimi sağlayabilme iddiasından çok en azından alanda yürütülen işler açısından bir değişim olması umudu ile icra edilmiş olduğunu değerlendirebiliriz. Bireysel özellikler ve yaşanmışlıklar elbette önemli olmakla birlikte gelişim için açık olmak gerektiği de bir hakikattir tüm bireyler ve toplumlar için. Bu gerçeğe rağmen direnç gösteren kişiler ya kendilerini ya da çevrelerinde ki insanları mutsuz etmek ve çalışma ortamının huzurunu kaçırmak ile karşı karşıya kalacaklardır.

          Bu tipler eğer bireyselcilik dışında ortak çalışmanın değerini de bilmezlerse bir çok insanı kaybeder ve çalışma barışını bozarlar. Her geçen gün çevrelerinde birilerini incitirler ve bir çok kişiyi kalmakla gitmek arasında tereddüt içerisinde bırakırlar. Bazen o kadar çok sirkülasyon olur ki bu tarz kişilerin kurumarında gelen giden herkes kurumun ne zaman rahat ereceğini birbirine sorarlar. En azından yaşanmış bir mini örnek üzerinden yürüyelim. Tam da böyle bir eğitimin ardında kuruma dönen bir Müdür’ün yardımcısıyım. Toplantı esnasında aldığı notları okudu. Aslında toplantı sonrası demeliyim ki az önce toplantıda yaptığı doğasına uygun hareketlerin büyük çoğunluğunu reddeden bazı maddeler sayınca diğer müdür yardımcıları ile göz göze geldik bir anda.

          İnsan yaptığı yanlışın dahi farkına varamayacak kadar içe dönük olmayı nasıl başarır ve okuduğu ile icra ettiğinin bu kadar tezat olduğunun bu denli farkını nasıl kavramaz anlayabilmiş değilim. Şimdi bir yönetim işi ile baş başa ve bir yönüyle yine aynı türden bir pozisyon ile karşı karşıya olduğum halde ne alt ne üst istikamete bir şey anlatamıyor olmanın acısını yaşıyorum diyebilirim. Söze gelince uzmanlaşan yöneticilerin icrasının neden bozuk olduğunu sormaya gerek yok. Çünkü çocuklar da büyükler de okuduklarını değil yaşadıklarını ve gördüklerini modelliyorlar. Ve bu farklılığın bazen farkına bile varamıyorlar.

          EMPATİ

          Eğitim yönetiminin de tüm yönetimler gibi ekip ruhu içerisinde olması gerektiğini herkes bilir ancak maalesef ne atama biçimi ne piyasa şartları buna pek imkan tanır şekilde dizayn edilmemiştir. Yeni bir yöntem geliştireceğiz diye uğraştıkça her geçen gün daha kötüsünü bulmayı başaran yüksek rakımlı eğitim yönetim yapısına diyecek bir şey bulunamıyor maalesef. Çünkü biz maalesef eğitimi bile kendi istediğimiz istikamete hatta sosyolojik bir ihtiyaca yönelik olarak üretilen bazı kavramlar bile erkenden tersinde dahi anlaşılarak tüketilir, imha edilir. Mesela çok ça kullandığımız müteveffa bir kelime haline getirdiğimiz ’’ Empati ‘’ kavramı tam da bu şekilde gerçek hüviyetini dışına taşındığı için anlamsızlaşmış, içi boşaltılmış ve değersizleşmiştir.

          Sadece öz benliğin dışında ki kişileri anlamaya odaklı olmak ve vermek açısından kavramlaştırılmış olan bu kelimenin tamamen amacı dışında ‘’ bana Empati yapsana ‘’ boyutu üzere istismarı dolayısıyla tüketildiği ve ekonomik kapitalizmin kurbanı olan bir toplumun hızla tüketme alışkanlığının devam ettiği bir boyut kazanmasına şahit oluruz böylece. O halde biz eğtimde Empati kavramını duyan şahsın bunu sadece kendi dışında ki insanlara yönelik olduğu boyutunu idraklerde tutabilmenin yollarını aramak gerekecektir ki bu sosyal bilimlerden daha başka bir boyutu içermektedir.

          LİDERLİK

          Yapılan bir çok kişisel gelişim eğitimlerinde bahis konusu edilen hatta özellikle yöneticilik bakımından Yönetici ile Lider arasında ki farkların anlatımları esnasında herkesin kendisini çoğunlukla Lider’in vasıfları ile özdeşleştirmeleri sonucunda ortaya çıkan acı sonuç şudur. Herkes lider olmaya karar verince kimse diğerini beğenmez ve iş yapmaz, birilerinin yapmasını bekler ya da birilerine emreder, sorun çözümlerini bir birinden bekler hale geliyor ya kurumlarda ki en büyük hastalık bu olsa gerek. Sen ağa ben ağa inekleri kim sağa diyenler yıllar öncesinden bu günlere çok büyük ve harikulade bir bakış atmışlar ve gerçekten derde deva sadedinde bir ifadeyi yeni nesillere miras bırakmışlar.

          Son zamanlarda taşeron meselesinde ki meşhur bir hikaye var ya; büyük ihtimalle bir çoğunuz zaten duymuştur. Hastanelerden birinde kadroya geçecek olan temizlik personeli bu haberi alınca demiş ya ‘’ Peki biz kadroya geçince Hastane’yi kim temizleyecek?’’ Yani kadrolu olunca artık yaptığı işin ne olduğunu bile uutacak, sırf zaten yapmakta olduğu işi için kadro verildiğinin şuurundan uzak hale gelişin acı faotoğrafı. Devlet kapısında çalışmadan yatış pozisyonunun ne kadar normal / doğal bir algı olduğunu anlatan bu güzel örnek bir çok açıdan ele alınmalıdır. Okullarda yönetimden bahs ettiğimize göre öğretmeni geçtik veliyi hatta öğrenciyi bile şaşırtacak türden hataların içersine düşen yöneticilerin varlığının sebebi genel anlamda milli değerler çerçevesinde ve mirasımızın eğittiği bireyler olarak yaşama imkanlarımızın elimizden alınmış olmasına bağlayabiliriz.

          BAŞARI

          Başarıya odaklanmış olan insanların hayatı normal / sıradan bir bakış açısı çerisinde değerlendiren diğer insanlara nazaran daha fazla yanlışa düşmelerini gözün kör olması yani başarma hırsı gözünü kör etmiş olarak değerlendirilebiliriz. Belki bireysel değil de ortak başarıyı hedefleyerek; hem de bir sapkın Eğitim Tarikatı olan Fetö ’cüler gibi başarılı olduğu düşünülen öğrencinin ayrıştırılması gibi ağır veballi hatalardan korunmak suretiyle; Milli Başarı ve Milli Hedeflere ulaşmayı daha çok sağlayabiliriz. Hem en üst bürokrasiden ta aşağıya kadar kim varsa hepsi bu genel başarı ve Milli başarıyı ilk hedefe koyarak çalışmaya odaklanmalıdır. Bir de tüm milletin duasını da istemek suretiyle tüm milletlerin önüne geçme hayali canlı tutulması ile mümkün olabilecektir.

          FIRSAT EĞİTİMİNDEN FIRSATÇI EĞİTİMCİYE

          Bir dönem eğitimde fırsat eşitliği konuşuldu çok sürmedi belki de bu genel anlamda temin edildiği için gündemden düştü ve fakat sonra eğitimin içeriğine yönelik olarak ortaya biraz da değerli bir görüş olarak nitelendirebileceğimiz fırsat eğitimi kavramı atıldı. Bu basit bir kavram olmadı ve uzun zaman gündemde yer etti ancak son zamanlarda pek ifade edilmese de ya da yerine daha afili kelimeler kullaıldığı için gündemde ki yeri eskisi gibi olmasa da çok faydalı olmuş bir çok eğitimci bunu iyi şekilde değerlendirmiştir.

          Fakat gel gelelim bu kavramın iki ucu farklı ekler alarak öyle bir hale geldi ki ganyan bayisinde at yarışı oynayan kişi bir tüyo bulsa bu kadar sevinmez cinsinden her bulduğu fırsatta ya bir yere sıçrama derdine düşen ya da birini yerinden etme merakı hastalığına tutulan bir eğitimci (!) ile karşılaşmak artık neredeyse vakayı adiyeden oluvermiş. Öyle ise mesele cancanlı kelimelerle beyinleri doldurmaktan ibaret değilmiş demek mümkündür.

          Herkes Lider olamaz ama kaliteli birey olmak herkesin elindedir.

          Herkes fedakarlık yapamaz belki ama en azından başkalarından bir şey beklemeden yaşayabilir onuruyla.

          Herkes başarılı olamaz belki ama ekmeğini taştan çıkaran namuslu bir insan olabilir pek ala.

          Herkes zengin olamaz bir fırsatını (!) bulup ama sahip olduklarına şükürle ‘’ El ganaatü kenzün la yefna’’ hadisi gereği bitmez bir hazinenin sahibi olabilir.

          Ne dersiniz? Bu soru her gün okulda sorduğunuz Dersiniz ne? Sorusundan biraz farklı.

          Biraz düşünmeli mi acaba !!!

          Vesselam

          Selehattin DUMAN

          13.05.2018 00:33