Eğitimde Denetimsizlik Anayasaya aykırıdır.

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz cemaat ve tarikatın denetlenmesi gerektiğini açıklamıştır.  Bu cemaat, tarikat, dernek ve vakıfların  birçok yerde okullar açtıklarını herkes biliyor. Bu özel okulların da denetlenmesi gerekmektedir.
2015-2016 eğitim öğretim yılında ülkemizdeki özel okullardaki öğrenci oranı % 7,5’e ulaşmıştır. Bakanlık 2019 yılı sonuna kadar özel okul öğrenci oranının  % 12 ye çıkarılması hedefini stratejik planına koymuştur. Bu hedefe ulaşılması durumunda  sadece özel okullara devam eden öğrenci sayısı 2 milyona yaklaşacaktır. 2 milyon öğrencinin kimler tarafından, ne amaçla ve nasıl yetiştirildiğinin kontrol edilmemesi düşünülemez.

Ülkemizdeki tüm eğitim faaliyetlerinin devlet tarafından denetlenmesi Anayasal bir zorunluluktur.  Anayasamızın 42. maddesinde eğitim ve öğretim çalışmalarının devletin gözetim ve denetimi altında yapılacağı hükmü yer almaktadır. 652 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’da Milli Eğitim Bakanlığının görevleri arasında “öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini …denetlemek” yer almaktadır.

Bakanlık, bu denetim hizmetini maarif müfettişleri eliyle yürütmektedir. 6764 sayılı yasa ile Milli Eğitim Bakanlığına sadece 500 Bakanlık maarif müfettişi kadrosu verilmiştir. Mevcut 2175 maarif müfettişi  kadrosu ise şef, bilgisayar işletmeni,  şoför, teknisyen vb. kadrosuna çevrilmiştir. 500 müfettiş ile onbinlerce kurumun denetlenmesinin mümkün olmayacağı açıktır. Zaten  alımı yapılan 500 müfettişe ilişkin Danıştay Dava Daireleri  Kurulu yürütmeyi durdurmuştur. Şu haliyle Milli Eğitim Bakanlığında teftiş yetkisine sahip hiç müfettiş yoktur.

Okullardaki “eğitim-öğretim” çalışmalarının teftiş edilememesi Anayasa’ya ve 652 Sayılı KHK’ya aykırı olacaktır. Çünkü her ikisinde de “eğitim-öğretim” çalışmalarının denetlenmesi gerektiği açıkça ifade edilmektedir. 

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ülkemizde herhangi bir kişinin, şirketin, cemaatin, derneğin, vakfın, yerel yönetimin kendi amacına uygun insan yetiştirmesinin ülkemiz için ne büyük bir tehlike olduğunu acı şekilde tecrübe ettik. Bu nedenle ülkemizdeki özel öğretim kurumlarının denetimlerinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Okullarda eğitim-öğretim çalışmalarına yönelik teftişin yapılamaması, öğrencilerin yetiştirilmesi konusunda suiistimalleri ortaya çıkaracak bir durumdur. Özel okullardaki eğitim-öğretim çalışmaları denetlenmez ise yarın başka adlarla başka kesimler Devletin eğitim amaçlarını bir kenara bırakıp kendi adamlarını yetiştirecektir.

Bu gün çeşitli cemaat, dernek, vakıf gibi birçok kuruluşun okulculuğa soyunması durumun çok sıkı şekilde kontrol altına alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Özel okullarda  eğitim-öğretim çalışmalarının gözlemlenmesine ve teftiş edilmesine daha fazla önem verilmelidir.

 Devlet, özel okullarda eğitim-öğretim sürecini denetlemediği takdirde oluşacak başıboşluktan yararlanacak illegal örgütler dahi özel kişi, dernek veya şirket adlarına okullar açabilecek ve istedikleri nitelikte insan yetiştirmeye fırsat bulacaklardır. Bu durum ileride toplumsal barışı bozacak, ülkede iç çatışmalara neden olacak ve ülkeyi bir kaosa sürükleyecek riskli bir durumdur.

Sadece özel okulların değil tüm okulların denetiminin önemi açıktır. Çünkü  FETÖ ile alakalı yüzlerce, okul, kurs, yurt ve buralarda yetiştirilen öğrenciler bir yana  15 Temmuzda yaşanan darbe girişiminin kaynağının askeri okullar olduğu ortaya çıkmıştır.

 Her derneğin, vakfın veya cemaatin kendi doğrusuyla öğrenci yetiştirmesi devlet otoritesinin yok olması demektir. Dün bir cemaate karşı düşülen hataya bu gün başka bir cemaat için düşülmemeli, tarih tekerrür etmemelidir. Devlet, çocuğun olduğu her kurumu kontrol altına almalıdır.

Sonuç olarak, özel öğretim kurumlarının denetimsiz bırakılması devletin temeline dinamit konulmasından farksızdır. Okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar değişik amaç ve adlar altında yapılan ülkemizdeki tüm eğitim faaliyetleri Devlet tarafından kontrol altına alınmalıdır. Bunun 500 müfettiş ile başarılamayacağı açıktır. Bu bir devlet meselesidir.  KHK ile dağıtılan müfettiş kadroları yeniden Bakanlık maarif müfettişliğine aktarılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığındaki müfettiş sayısının Bakanlığa bağlı resmi ve özel tüm kurumların rehberlik, denetim, inceleme ve soruşturma hizmetini yürütebilecek sayıya çıkarılarak acilen müfettiş atamalarının yapılması zorunludur.

 

                                                                               Doğan CEYLAN
                                                                        Yönetim Bilimi Uzmanı