1ilhamifindik @ gmail.com

Dünya çok hızla değişiyor. Bu değişimde mevsimler gibi insanın ruh ve bedenini etkiliyor. Son yıllarda iş ve mesleklerde bu hızlı değişimden nasibini aldı.15-20 yıl önceki bilgi ve beceri ile artık bir mesleğe devam edebilmek nerdeyse imkânsız hale geldi. Yeni dönemde kalıcı olabilmek için yeni donanımlara sahip bireyler ile gidişatın yönünü doğru okuyan ve değişime ayak uyduran ve yeni iş fikirleri üreten firmalara gereksinim olacaktır.

Ürün ve hizmet üreten işletmelerin uzun ömürlü iş yapabilmeleri için küresel rekabete dayanabilecek güce sahip olmaları gerekir. Bu gücün var olabilmesi sistemin tüm paydaşlarının üretimi sağlayacak biçimde organize olmasıyla mümkündür. Tam da burada bir kavram öne çıkmaktadır.  İş bilgisinin literatürdeki adı ergonomidir.

Ergonominin kelime anlamı  işbilim demektir. Ergonomi; insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmalarının bütününe denir.

Ergonomi yani işbilimi insanlar ve sistemin diğer unsurları arasındaki etkileşimleri anlamakla ilgilenen bilimsel bir disiplindir ve insan sağlığını ve bütün sistem performansını en iyi hale getirmek için tasarlanan teorileri, prensipleri, verileri ve yöntemleri uygulayan bir iş koludur.

Ergonomi uygulayıcıları ve ergonomi uzmanları görevleri, ürünleri, meslekleri, ortamı ve sistemleri insanların ihtiyaçlarıyla, yetenekleriyle ve sınırlarıyla uyumlu hale getirmek için çalışmalar yapar. Ergonomi insanların ihtiyaçları, yetenekleri ve sınırlarıyla alakalı etkileşimde bulunduğu şeylerin uyum içinde olmasına yardımcı olur. Ergonomi üç çeşittir. Ergonomi; fiziksel, kavramsal ve organizasyoneldir.

Bir milyondan fazla eğitimci ve binlerce yardımcı hizmetler ve memur kadrosuyla bakanlık ülkemizin insan kaynakları bakımından en büyük yapısına sahiptir. Bu yapı içinde işin iş sağlığı ve güvenliğine, kişinin fiziksel, psikolojik yapısına  ayrıca hizmet alanların beklenti ve isteklerine göre olması genel itibariyle mümkün değildir. Bu çerçevede işin kişiye ,kişinin işe uygun olması açısından ergonomik bir araştırma yapılmasına ve ortaya çıkan gerçeklere göre kişilerin ve işlerin yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç vardır. Gerçekten mesleğinin gereklerini yerine getirmekte zorlanan eğitimcilerin daha faydalı olabileceği bir işe yönlendirilmeleri verimi düşük kişilerin yeniden kazanılmalarına, boşalacak yerlere yapılacak atamalarla yeni ehil kişilerle işin buluşturulmalarına yol açılacağından isabetli bir iş yapılmış olacaktır.

İşe göre adam mı? Adama göre iş mi? İkileminden kurtulabilmek için milli eğitim bakanlığımızda görev yapan başta eğitimciler olmak üzere herkese sistematik olarak ulaşılmalı verimli ve etkili olabileceği bir pozisyon oluşturulmalıdır. Aslında usta çırak ilişkisi içinde gerekirse sistem yeniden yapılandırılmalıdır. Hatta emekli olanlarla bağ hemen kesilmemeli tecrübelerin yeni kuşaklara aktarılabilmesi için üç kuşağın bir araya gelebileceği ortamlar oluşturmalıdır. Stajerlik, Adaylık, öğretmenlik, uzman öğretmenlik, baş öğretmenlik gibi statüler olmalıdır. Yöneticiler uzman ve baş öğretmen olanlardan seçilmelidir.

Fiziksel veya ruhsal açıdan sağlıkları bozulmuş ve öğretmenlik yapması durumunda hem kendine hem de okulunda olumsuz sonuçlar doğuracak eğitimcilerin farklı bir işe yönlendirilmeleri gerekmektedir. Emekliliği gelenlerin emekli olmaları dışında memuriyete çekilme, masa başı işlere yönlendirme yapılabilir. Özlük haklarda herhangi bir düşme olmadığı sürece iyi sonuçlar alınabilir. Ne dersiniz? (1ilhamifindik@gmail.com)