dumanselehattin @ hotmail.com

KADININ GÜCÜ ADINA

Erkek olmaktan utanan ya da korkan nesilleri yetiştirmek kolay bir iş olmasa gerektir. Her şey daha küçük yaşlarda evde ki kız kardeşinizi koruyan bir anne baba ile mücadele etmek zorunda kalışınız ile başlamış olabilir bu durum. Ne olursa olsun evde yaşadığınız hayat belki de travmatik bir hayatın başlangıcı olabilir. Çünkü zayıf olanı korumak prensibinin olağan mağduru olan erkek varlığı her geçen gün yaşanan sosyal gelişmeler ve hukuki süreçler dolayısıyla hem az sayıda da olsa saldırgan hem de pısırık erkeklerin çoğalmasına hizmet etmeye devam etmektedir.

Böylelikle cinsiyet eşitliği, tercihi ve hatta karışımı değişimi derken gelinen nokta ne aile ne toplum ne de devlet gücü ve imkanları ile dahi düzeltilemeyecek kadar sorunlu bir netice ortaya çıkarmaktadır. Sana ne bu benim tercihim ! diyerek kendini yeniden tanımlama ihtiyacı duyan çocukların ya da kadınsı erekelerin veya erkeksi kızların ortaya koyduğu manzara içler acısı olarak tanımlanmanın bile ötesine doğru geçmiş durumdadır. Anne değil Kadın olunca Baba değil Erkek neden olmasın sorusu ile boşanma sonrası ve hem de çalışan kadına bile nafaka ödenmesine kadar iş gelip dayanınca hem evlilikten korkan hem de neredeyse gayri meşru ilişkileri özendiren halin sorumlusu da hem yeterince donanımlı olmayan bakanlar, bürokratlar, siyasiler, hukukçular ve tüm bireylerin katkı sunduğu ortak ürünü olarak karşımızda durmaktadır.

Kimse kendisini bu işlerden ve doğuracağı sonuçlardan dolayı sorumsuz görmesin. Kim benim suçum yok diyorsa ya o bu konuda sadece kaçamak konuşuyor veya meselenin kendisi ile olan ilgisinden bi haberdir. Zaten bunun için şuursuz bir bakış açısının ürünüdür diyoruz biz de. Evde erkeği yok sayan ya da dominant kadın rolleri keserek çocuklarının önünde en mühim rol model olacak olan babayı yok eden, kendi rahatı ve keyfi için erkek olsun kız olsun çocuklarının geleceğini karartan annelere dair ciddi olarak düşünülmelidir. Haklarınız ve kazanımlarınız sizi bireysel olarak mutlu edebilir ancak tüm toplumun temeline koyduğunuz dinamit dolayısıyla ileri yaşlarınızda karşılaşacağınız, kendi çocuklarınızdan bile göreceğiniz kötü muameleleri kendi ellerinizle geleceğinize ve bizim geleceğimize sipariş ediyorsunuz.

Ne anlamı olur ki tek başına mutluluğun. Evde ki erkek çocuğun rol model alacağı baba, kız çocuğunun güven duyarak sığınacağı baba ve keza benzer hissiyat ihtiyacına cevap veren anne tüketilince elde aileden geriye sadece yararsız bir posa kalacaktır. Bir çok anne baba çocukları hususunda yaşadığı sorunlar dolayısıyla psikologlara gidiyor. Aile danışmanlarına gidiyor. Oralarda yapılan görüşmelerde ortaya çıkan sonuçları dahi doğru tahlil edemedikten sonra her iki taraf kendine yarayan cümleleri anlayıp diğerine dikte ettikten sonra değişen bir şey olmuyor maalesef. Çünkü asıl temel olan aile bakış açısını dumura uğratan bireyselleşme ve her iki eşin de çalıştığı evlerde gelir eşitliği dolayısıyla ortaya çıkan çift başlılığın yetiştirdiği kızıyla erkeğiyle birbirinden kafası karışık çocuklarla ortaya çıkan sorunlar yumağı neticesinde elde kalan aile değil menfaatler birliğidir.

Sonuçta bir gün veya bazen her gün çatışan menfaatler ortaya çıkması zaruridir ki bu tabii ve insani hayata dair kanun seyri gereğidir. Elbette her ev için söylenemez ve ebeveyn olarak çalışan her ailede durum budur diyemesek te ortaya çıkan sosyo politik ortam dolayısıyla ve hatta çalışmadığı halde erkeği boyunduruk altına alabilmiş bir çok dominant kadının varlığı yadsınamayacak düzeydedir. Tüm bunların sebebini bir kaç madde ile bütünleştirmek imkan dahilinde değildir elbette. Ancak temel sıkıntının buralardan çıktığını bilmeyen de yoktur. Her ne olursa olsun rahat etmek arzusu, iyi bir yaşam ve kaliteli mekanlarda tatiller, hatta belki de gün aşırı dışarıda yemek yeme veya cafelerde keyif çatma arzusu. İşte bunlar bir araya gelince doymayan nefislerin çatışması kaçınılmaz olacaktır.

Bu tür sorunların eğitimsiz ailelerede olduğu gibi çok büyük bir yanlış bilginin varlığı da ayrı ve acı bir hakikattir. Çalıştığı ve eve destek olduğu halde eşinden yererince destek görmeyen ve mağdur olan kadınların varlığını da untmamak gerekir. Aslına bakarsanız meselenin özünde genel İslami prensiplerin zamanla ailelerin çekirdek aile oluşları sürecinde ve iş endişesi ile büyük şehirlere göçen genç ailelerin büyüklerinden uzaklaşması ile ortaya çıkan toplumsal değerler mirasının aktarımında ki kopukluk nerdeyse başat unsur halinde karşımıza çıkmaktadır. Eskilerin zor zamanlarda ortaya koyabildi aile olma başarısını yakalayamayan ve sıklıkla boşanan insana rast gelinen bir toplum haline gelişimiz hızlı değil yavaş yani azar azar oldu, olmaya devam ediyor.

Köyünde mazbut ve haline şükreden bir aile olarak yaşayan insanların şehirde gördüğü her şeye heveslenerek daha iyisini elde etmek uğruna ve güya çocuklarının geleceğini kurtarmak adına daha fazla ve evde ki her bireyin çalışması ve aile bütçesine (?) katkı sunmak için iş, iş, iş diyerek helak olmasına daha ne kadar seyirci kalınacaktır. İzlenen tüm dizilerde, yapılan bir çok yayında daha fazlası için ve kolay yoldan ulaşmanın teşvik edildiği bir düzlemde işimiz oldukça zor olsa gerektir. Müslüman toplumun kendi değerlerinin örseleyen ebeveynleri yüzünden kendi inanç sisteminden bi haber hatta o dini değerlerden kopuk nesiller yetiştirmesi işten bile değildir. Neden durduk yere karşımıza çıktı Deizm ve Ateizm meselesi diyenlere açık cevap. Aile bitiyor, dini ciddiye almayan dini darların yüzünden diyebiliriz.

Bu arada istisnasız her tv dizisinde, filmlerde erkeği yatak odasından kovan bir kadın sahnesinin özellikle yaşatıldığını ele almak gerekir bir de. Nasıl oluyorsa her birinde de erkek bir halt karıştırıyor ve kadın önce odadan çıkarıyor sonra da hemen boşanma işlemleri konusu geliyor gündeme. Allah aşkına hiç mi aklı başında senarist kalmadı şu memlekette. Evlilik hem külfetli olacak, hem dizi ve filmlerde ki konularda ailenin sürdürülebilirliği hususunda her türlü zorluk işlenecek, hem gayri meşru ilişkiler övülerek sergilenecek hem de düzenli bir aile beklenecek. Televizyonun yeni ve farklı toplum kültürü oluşturmada ne kadar etkin olduğunu bilmeyen yoktur kanaatimizce.

Sanat dünyasının marjinal hayatının her geçen gün zemine yayılma eğilimi gösterdiğini görmemek için kör olmak gerekir. Senaryoyu yazan yaşadığı hayattan kopuk ya da hiç haberi olmadığı, örneğini görmediği bir toplum anlayışını nasıl kaleme alacaktır ki. Gidin anadolunun bir köyüne. Bakın bakalım sizin dizlerde yazdığınız kişiliklerden kaçı gerçekten bu ülkenin insanında mevcuttur. Üzülerek ve hatta içimiz kan ağlayarak tv de bir köylü kadının gayri meşru bir ilişki iddiası içeren soruya verdiği ‘’ o benimle kocam arasında seni ne ilgilendirir ‘’ cevabı istisna olsa da bu millete nasıl sirayet ettirilmiştir ve izlettirilmiştir. Rtük ne iş yapar Allah aşkına. Aile bakanlığı ne ile uğraştığına bir baksa ya.

Kadını korumak başka yüceltmek başka. Her yüceltilen beşer zıvanadan çıkmaya teşne olur. Bunu bilmek için allameyi cihan olmaya ne gerek var? Kadını gereğinden fazla yücelten bir toplum ve çocuğunu yücelten aileler ya da çocuğunu kocasının önünde tutarak onu bile kocasına karşı bir koz olarak kullanmaktan geri durmayan anne kendi ayağına sıktığı manevi kurşunun acısın ilk sıcaklığında duymayacaktır elbette. Çocukların psikolojisi sadece kötü davranmakla bozulmamaktadır. Elbette her istediğini elde eden bir çocuk zıvanadan çıkmaktadır. Ya da babanın hayır dediğine evet diyen anne iyi bir şey yapmış olmuyor. Yahut bunun tersi olarak anneyi yok sayan bir baba elbette evde çaresiz bir anne ikame etmiş olmakla ailesinin ve aile kurumunu çökertmek için çabalamış oluyor.

Bu ve benzeri hatalar yüzünden çocuğunun psikolojisini evde bozup sonra da ilk toplumsal sorunda muhatabı suçlayan aileler yüzünden eğitim kurumları ve öğretmenler ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Sınıflarında genel anlamda yaşanan uyumu bozan bu türden öğrencilerin varlığı hem eğitim ortamını, hem diğer öğrencileri ciddi anlamda rahatsız etmektedir. Dolayısıyla erkek olmanın her geçen gün zorlaştığı, baba olmanın külfetinin ve dertlerinin her geçen gün artarak devam ettiği bir zamanı ve zemini yaşıyoruz. Yaşanan aile sorunlarından sonra hele bir de boşanmışsa erkek anasından doğduğuna pişman hale gelmektedir.

Tüm bu sorunlarla ilgili Allah ve Rasulü ne demiş, ne yapmış kimsenin umurunda değil. Hatta adı müslüman bir çok kişi kendilerine bu konuda nasihat edenlere dahi had bildirmekten imtina etmemektedir. İşine gelen yasal haklar; işine gelmeyen inanç sorumluluklarının önüne geçiyor. İslam’a göre evlenilmediği için islama göre de boşanılmıyor maalesef. Bu konunu uzmanları gereken bilgilendirmeleri fırsat buldukça yapmaktadır. Biz kısıca bilgi vermekle yetineceğiz.

1) Evlilikte verilmesi gereken mehir kadının malıdır. Ne kadar olduğu hususunu herkes kendi öğrenebilir. Ve bu örfe göre belirlenir. Bu mal hiç bir şekilde onun rızası olmadan alınamaz. Verir ve borç derse ödenmesi farzdır. Helal ederse kendi rızası ile mümkündür.

2) Boşanma dolayısıyla bir müddet ( evleninceye kadar vb. ) geçimini sağlayacak kadar bir mal verilir ki buna Mut’a denir. Diğer mut’a nikahı ile alası yoktur ve o caiz değildir. Bu da yine örfe göre belirlenir.

3) Bunun dışında meri hukukta yer alsa da verilmeye cebr edilen nafaka helal değildir. Aslında bu konu beni aşar ve işin uzmanlarını görüşleri önemlidir. Ancak bu mesele o hale geldi ki akıl isyanlara gidiyor. Erkekleri canından bezdiren ve mahkemelerde süründüren bu uygulama maalesef hala daha tutarlı bir şekilde ele alınmamış ve aile bakanlığı bunu daha da ileri noktalara taşınması mücadelesini verir gibi bir izlenim ortaya koyuyor. Özellikle her alanda iyileştirme çalışmaları olabildiğince yapılmaya çalışılırken ilelebet devamlılık arzeden nafaka uygulamasında ki yanlış ısrarla sürdürülmektedir.

Ailenin temeli ne kadındır ne de erkektir. Daha doğrusu tek başına hiç biri değidir bilakis her ikisidir. Yuvayı dişi kuş yapar ama erkekler için de bir dünya vazife vardır. Karşılıklı olarak hak ve sorumluluklar konusunda derli toplu olmayı öğrenmediği sürece bu toplumun vay haline…

Not: Sayın Aile bakanının katıldığı bir programda cinisyet eşitliği ödülü verildiği haberleri aklımızla alay gibi durmaktadır. Lütfen hassasiyet. Birazcık...

Vesselam

Selehattin DUMAN

04.06.2019 01:00