ajanskamu @ gmail.com

Dünya Kadınlar Günü ile ilgili yaygın görüşe göre, Amerika’da tarih 1911’in 25 Mart’ını gösterdiğinde Triangle Gömlek Firması’nın sekizinci katında yangın çıkar. Asansörlere, yangın merdivenlerine koşan kadın işçiler çalışır haldeki tek asansör ve yangın merdivenlerine açılan kapılar kilitli olması nedeniyle 129 kadın işçi  feci şekilde can verir. Hayatını kaybedenlerin arasında 48’i sendika üyesidir. 1910 yılında toplanan Sosyalist  Enternasyonalde. Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirir ve öneri oy birliğiyle kabul edilir. 8 Martta ölenlerin hatırları okunması anılması elbette saygıyla karşılıyorum. Fakat bu günün inanca ve kutsal değerlere hakarete dönüşmesini makûl ve anlamlı bulmuyorum. 

Ben Anadolu’nun imanlı toprağında yetişen kızlarıma soruyorum;
Dünya Kadınlar Gününde ezanı susturmaya çalıştığınızı izliyorum ekranlarda yavrucuğum. İçim yanıyor gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. Ezanlar hangi özgürlüğünüzü çaldılar kızım. Hangi fabrikalarda ölüme kilitlediler sizi. Ezanı Muhammedî minarelerden yükselmeye başladığında, susmanı öğütlemedim mi sana canım kızım.
Sana neden Fatıma ismini vermişti baban, biliyor musun? Bir gün zorbalar babanın değerlerine, izzetine hakaret ederse savunman için yavrum. Yani Fatma’ya benzemen içindi kızım. Dedelerin Anadolu’nun imanla yoğrulmuş bu toprağında, ezanlar dinmesin diye kanlara boyandı kızım. Çanakkale de, Maraş’ta Antep’te Urfa’da. Kendilerini hak yolunda vatan, namus uğruna feda ettiler. Allah dediler, düştüler toprağa birer birer…
Ya sen Zeyneb’im Hüseyni kıyamın simgesi. İsminin iffet ve cesarete karşılık geldiğini nasıl unuttun öyle? Mescidlere ağır aksak felaha koşan babanı hatırlayamadın öylemi? Sen o babanın evladı, gözünün nuruydun unuttun mu kızım? Baban sana Kurtuluş Savaşının kahramanlarını Fransız komutanın haykıran Maraşlı Abdal Halil Ağayı anlatmadılar mı yoksa? İşgalci Fransız komutanın kasnağını altınla dolduracağım şeklindeki onursuz teklifi karşısında; ‘Evet, ben eğlenmek için davul çalarım komutan. Fakat bu din bahsidir tek bir çomak dahi vurmam, vuramam’’ dediğini unutturdular mı sana? Ezanlar göğe yükselirken, ıslık ve davul çalanlara dönüp ‘çalamazsınız’, bu yükselen ezandır diyemedin mi? Aklına kutsala saygın gelmedi mi yavrum. Kulağına okunan ezanlar da mı gelmedi canım yavrum.
Daha dün 15 Temmuz da vatanı işgale kalkışan soysuzlara, minarelerden okunan direniş selalarını hatırlamadın mı yavrucuğum. Ezanların sıradan insanları nasıl kahraman dönüştürdüğünü hatırlayamadın mı kızım? Sahi arkadaşlarınızın dünyayı sömüren emperyalist batıya bir çift sözü yok mu yavrum? Gönül coğrafyamızda, her gün zulüm ve katliamlar gerçekleştiren Sam Amca’ya, uşaklarına itirazınız yok mu sizin?
Ne olur bağışla beni, belki de duyamadım. Mazlum Filistin’i savunurken buldozerle ezilen Rachel Corrie de andınız mı?. Ya da bebekleri büyük kurşunlarla öldüren Yahudi askerlerini lanetlediniz mi? Peki Rabia meydanında daha 17 sinde şehadete yürüyen cennet meleği Esma Biltaci’yi de andınız mı yavrucuğum. Cezaevinde esir babasının, gözyaşlarıyla yazdığı mektubunu da okudunuz mu kızım? Ya Firavunlar ülkesinde, hamileliğin bitiminden sonra idama giden anne yerine kime sarılacağını da, bebeklerin feryadını da haykırdınız mı? Söyle kızım, dağlansın yüreğim..
Hacı FİDAN/Maarif Müfettişi