ajanskamu @ gmail.com

Din, dünyada yaşanır, âhiret dünyada kazanılır. Dünya bir imtihan alanıdır, o yüzden dünya, âhiret için yaşanmalıdır..

 

Kur'an, dünya hayatı karşısında mü'minlerin nasıl bir tavır takınacağını açıklar. Dünya hayatının İnsanı aldatmaması için insanı sık sık uyarır (Münâfikûn, 9; Fâtır, 5).

 

Bütün insanlar, yarın için ne hazırladığına, ölürken yanında sâlih amel olarak ne götüreceğine bakmalıdır; dünya hayatı şüphesiz ki bir gün sona ericidîr (Haşr, 18).

 

İslâm, her konuda olduğu gibi bu konuda da insan hayatına ve arzularına bir denge getirmektedir.

 

Allah'ın insanlar için yarattığı nimetleri, zînetleri ve geçimlikleri, kimsenin yasaklamaya ve haram kılmaya hakkı yoktur. Ancak insan bu zînetleri helâl yoldan aramalı, harama harcamamalı, mal ve makam ile şımarmamalı, malı ve makamları, haksızlık aracı olarak kullanmamalı, mal ile meşgul olarak Allah'tan ve âhirete hazırlanmaktan uzaklaşmamalı, üzerinde (zekât, sadaka ve nafaka gibi) hakkı olanların hakkını vermelidir.

 

Rasulullah Efendimiz Hz. Muhammed (sav), dünyadan yüz çevirerek, devamlı ibadetle meşgul olup, kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını bile karşılamayan sahabelerin tutumunu tenkit ettiği gibi, dünyalık ve mal sevgisini kalplerine yerleştirip kulluk görevlerini ihmal edenleri de uyarmıştır.

 

Dünya hayatı ve âhirete hazır olma arasında bir denge olmalıdır.

 

İslâm'ın hoş görmediği 'dünya hayatı', insanı Allah'tan uzaklaştıran yaşama anlayışıdır. Mal, servet, makam ve mevki tutkusu, şöhret hastalığı, şehvetlere esir olma, lüks ve israf anlayışı, malla şımarma ve dünyalıklara köle olma akılsızlığıdır.

 

Dünya hayatına ait şeyleri amaçlaştırıp ilâh haline getirme, mal ve makam peşinde koşmaktan başka bir hedef tanımama, geçimlikleri kutsal hale getirme,  insanın yaratılış amacına uygun değildir.

 

Dünya hayatı, tercihlerimizden ibarettir!

 

Biz, kötülüğe karşı iyiliği, karanlığa karşı aydınlığı, eğriye karşı doğruyu, faydasıza karşı faydalıyı, batıla karşı Hakk'ı, müfside karşı muhlisi tercih edelim!

 

Elimizden, dilimizden, yaptıklarımızdan, insanların emin olmaları için kendimize doğru istikamet verelim!

 

"Allah’ın ipi"ne sımsıkı tutunalım!

 

Eğer her işimizde öncelikle Allah’ın rızasını ararsak, “kalu bela"da Allah'a verdiğimiz söze sadık kalırsak, Allah Azze ve Celle, “bizi yeryüzünün varisi kılmak ister!". “Bizim ellerimizle zalimleri cezalandırır ve mazlumlara yardım etmek ister."

 

Allah’ın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur!

 

Kim Allah'ın emirlerine karşı gelirse, yasaklarını işlerse, öğütlerini tutmazsa hem dünyada, hem âhirette rezil ve rüsvay olur!


Hüküm Allah'ındır!

 

O’na isyan edenler, O’na başkaldıranlar, O’na savaş ilan edenler, asla kazanamazlar!


Allah ihmal etmez, imhal eder, yani mühlet verir!

Hak sillesinin sedası yoktur,
Bir vurdu mu, devası yoktur!

Hiç bir Müslüman toplumun, Allahın rızasına aykırı hareket etme hakkı yoktur. Bu bir isyan olur. İsyan eden, vakti gelince belasını bulur!


Acilen kendimizi muhasebe ederek toparlanmaz isek, topyekün helakimiz uzak değildir!

 

Kıyısına geldiğimiz ateş çukurunun kenarından  kurtulmak için, iş işten geçmeden bir şeyler yapalım. "Allah’ın ipi"ne tutunalım ki, Allah’ın yardımı bize ulaşsın!

 

Allah cc, cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez!

 

Biz, doğrularla, akıllı, dürüst, bilgili, cesur insanlarla birlikte olursak, Allah’ın yardımı o zaman bize ulaşır.

 

Biz, Allah’ın dostlarını dost edinelim, şeytanın dostlarından uzak duralım. Unutmayalım ki, bu dünyada kimlerle berabersek, öbür dünyada onlarla beraber olacağız.

 

Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Bizim için bir imtihan yeridir. “Haddi aşmak”tan sakınalım. Şeytanın yalanlarına kanmayalım, nefsimize hoş gösterdiği yoldan gitmeyelim!

 

İhtirasla istediğimiz her şey, imtihanımız olur!

Malımız, canımız, çocuklarımız, sevdiğimiz ne varsa, o, bizim için bir “fitne”, zor bir imtihan olabilir. “Dua ile istenen bela”ya dönüşebilir. Para, pul, makam, şehvetle istediğiniz ve “amaç” haline getirdiğiniz her şey, bir puta dönüşebilir.

 

Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah, hayır murad etmiş olabilir. Biz bilmeyiz, Allah bilir!

 

Biz, Allah’tan “hayırlısını” isteyelim. “Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil” diyelim. Allah’ın “Bize Hakk'ı Hak, batılı batıl göstermesini” dileyelim!..