cekapan @ gmail.com

HAZİNE

Geçtiğimiz hafta ülkemde iki önemli gündem vardı. Maalesef birincisi orta yaş ve üstüne hitap etti, ikincisi ise gençlere. İlki Mevlidi Nebi haftası ikincisi ise Black Friday yani Kara Cuma. Aslında kurnaz halkım belki tepki çeker diye reklamlarda adını Cuma Festivaline çevirmişti bu çılgınlığın ama neticede ikisi de aynı şey.

 Belki bana da kızan olur ikisini nasıl kıyaslarsın diye ama maalesef gördüğümü söyleyeceğim; Mevlidi Nebi etkinlikleri gençlerin gönlüne ve gündemine Kara Cuma kadar giremedi.

Peki, ama neden gençlere ulaşamıyoruz? Sunumdaki hata ne? Kara Cuma’daki cazip olan ne?

Kara Cuma, Vahşi Kapitalizmin diğer adıdır.

Vahşi kapitalizm, tercihte bulunmanızı sağlar, seçenekler sunar, size kendinizi özgür hissettirir. En iyi pazarlama size bir ürünü zorla satmak değil sizin o ürünü cidden istemenizi sağlamaktır. Sorular sordurtur. Apple mı Samsung mu? İos mu Android mi? Xbox mı Playstation mı? Ölüm mü insanca yaşamak mı?

Son soru cidden ölümcüldür zira sizin için olmasa da bu soruların ardında birileri için bir çizgi hayatın tam ortasından geçer “ÖLÜM MÜ KALIM MI? “

Vahşi Kapitalizm, açlıktan birbirini yemiş insanların korkularıdır. Hayatta kalma mücadelesidir. Doyumsuzluktur.

Bu sistemde devletlerden çok, çok uluslu şirketlerin sözü geçer. 

Vahşi Kapitalizm, 500'e yakın insanın öldüğü bir depremi TV aracılığıyla halka ulaştırırken araya reklam sokuşturmaktır. 

Hepimizin kıyasıya eleştirdiği, şikâyetçi olduğu ama mükemmel bir şekilde uyum sağlamış olduğumuz sistemdir, Vahşi Kapitalizm. 

Vahşi Kapitalizm Kara Cuma’dır. ( Normalde Şükran gününden sonraki Cuma günü, ABD’deki marketler kepenklerini erken saatte açarlar ve geç saatlere kadar da müşterilerine hizmet vermeye devam ederler. Bu hep böyle sürmüş. Fakat sonradan bu yoğun çalışma temposuna indirim kampanyaları da eklenmeye başlamış. İndirim kampanyalarının işin içine girmesiyle birlikte, alış verişe olan talep de artmış. Bu talep artışı, Şükran gününden sonraki Cuma günlerinin aşırı yoğun geçmesine neden olmaya başlamış. Öyle ki 1961 yılında Philadelpihia’da insanlar yoğunluktan adım atamayacak hale gelmişler. Trafik yüzünden araçların yerlerinden kıpırdayamadığı ve yoğunluktan insanların birbirini ezdiği o yıl, bu etkinlik Black Friday olarak anılmaya başlanmış.)

Her yol mubah, "Ne olursa olsun daha fazla kâr et" öğretisinin daha da vahşileştireceği, dişlerini daha da sivrileştireceği bir kavram, Vahşi kapitalizm. 

İşte Kara Cuma, jan jandır, renktir, cümbüştür, ışıl ışıldır. Tüketirsen, indirimi yakalarsan sonunda mutlu olursun.

Mevlidi Nebi haftasında bizler nasıl yaklaştık gençlere?

Camide bulduysak camide, okulda bulduysak okulda vaaz verdik, nasihat ettik.

Bilgisayar oyununu elinden alıp resimsiz, renksiz kitaplar verdik.

Yüzüklerin Efendisini, Harry Poter’ı izlerken televizyonun kanalını değiştirdik, her yıl her kanalda birkaç kez gösterilen Ramazan Ayının milli filmi Çağrı’yı açtık ama hiç sorgulamadık, neden onlarca yıldır başka bir Çağrı daha çekemedik?

Benim her söylediğimin doğru olduğunu iddia etmiyorum. Hatalı da konuşuyor olabilirim ama içimden gelenleri söylüyorum.

Gençlik ne istiyor, ne söylüyor, ne okuyor, ne izliyor, ne dinliyor… İlgilenmedik.

Hep ket vurduk, elinden aldık, kapattık, yasakladık, nasihat ettik.

Biz camilerin altına Gençlik merkezleri yapacağımıza, marketler yaptığımızda kaybettik gençliği.

Bilmeden kahvehanelere, bilardo salonlarına ittik onları. Gencin diliyle konuşmadığımızda koptuk birbirimizden.

Dünyanın bir köye, hatta bir eve dönüştüğü bir çağda "Kimi Örnek Almalı?" sorusunun cevabı çok önemliydi oysa. Çağımızın örnekleri, rol modelleri(dizilerin, kliplerin başrolündekiler) uzun ömürlü değil. Renkleri çabuk soluyor, eskiyor, ufalanıyor... Toplum öğütüyor örnekleri. Örnek çöplükleri öbek öbek yükseliyor. O hâlde eskimeyen, değişmeyen, solmayan bir örneğe ihtiyacımız var. Öyle bir örnek ki, kutuplardan çöllere, şehirlerden köylere herkese yakın, herkesin kendisi olsun.

Örnek insan; değiştiren, dönüştüren, insanları karakter ve davranışlarıyla etkileyen ve çevresine pozitif enerji veren merkez insan demektir.

Bizler için de en büyük model Hz. Muhammed Mustafa  (S.A.V.) her zaman ve mekân için herkesin örneği ve rehberidir.

Genç, anime (Japon çizgi romanı) okuyorsa öyleyse biz de peygamberimizin hayatını çizgi romanlarla anlatmalı, Bilgisayarla oyun oynamak istiyorsa peygamberimizin davasını, sahabelerin hayatını öğretecek bir bilgisayar oyunu hazırlamalı, büyük projeksiyonlu filmler, diziler yapmalıyız.

Yaptığımız filmler yüzüklerin efendisinden daha iyi olmalı, Aşkı memnudan daha fazla seyredilmeli… Ama bu oyunların, filmlerin, dizilerin sonunda bir davranış kazanmalı gencimiz. Sanal ortamdan çıkıp ailesini, çevresini, kendisini keşfetmeli.

Genç kelimesi, Farsçada “HAZİNE” demektir.

Gençlik, nimettir, berekettir, hazinedir, enerjidir, cesarettir, sermayedir, gelecektir, ömre bedeldir, ekip biçme vaktidir, imtihandır…

Kanın delice coştuğu bir dönemde sağlam kalmak, ahlak ilkelerine riayet etmek, ailevi bağları güçlü tutmak, ilimle, bilgiyle meşgul olmak her babayiğidin karı değildir. 

İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz; “Gençlerimizin merhametli, duyarlı bir kalbe sahip olmalarını istiyoruz. Gençlerimizin aklıselim sahibi olmalarını arzuluyoruz. Akıllarını iyi kullanmalarını istiyoruz,

Onların zevki selim sahibi olmalarını istiyoruz. Yani sanata, edebiyatı, şiire, estetiğe yönelik duyguları olsun istiyoruz. Hayatı, kâinatı, okumayı sevsinler, semayı seyretsinler. Tabiata baksınlar, yeşilliği seyretsinler. Sonbaharın güzelliklerinden haz alsınlar.

 Hiç dikkat ediyor musunuz? Şu anda bunların hiçbiri gençlerini ilgisini çekmiyor.

Özellikle bu sosyal medyayı kullanan gençler, orada bu ihtiyaçlarını karşıladıklarını düşünüyorlar.

Oysaki Allah, aklımızı kullanarak evrenle, kâinatla iletişim kurmamızı istiyor.

Çünkü insanoğlunun, ilgiye, sevgiye ve dostluğa ihtiyacı var.

Bu ihtiyacı sanal ortamlarda değil, doğal ortamlarda karşıladığı zaman güzel.

Onun için çocuklarımıza hayatın sadece bu dünyada yaşadıklarımızdan ibaret olmadığını bunun dışında bir ebedi hayatın olduğunu anlatmalıyız.

İnsanın da sadece bedenden ibaret olmadığını, gerçek manada kimliğin ruhla ortaya çıktığını onlara öğretmeliyiz. O ruhun, akli selim, kalbi selim ve zevki selimle donanması halinde bir anlam ifade ettiğini onlara anlatmayız." diyerek aslında benim söylemek istediğim birçok şeyi söylemiş.