cvtykgm @ gmail.com

 

          Ergun Göknel’i siz hatırlar mısınız?

          Nurettin Sözen’i nasıl bilirsiniz? Ya da ne kadar tanırsınız?

          Murat Karayalçın’ın Ankara’sında hiç bulundunuz mu? Sahi o günlerde Ankara’ya yolu düşüp te lanet edercesine şehirden kaçanların varlığı ne zaman unutuldu?

          Mesele ne İmamoğlu meselesi ne de Yıldırım ya da Erdoğan meselesi olmadı ki hiç bir zaman. Devletin elini kolunu bağlamak isteyenler hiç bir zaman kendilerine çalışacak birilerini bulmakta zorlanmamışlardır ki. Ya da millet tüm bu tiyatrolar sergilenirken ne Erbakan bulmakta ne Erdoğan bulmakta zorlanmadı ki. Sadece zamansal aksaklıklar ya da aksatmalar yaşandı o kadar.

          1994 yılında yaşanan devrim ve değişimin sadece bir başlangıç olduğunu herkes biliyordu. Onun için yapıldı tüm ihanet oyunları. Kendi içimize bakarken hep eskileri unutmuş olmanın ya da karşımızdakilerin hesap defterlerinin kırık notlarla dolu oluşuna yoğunlaşma hatasını işleyip duruyoruz. Aslında önümüzde duruveren basit parçaları birleştirmekten acze düşüşümüzdür asıl problem.

          Devlet olarakta millet olarakta hala safiyane bir uğraş verip duruyoruz. Özellikle muhataplarımızın ne dediklerine odaklanmamak ya da tabanda söylenenlerin ne kadar manasız / saçma sapan olsalar da dikkate alınması gereğini ihmal etmenin faturasını ödüyoruz diyebiliriz. Ne kadar saçma olursa olsun dediğimizin altında bir hakikat yatıyor onu da ifşa edelim şimdi. Muhalefetin icraat bile yapmadan başarılı olmasının tek sebebi bizim hala işlerin sadece çalışmaktan ve başarmaktan ibaret olduğunu sanmamızla bir ilgisi olduğunu düşünemeyişimizle bir ilgisi olduğunu değerlendiriyorum.

          Bu maalesef bireysel planda dahi çok defalarca yaşanmıştır. Koca bir devleti yönetirken içeriden ihanete bile rıza göstermiş olanların olduğunu / olabileceğini göz göre göre ihmal ediyoruz maalesef. Hala daha vazifesi başında ki bir çok devlet personelinin hain Fetö mensubiyeti dolayısıyla cezaevine atıldığını veya göz altına alındığını her geçen gün bir dünya sayı eşliğinde görüyor olmamız dahi bizi uyandırmaya yetmiyor. Koskoca bir seçim ve bir büyükşehir ellerimizden çalınırken durup öylece seyretmişiz adeta.

          Bu aymazlığın sorumlularından ayrıca hesap sorulmalıdır. Hem yasal hem vicdani bir vazifedir bu. Üstüne üstlük seçimde hırsızlık yapanları hala daha meydanda cesurca konuşabiliyor olmaları dahi bizim derdimizi yeterince anlatamadığımızı ve acze düştüğümüzü gösteriyor olduğuna dikkat edelim lütfen. Yapılan hizmetleri dahi yeterince savunamadığımızı, anlatamadığımızı ve hem de önümüzde bir büyükşehir vasfı kalmayacak kadar kötü yönetilen başta İzmir gibi Chp’li belediyeler varken bunu yapamıyor oluşumuz da işin cabası.

         Chp ve tüm yandaşlarının, Hdp olsun İp olsun yalanlarının bizim doğrularımızdan daha güçlü bir kabul görüyor oluşu da yine bizim zaafımızdır. Doğru; tarihi boyunca hiç bu kadar yanlış savunulmamış, yanlış ise hiç bu kadar doğru bir biçimde sunulmamıştır dünyanın hiç bir yerinde. Bazen Allah’ım aklıma mukayyet ol demekten kendimi alamıyorum. Adamlar hırsızlıklarını hak olarak sunarken, bizim hakkımızı hırsızlık diye yedirirken biz hala kendi saf argümanlarımızla debelenip duruyoruz. Nasıl mı?

         Onlar;

         Başkanlığımız çaldınız diyor.

         Biz;

         Oylarımızı çaldınız diyoruz. Kamuoyu onların iddiasına inanıyor çünkü açık seçik görülen bu. Oyları çalındığı hususu bizi ikna ediyor ama beri tarafın kulağı duymuyor milletin kulağına ise kendi bildiği ezgiyi okuyor.

         Onlar belediye elimizden alınıyor, mağdur ediliyoruz diyor. İnandırıyorlar. Çünkü ortak bir dille haykırıyor, kendilerini parçalıyor. Somut veriler koyuyorlar ortaya. Mazbata vardı aldılar diyorlar.

         Biz asıl mağdur biziz diyoruz kimse inanmıyor. Zaten kaybedilmiş bir belediye ve belgelendirilemeyen iddialar var elimizde. Sayılar bile yeterli gelmiyor izah için, ikna için.

         Yirmi beş yıl önce ki İstanbul unutuldu be kardeşim. Bugün senin çalışıp çabalayıp kurduğun, büyüttüğün İstanbul’u, kaynaklarını, imkanlarını istiyorlar adamlar. Çaresiz izleyecek değilsin elbette. Adam demokrasiye darbe yapılıyor diyor. Millete de yediriyor bal gibi.

         Halbuki İski Eski Genel Müdürü Ergun Göknel’in karısı kızmasa ortaya çıkma ihtimali bile olmayan bir yolsuzlukla sarsılarak ve batak içinde bırakarak devretmek zorunda kaldıkları bir belediyeyi değil mamur bir şehrin belediyesine ve belki de açgözlülükle talan etmek emeliyle milleti kazıklamak üzere ama güleryüzle talip olurken çalmış olsa da o oyları sevimli geliyor. Sen yaptığın kazanımlar zayi olmasın diye ve millet adına öfkelenince onun ekmeğine yağ sürülüyor. O sevimli mağdur sen statükocu ve mağruru oynayıveriyorsun.

          Alanı iyi görmek, okumak ve ona göre tavır belirlemek gerekiyor. Psikolojik ve psiko terapi desteği aldıklarından adım gibi eminim ben. O kadar mülayim konuşmalarla, o kadar ağır laflar ediyorlar ki millet hak veriyor farkında olmadan. Alan savunması yapma psikolojisinden kurtulmak gerekiyor. Bu gün sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları biraz o istikamette oldu ama devamı gelmelidir. Chp için her sözcüsü üzerine düşeni ve verilen vazifeyi çok profesyonelce yerine getiriyor. Ak Parti ise alabora olmuş tekne gibi her bir ağızdan başka bir tarzda ve farkında olmada itici bir üsluba mahkum ediliyor.

          Bu güne kadar ki Ak Parti’ye ait tüm başarıların arkasında sadece millete gülen bir yüzün varlığı gerçeğini unutmamalıdır tüm parti temsilcileri. Dünyanın tamamının tarafı belli iken ülkenin ihtiyacı ise tüm siyasi partilerde bulunması gereken elbette sağduyulu siyasetçilerdir. Daha dün çalışmayan Tramvay’ın mucidi Chp’li İstanbul belediyesidir. Bitmeyen Metronun kaşifi Chp’li Ankara belediyesidir. Arınmayan suyun sakisi Chp’li İzmir belediyesidir. Ödenmeyen maaşın ya da ipotekle ödenebilen maaşın mahiri Chp’li ( İzmir, Muğla, Kırklareli, Hatay, Çanakkale, Aydın, Tekirdağ, Edirne ) belediyeleridir.

         Sadece 31 Mart’tan bu yana Chp’li belediyelerde işten çıkarılanların, sendika değiştirmeleri için baskı yapılarak bimlerce işçinin sendika değiştirdiği haberleri bile yeterince anlatılsa ne İstanbul için ne de başka yerlerde ki belediyeler için kaybetme ihtimali kalmayacaktır. Ama gel gör ki hala savunma yapılmakta hala İstanbul Büyükşehir belediyesinde ki danışmanın işten atılmadığı bilgisi için basın açıklaması yapmak zorunda kalındığı gerçeği le karşı karıyayız ne yazık ki.

         Son söz yerine bir de Türkiye İttifakı fikrinin yeterince ele alınmadığının üzerine bir kaç kelam edelim. Sadece İstanbulda yüz bin oy almış olan bir SP var ve her ne kadar 31 Mart’ta diğer tarafta yer almış olsa da birliktelik sağlanma ihtimali mutlaka değerlendirilmelidir. Halen İBB çatısında iş sahibi olan ve eski, yeni, yeniden Milli Gürüşçü çalışanların varlığı ve onların da iş tehlikesi göz önüne alınınca netice elde etmek o kadar da zor görünmemektedir.

         Ne kadar sol parti varsa hepsiyle hatta Dsp ile bile bugün görüşme yapan bir Chp’nin varlığı dikkatle takip edilmelidir. Binler civarında oy almış partilere bile temas etmekten imtina etmiyorlar ve bu sefer kesin almak için her şeyi yapıyorlar. Hatta 31 Mart öncesinde sahip olmadıkları bir umut, inanç, azim ve özgüvenle bu çalışmaları yürütüyorlar.

          Bu seçimde Hüda Par ekibinden yeterince istifade edilemediği de düşünülürse yapacak / yapılacak / yapılması gereken çok iş var demektir Türkiye İttifakı adına.

          Günün geçer akçesi belli oldu ki;

          Hamaset değil Letafet

          İcraat değil İknaat (bir çok açıdan ikna edilmesi gereken insan)

          Başarı değil Laf Cambazlığı

         Ciddiyet değil Tebessüm

         Beka değil Çil Akçe (Ekonomi, patates, soğan, EYT…)

         Hatta acısı şudur ki vatanperverlik değil ne pahasına olursa olsun İhanet. (15 Temmuz, Fetö, Pkk, Ypg vs.) Öyleyse şu sevimli gelmeyen Beka kavramını bir müddet gündem dışı tutalım deriz. Eğer dış güçler buna müsade ederse tabi. Bu arada Pkk eylemleri de bir müddet sükunete uğrayacak belli ki !… Her şey zaten güzeldi ta ki bu güne kadar. Muhalif kanadın iddiası bile olmadığı bir belediyeyi alma ihtimali ortaya çıkıncaya ve bu bir şekilde sağlanıncaya kadar. Elde edilen bu şaibeli başarı bile var olan güzelliklere gölge düşürmeye yetti.

          #HerŞeyZatenGüzeldi Ta ki…

          Vesselam

          Cevat YEK

         10.05.2019 03.55